Dr. Faruk Karaaslan: “Kapitalizm Eleştirisi Diri Tutulmalıdır”

0
192

Dr. Faruk Karaaslan, İlim Hikmet Vakfı Düşünce Akademisi seminerlerinde bu hafta “Kapitalizm Eleştirisini Yeniden Hatırlamak” konusunu anlattı.

İlim Hikmet Vakfı Düşünce Akademisi’nin haftalık olarak düzenlediği seminerlerde bu hafta “Kapitalizm Eleştirisini Yeniden Hatırlamak” konusu Dr. Faruk Karaaslan tarafından anlatıldı.

Dr. Faruk Karaaslan seminer konuşmasında şunları söyledi: “Ülkemizde 50 yıl öncesine dayanan kapitalizm eleştirisini son 10-15 yıldır duymaz olduk. Kapitalizm eleştirisini yeniden hatırlamanın gerekli olduğu kanaatindeyim. Bizde, İslam dünyasında sistemli bir kapitalizm eleştirisi var mıydı diye de sorulabilir. Aynı zamanda kapitalizm üzerinden bir ötekileştirme çabası da söz konusu. Kapitalist düzen içinden insanları çıkaramasalar da, kapitalizmi yıkamasalar da Cumhuriyet dönemi boyunca bir kısım kapitalizm eleştirileri olmuştur. Başarılı sonuçlar doğurmasa da bir direnç ve direniş umudu vaad ediyordu, bu eleştiriler.

Marks’ın bir çok eleştirilecek yönleri mutlaka vardır ama, isyan ettiği karşı çıktığı dikkate değer bir husus da var.

Bizde kapitalizm dendiği zaman sömürü düzeni veya alış veriş merkezi deyip geçiyoruz. Halbuki bunun iktisadi bir teorisi var, hukuksal bir alt yapısı var, toplumsal bir arka planı var.

Peşinen söylemek gerekir ki İslam Dünyasında sistematik bir kapitalizm eleştirisi yoktur. Kapitalizmin eleştirisini yapacak fikri ve siyasi bir akım ortaya çıkmamıştır. Çokça modernizm eleştirisi yaparken, modernizmi kökten kuran bir sistemi eleştirmemek mümkün değil. Kapitalizm aslında bireysel anlamda herkesin çıkarına hizmet eden bir husus olduğu için hoşumuza da gitmiyor değil. Ülkemizde orta sınıf gittikçe genişlediği için kapitalizm eleştirisi pek hatırlanmak istenmiyor. İnsanlar yoksulluktan orta sınıfa doğru geçiyor. Dolayısıyla biz merdivenden çıktıktan sonra merdiveni biraz itekliyoruz.

Kapitalizm eleştirisi yapmak demek bazı maddi kazanımları kaybetmeyi göze alabilmek demektir. Sahibi bulunduğunuz arabayı, evi kaybetmeyi göz alabilmek demektir. Kaybedecek şeylerimiz fazlalaştığı için kapitalizm eleştirisini görmezlikten geliyoruz. Kaybedecek şeyler arttıkça söylem özgürlüğü her zaman kısıtlanır. Kaybedecek şeyleri daha çok olan kimse daha çok muhafazakarlaşır. Mevcut durumu muhafaza etmeye başlar.

İslam dünyasında akım olarak olmasa da kapitalizme kişisel olarak eleştirilerde bulunanlar oldu. Mesela, Ali Şeriati, Seyyid Kutup, Mutahhari ve Hasan Hanefi bunlardan bir kaçı. Peki neden bunlar düşünce planında bir akıma dönüşemedi? Bu isimler neden ülkemizde bir kapitalizm eleştirmeni olarak okunmadı? Türkiye’deki mevcut ‘İslamcı’ entelektüeller, bu isimlerin yaptığı her türlü kapitalizm eleştirilerini sosyalizme yamayarak bu isimleri lekelediler.  Biz İslam dünyasından gelen her türlü kapitalizm eleştirisini, çok güçlü bir kapitalizm eleştirisi yapan sosyalizm ve marksizmle suçladığımızdan dolayı bu eleştiriler manipülasyona uğradı. Israrla Türkiye’den ve İslam dünyasından bir kapitalizm eleştirisinin yapılmasının gerekliliğini düşünüyorum. Kendi bulunduğumuz yerden, kapitalizme karşı güncel bir eleştiriyi dile getirmemiz gerekiyor. Marks’ın yüz yıl önceki eleştirilerini tekrarlamamızın da bir anlamı yok. Onun bize hitap eden bir tarafı ve bizim topraklarımıza olan bir önerisi de yok.”