Ana Sayfa Kuruluşlar Anadolu Öğrenci Birliği Düşünce Akademisi İkinci Yarıyıl Başladı

Düşünce Akademisi İkinci Yarıyıl Başladı

0
Düşünce Akademisi İkinci Yarıyıl Başladı

Anadolu Öğrenci Birliği’nin düzenlediği Düşünce Akademisi, 25 Şubat Cumartesi günü ikinci dönem derslerine başladı.

Düşünce Akademisi, yüksek ilgi ve katılımla Anadolu Öğrenci Birliği İstanbul Genel Merkezi’nde gerçekleşti. Bu hafta için dersler, Türkiye Modernleşmesi  ile Felsefi ve Edebi Okumalar idi.

18. yüzyıl Osmanlı Dünyasına değinen Hüseyin Özhazar kısaca şunları konu edindi:

“Bu donemde Osmanlı devletinin sağlıklı bir dünya okuması yapamaması devletin çöküşünü hızlandıran en önemli sebep olarak görülebilir. Bu gerileme döneminin başlangıcı olarak 1699 Karlofça Antlaşması (ki buyuk ölçüde toprak kaybı yaşanmıştır), çöküş dönemine geçiş olarak da 1792 Yaş Antlaşması gösterilebilir.”

Sunumunda Edirne vakası üzerinde duran Özhazar: “2. Mustafa’nın Edirne’ye çekilip dünya işleriyle meşgul olmasıyla başlayan idari yönetiminde o dönemin Şeyhülislam’ı olan Feyzullah efendinin kendisi ve akrabalarının ağırlığını hissettirmesiyle tepkilerin yükselmesi ve sonuçta asker destekli halk isyanı çıkması diye tanımlayabiliriz. Tabi bu isyanda Edirne’nin başkent olacağı dedikodusu da önemli bir rol oynamıştır. (Esnafların ayaklanması- 20 bin asker + 50 bin esnaf)

Diğer önemli nokta; seferlere öncülük eden Osmanlı padişahlarının 2. Mustafa’yla beraber bu geleneği bozmaları durumu izah etmede yeterli görülebilir.” dedi.

Özhazar konuşmasına şöyle devam etti: 17. yy dan bahsederken Rusya’dan bahsetmeden geçemezdik. O döneme kadar ismi bile pek duyulmayan, kara devleti olan Rusya’da Romanovların başa geçmesiyle yaşanan büyük değişiklikler (ordu yapısı-idari yapı-sosyal yapı- tabi en önemlisi yeni bir dünya vizyonunun getirdiği dış ilişkilerdeki gelişim) ve Osmanlı devletinin Rusya’da yaşanan bu gelişmelere pek aldırış etmemesi bu kötü gidişata hız kazandırdı. Rusya’nın Çar Petro ile başlayan sıcak denizlere inme eksenli büyük güç olma politikasına duyarsız kalan Osmanlı daha sonra karşısına büyük güç olarak çıkan Rusya ile 200 seneye yakın suren savaşlara girdi. (Rusya’nın büyük güç olma yönünde attığı adımlar –balkanlarda Ortodoks din kardeşliği + Baltık denizine inme sureci ve İsveç’e karşı kazanılan zafer) İsveç’e karşı kazanılan zaferi en iyi açıklayan deli Petro’nun ‘ YENİLE YENİLE YENMEYİ ÖĞRENDİM’ sözü hala dilimizden düşmeyen klişelerden biridir.

Osmanlı devleti Rusya- Lehistan ve İsveç çekişmesinde pasif kalınca Rusların ekmeğine tereyağı sürmüş oldu.

Osmanlı ve Rusya’dan bahsederken kırım gibi mühim bir noktayı da es geçmemeliyiz. Rusya Kırım üzerinden Karadeniz’e açılmayı düşünüyordu.

Osmanlı devletinin Karlofçayla kaybettiği yerleri geri alma çabaları (mora yarımadasını ve Azak kalesini tekrar alması da bunun bir göstergesidir) birkaç savaştan çıkmış Osmanlı ordusunun Avusturya İmparatorluğuna yenilmesiyle bozguna uğramıştır. Ayrıca bu süreç Avusturya ile Rusya’nın yakınlaşmasına ve ittifak kurmasına sebep olmuştur.”

Hüseyin Özhazar “Bu dönemin diğer önemli gelişmesi ise Osmanlı İngiltere ve Fransa yakınlaşmasıydı. Bu yakınlaşma Osmanlıların Macarların ve Lehlerin ilticasını kabul etmesiyle başlamış ve Avrupa ülkelerinden destek görmüştür.” Diyerek sunumunu bitirdi.

 

Akademinin ikinci dersinde kürsüye Ümit Aktaş geçti. Kutsalın morfolojisi üzerine bir sunum yapan Aktaş kutsalın neliğini tartıştı. Aktaş Konuşmasında şu konulara değindi:

Kutsal: hakikatin dünyada yansıdığı anlar, mekanlar, insanlar…

Hiyerofani-Epifani

Kutsal olmayan (profan)

Laik ve Klerikıl ayrımı İslam dininde söz konusu olabilir mi?

Kutsallık anlık tecelli eden bir kavram mıdır?

Düalizm- İkili mantık (hiyerofani ve propan ilişkisi)

Aktaş “Oluşan tüm kutsal kavramların altında insanların hakikat arayışı içinde olmaları yatmaktadır. Yahudiliğin Allah inancındaki mutlak aşkıncılığa ve Hıristiyanların da mutlak içkinciliğe karşı İslam bunu tam anlamıyla ve eksiksiz olarak itidalli yolu takip ederek izah edebilmiştir. Tıpkı İmam Humeyni’nin şu sözünde olduğu gibi “İslam’ın siyaseti ibadet, ibadeti siyasettir’’ diyerek konuşmasını sona erdirdi.