Düşünce Akademisi Başladı

0
117

AÖB Düşünce Akademisi 2 Kasım’da genel merkezde başladı.

Anadolu Öğrenci Birliği Düşünce Akademisi 2 Kasım Cumartesi günü sevenlerine ve takipçilerine Anadolu Platformu İstanbul genel merkezinde kapılarını iki kademe olarak açtı. Yoğun katılımla gerçekleşen akademinin birinci kademesinde yazar Ümit Aktaş ile Felsefi Okumalar ve İstanbul Ticaret Üniversitesi hocası Prof. Dr. Ayşen Gürcan ile Esma-ül Hüsna, ikinci kademesinde ise sosyolog Mehmet Turgut ile Sosyoloji ve Ümit Aktaş ile Felsefi Okumalar dersleri yapıldı.

“Birinci ve ikinci kademe Ümit Aktaş derse, “toplumsal hareket ” ve “devrim” kavramlarını açıklayarak giriş yaptı;

Türkiye’de, “devrim”  kelimesi İran İslam Devrimi’nden sonra kullanılmaya başlanmış, “toplumsal hareketler” kavramı ise ilk önce 20.yy’ da batıda kullanılmaya başlanmış. İnkılap, devrim, toplumsal hareket zaten Kuran’da da geçen dini kavramlardır. Şuara 27.ayet ve Kasas 5.ayette de bunu açıkça görebiliriz.

Sadece ezilenler ve zulmedenlerden oluştuğu sanılan toplumun aslında en önemli ve oldukça büyük bir kısmını da oluşturan bir  “aradakiler” ve “dışarıdakiler” kısmı vardır. Tarih sahnesinde devrimciler olarak karşımıza çıkan bu toplum ne mazlum ne zalimlerdendir, ne de onların dışındadır; topolojik olarak bu iki sınıfın dışında kalmasına rağmen, ilişkisel olarak bu ikisinin arasında ve ikisine de eşit mesafededir. Peygamberler de ne mustazaf ne muktedirdi, çünkü her iki sınıf da kirlenmiştir; mazlum ezilmişliği içselleştirmiş ve kabul etmiş olarak zalim ise baskılarından vazgeçmeyerek kirli kalmaya devam eder. Hz. Musa’da zalim firavunun sarayında büyümüş olmasına rağmen mazlumlardan da uzakta yetiştiği, yani ortada bir yerde durduğu için devrimci oldu. Peygamberlik gelmeden önce Hz. Muhammed Daru’n Nedve de değildi ama ezilenlerden de olmadı, kendisi gibi arada kalmış toplulukla Hılfül Fudl’deydi. Aslında kendileri de bu iki sınıfın tam olarak içinde sayılmamış olmalarına karşın İbni Haldun’un da Marx’ın da toplumu iki kısma ayırarak bakan ezilenler- zulmedenler, bedeviler- hadariler sınıflandırmalarında hata vardır.

Aslında bütün devrimler dini olmasına rağmen insanlar Fransız Devrimi’ne tamamen milliyetçi, cumhuriyetçi ve laik hareketler olarak baktı. Bu devrim dünya çapında da milliyetçi devrimlere ve hareketlere ilham kaynağı olarak devam etti. Zorunlu dil eğitimi, halk ordusu, ulusal sınırlar ile homojen bir halk oluşturulmaya çalışıldı. Avrupa’da da önce keskin sınırlarla birbirinden ayrılan milli ülkelerin, zaman geçince aslında daha ekonomik olduğu gerekçesiyle aradaki sınırları kaldırmış olması başka bir milliyetçilik hareketini de ortaya çıkardı -Avrupalılık-.

Bize düşen ise ezilmişliği içselleştiren kayıp bir kuşak olmaktansa itirazları ortaya çıkaran cesur bir nesil olmalı ve yetiştirmektir.”

Birinci kademenin sıcacık bir sohbet havasında geçen ikinci dersin de Ayşen Gürcan ileydi;

“Konuşmasına kısaca özgeçmişine değinerek başladı:

“ 1990 yılına kadar hiç merak edip meal okumadım, ancak davranış araştırması amacıyla okumaya başladığımda bu sadece bir araştırma olmaktan çıktı ve mantığımda yerine oturmaya başlamasıyla hayatımı şekillendirdiğini fark ettim.”

Şimdiye kadar yaptığı çalışmaları, bu araştırmalarını anlattı. Bu çalışmaya göre insanın kendisine, yaratıcısına ve çevresine karşı sorumlulukları üçe ayrılıyor; Dikkat edilmesi gereken 3770 davranış ortaya çıkarılmış. Bunlardan 1052’si yapılmaması gereken davranışlar olarak belirtilmiş.

Kuran’da içinde el-insan geçen ayetler vurgulandı.”

İkinci kademe birinci dersinde ise kısa bir konuşma yapan Mehmet Turgut sosyolojiye genel bir giriş yaparak derse başladı;

“ Allah ve insan arasındaki ilişkide önemli bir faktör olan aklı doğru bilgilerle yönledirmemiz ve kullanmamız gerekir. Bilgi bizi Allah’a ulaştıran bir araçsa ve akılla salih amele dönüşüyorsa bu dünyada bir kardeşlik toplumu inşa edebiliriz.”

Onile Bülten