Düşünce Akademisi'nde 2. Hafta Geride Kaldı

0
145

Anadolu Öğrenci Birliği Düşünce Akademisi 2. hafta dersleriyle devam etti.

Anadolu Öğrenci Birliği Düşünce Akademisi 2. hafta dersleriyle devam etti. Bu hafta akademide Ramazan Kayan, Mehmet Benli, Prof. Dr. Ömer Aydın ve Cengiz Çakmak hocaların dersleri vardı.

 

Derslerde anlatılanlar ise kısaca şöyle:

 

Birinci kademenin ilk dersi Ramazan Kayan Hocamızındı. İslam düşüncesini, ana hatlarıyla ele alarak, düşüncenin esas kökünün olan ‘’fikir’’ tanımlanmasıyla derse giriş yapıldı; 

 “‘Fekere’ kökünden türeyen tefekkür eylemi pozitif tefekkür (yaratılış amacına yaklaştıran)  ve negatif tefekkür (yaratılış amacına uzaklaştıran) olmak üzere ikiye ayrılır:

– Kur’an ve sünnetle örtüşen fikirler doğrudur.

– Düşüncenin ekseninde tevhid olmalıdır.

Kur’an-ı Kerim’de 29 yerde ‘’tefekkür, tedebbür, tezekkür, tefakkur’’ kelimeleri geçmekte ve bizlere 1421 yerde ‘’Düşünmez misiniz?’’ diye sorulmaktadır. Nahl Suresi 11. Ayette de belirtildiği gibi bizim erdemimiz tefekkürdür.

Düşünceyi elde edebilmenin 3 yolu vardır: 

1. Havası hamse: 5 duyu organının gizli boyutu

2. Haberi sadık: merkezinde Allah vardır

3. Aklıselim

İslam Düşüncesi rabbanî ve ilahî bir düşüncedir, beşerî değildir. Bu sebeple insan karakterine en uygun düşünce şeklidir. İnsan bu düşünceyle özdeşleşmiştir. Bu düşünce bütüncül yaklaşır. Sadece kalbe, beyne, ahlaka değil bunların hepsine hitap eder. İslam’ın dışındaki diğer yaklaşımlar parçacıdır. Mesela materyalistler bedene, Hindular, Budistler ruha hitap ederler.

Filozoflar ile peygamberler arasında farklar vardır. Felsefe soru sorar, peygamberler de sorulara cevap vermek içindir. Filozoflar çözümleme yapar, peygamberler çözüm üretirler. İşte fark buradadır! Biri beşeri (sınırlı) diğeri ilahidir.

İslam düşüncesinin iki boyutu vardır: 

– Zarurî tıbbiye denilen, dinin esaslarını teşkil eden vahiyle sabitlenmiş, kabul isteyen boyutu

– İstihsan ve istishab denilen, ictihad konusu olan boyutu

  

وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ أَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فِي أَصْحَابِ السَّعِيرِ  (Mülk Suresi 10. Ayet)

‘’Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler. ‘’

Akıl gözdür, vahiy güneştir. Aklın ışığı ise Kur’an-ı Kerim’dir.

Aklın 3 gücü vardır:

1. İfrad: aşırı akılcılık

2. Gabavet: anlayışsızlık, algıları kapatma durumu

3. İtidaf: Akletmek – fikretmek – fehmetmek

Akılda ahlakîlik gerekir. İşte o da bizi hikmete taşıyacaktır.

Bizim amacımız hikmeti yakalamaktır.

 

Önerilen kaynaklar:

– Seyyid Kutup, İslam düşüncesi, Dünya yayınları

– Muhammed İkbal, İslam düşüncesi, Külliyat yayınları”

 

Birinci kademe ikinci dersinde ise Mehmet Benli ile Tarih Okumaları dersi yapıldı. “Tarih nedir? ” sorusuyla başlayan ders, okumaları kolaylaştırması ve anlaşılır kılması için gereken bazı tanımlamalarla devam etti.


” Tarih, kendi iç sorunlarını inceleyen bir bilimdir. Geçmiş ve günümüz arasındaki diyaloğu sağlar. Aslında geçmişle bugünün ilgilenmesidir. Tarih insanı akıllandırır. Malazgirt’ i, Cumhuriyet’ i, Osmanlı’ yı, Tanzimat’ı anlamak ve onları şiirlerden, masallardan, makalelerden okumak insanı geliştirecek olan şeylerdir.

İkinci kademe de bu hafta, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi olan Prof. Dr. Ömer Aydın ile birlikte İslam İnanç Esasları konusuyla başladı. Din kelimesine vurgu ile başlayan ders, tanımlamaları ve Ömer Hoca’nın ders arasında öğrencilere sorduğu bazı sorular üzerinden devam etti.

 

’’Allah tarafından gönderilen ilahi kanunlar’’ olarak tanıtılan ve bugün hem hak hem batıl için kullanılan ve en kıymetli varlığımız olan din kelimesine örülü ve verili din geçmişimizde yer alan insanların yorumları karıştı. Din adına kullanmaya başladığımız kavramlar, mezhepler, bir takım kurallar ve programlar ortaya çıktığı için bu kurallara uyabilsek bile bunları değerlendirmek zorundayız.

 

Allah bu dini sadece ilahiyatçılara, diyanete  bırakmadı. Tüm inananların sorumlu tutulduğu “Emri bil maruf nehyi anil münker” i  yapabilmek için ve de bunda başarılı olabilmek için de, öncelikle tüm bunları kendi hayatımızda yaşayabilmeliyiz.  Bu dini anlamalı ve içselleştirmeliyiz. Savunduğumuz şeyi, yaptıklarımızla,  ‘iyilik’lerle yaşamalıyız. Tek modelimiz var; Hz. Peygamber. O, sözleriyle olduğu kadar davranışlarıyla da etkiliydi. O’nun güvenilirliliği, insanları kabile kabile, devlet devlet bu dine getirirdi. 

İman, bizi vahdaniyete götüren yolda ilk adımdır ve bizim için bir sigortadır. İman çerçevesinde kullanılan bir diğer kavramsa İslam’dır. İslam ise bir dindir ve ikisi insana aynı anda gelir. Mensup olduğumuz halde mezhep imamlarının kitaplarını bilmeliyiz. İman İslam ve din kavramları yeniden düşünmeliyiz. Bundan sonra bu ders için takip edilmesi uygun görülen kitap ise Prof. Dr. Ömer Aydın’ın İslam İnanç Esasları adlı kitabıdır.

 

Geçen yılın son dersinden sonra ilk dersi heyecanla beklenen Cengiz Çakmak Hoca, ikinci kademenin ikinci dersiyle Felsefe Okumaları ile akademiye bu yıl da etkili bir giriş yaptı.

 

“Ontos, hakikat, akıl, özne, ahlak kavramlarını modern öncesi, modern ortası, modern sonrası  ve İslam dönemleri üzerinden geçirdikleri değişimleri dikkat çekici. Modern akıl, bugün ulaştığı noktaya gelirken bazı kayıplar vermiştir. Bunlar; varlık ve maneviyatın kaybı, hakikatin kaybı, işletmeci aklın ön plana çıkmasıdır.  Varlık kavramını kaybeden insan doğal olarak onun yerine maddeyi  getirmiştir. Maddenin egemenliğine  giren insan rahatını bozmak istememiş  ve   bunun sonucunda  düşünme yetisini de kaybetmiştir. Düşünemeyen insan en sonunda  özgürlüğünü de kaybetmiştir. Hâlbuki modern dünyada insan düşünüyorsa filozoftur, düşünmüyorsa ahmaktır. Teknoloji insan hayatını etkilemiştir ve ihtiyaçlarını bile belirleyecek hale gelmiştir. Varlığı kaybeden insan yerine getirdiği hiçbir şeyden mutluluk bulamamıştır. “Tüm varlıklardan/ var olanlardan daha büyük, ufukların ötesine aşan aşkın bir varlığın yokluğunda, insanlar kendilerini Tanrılaştırır.” “