Dürümlü’de yakılan Kürtçe ağıtlar ve Kalbi kurumuşlar – (Cemile Bayraktar)

0
136

Tabutların başında feryatları arşı titreten Dürümlü köylülerini görünce aklıma Demirtaş’ın CNN ekranlarındaki barış, kardeşlik sloganları geldi. Her facia sonrası, “Olayı bilmiyorum ama kan aktıysa fail devlettir.” diyen Sırrı Süreyya’nın pişkinliğini anımsadım.

PKK, geçtiğimiz hafta Diyarbakır'da 16 köylüyü katletti.

PKK'nın planı 15 ton patlayıcı ile daha fazla can almaktı ancak Dürümlü sakinleri bomba yüklü kamyonu fark edince PKK'yı durdurmak istedi. Bunun üzerine çatışma çıktı, bomba yüklü araç patladı, 16 sivil insan hayatını kaybetti.

12 köylünün bedenleri paramparça olmuştu, parmakları onlarca metre öteden toplanabildi, kimlikleri DNA testi sonucu tespit edilebildi.

Tabutların başında feryatları arşı titreten Dürümlü köylülerini görünce aklıma Demirtaş'ın CNN ekranlarındaki barış, kardeşlik sloganları geldi. Osman Baydemir'in ağlayarak yaptığı vicdan konuşmalarını hatırladım. Her facia sonrası, “Olayı bilmiyorum ama kan aktıysa fail devlettir.” diyen Sırrı Süreyya'nın pişkinliğini anımsadım.

Dürümlü'deki Kürtçe ağıtları dinlerken, Uludere faciası sonrası vicdan üzerinden siyaset yapan sol haber siteleri, medya organları, sosyal ağlarda günlerce devam eden protestolar, Batı'dan sivillere yönelik terör sonrası gelen kınamalar… hepsi birden gözümün önüne geldi.

Ancak Dürümlü Katliamı sonrasında bu saydığım vicdan siyaseti yapan insan müsveddelerinden hiçbirisinin ağzından tek bir yorum duymadık.

Köşe yazanlar ustalıkla PKK teröründen zerre-i miskal kadar bahsetmeden, her mevzuda olduğu gibi bu mevzuda da PKK dışında herkesi katil ilan ettiler.

Tek bir açıklama okudum, alfabedeki büyük harfleri terör olaylarında insanlarla birlikte katleden kitlenin HPG'si, olayla ilgili olarak aracı durdurmaya çalışan köylülerin suçlu olduğunu iddia eden pişkince bir metin yayınladı.

Gerisi yok…

Bir de Demirtaş'ın PKK'dan beklediği özür… PKK dün çukur kazıp, Sur halkını silah gölgesine mahkum ederken, göçe zorlarken, sivil kalkan yaparken, Demirtaş bu çukur kazıcıları destekliyordu ama…

Uludere'deki katırlar için dahi gözyaşı döken, ancak katil PKK olunca kafasını kuma gömmeyi tercih eden bir kitleden bahsediyorum. Bunlar mı bölgeye barış getirecek? Bunlar mı Meclis'te bir halkın sorumluluğunu taşıyacak? Bunlar, devletin imkânlarını sonuna kadar kullanıp, vekillik maaşlarını afiyetle yiyip, Kürt halkını katleden bir terör örgütünün gözcüsü olmuşlar…

Bunlar şaşırdığımız durumlar değil artık…

Kalbi kurumuşların, 6-8 Ekim Kıyımı sonrasındaki riyakâr tavırlarından idmanlıyız aslında…

Neler gördük, gençleri emanet ettiğimiz bin küsur sayıdaki akademisyenin teröre destek metinlerini, teröre özgürlük isteyen bildirilerini okuduk.

Elbette burada mevzu Uludere, 6-8 Ekim Kıyımı, Dürümlü Katliamı üzerinden acı yarıştırmak değil ancak PKK'nın katliamlarına destek veren siyasilerin ve medyanın, onun Suriye şubesinin müttefiki olan Batı'nın, PKK'nın işlediği cinayetleri ve terörü örtme çabası… Mevzu budur ve tepki bu tavradır.

Bir de madalyonun öteki yüzü var…

Teröriste karşı, teröre destek verenlerin pervasızlığına karşı, teröre destek verenler kadar sesi çıkmayanlar var…

Yok muydu, bin küsur tane akademisyen çıkıp da teröre lânet etsinler, Dürümlü'yü ziyaret etsinler.

Yok muydu, günlerce sosyal ağlardan bu katliama tepki verecek yorumlar paylaşacak insanlar…

Yok muydu, Yasin Börü ve arkadaşlarının davasına destek verecek medya organları?

“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve "Ey Rabb'imiz! Halkı zalim olan şu kasabadan bizi çıkar; bize kendi katından bir veli (koruyucu, sahip) gönder, bize kendi katından bir yardımcı gönder" diyen zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?”

Devamını okumak için tıklayınız!

Yeni Şafak

———————————-

Cemile Bayraktar

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI