Dördüncü Oturum: Milli Eğitim

0
141

3. Alimler Çalıştayı’nda ikinci günün ilk oturumunda “Milli Eğitim” konusu müzakere edildi.

İbrahim Özmantar’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda; Nazif Yılmaz “Din Eğitim ve Öğretiminin Güncel Meseleleri ve Çözüm Önerileri”, Mehmet Nezir Gül “Milli Eğitimde Yöntem Arayışları” konulu birer sunum gerçekleştirdi.

Mehmet Nezir Gül sunumunda şu konulara değindi; “Eğitim meselesi hepimizin ortak meselesidir. M. Akif Ersoy, ‘Yaşamak istiyorsak önce maarife sarılmalıyız’ der.  Her şey maarif ile ayakta durur. İnsan dünyaya boş bir zihin ile gelir, çevre onun zihnini doldurur. Bu şekilde birey ya olumlu ya da olumsuz bir kişilik kazanır. Bu noktada eğitimin nasıl olması gerektiği konusunda medrese eğitimi olsun, normal örgün eğitim olsun nasıl olması gerektiği konusunda sorular gündeme gelmiştir. Tarihte eğitim anlamında belli değişimler yapılmaya çalışıldı. Fakat toplumun kültürüne bağlı olması sebebiyle bunu başaramadılar.

1946 ile 51 arası dönemde özellikle Fransız laikçiliği uygulanmaya çalışıldı. Fakat bu yine tutmadı ve bunu yine kendileri değiştirmek zorunda kaldılar. İslami olarak eğitimin salih amel merkezli bir bina oluşturma hedefimizi her ne kadar sağlayamasak da bu noktada çalışıyoruz. Her insan eğitimin içindedir; bir anne, baba, öğrenci olarak. Bu noktada eğitimi değerlendirirken sanki biz hiç içinde yokmuşuz gibi hep karşı tarafı eğitim sistemini eleştiririz. Fakat bu yanlış bir şeydir, çünkü eğitimdeki çıktılar bütün bir toplumun çıktılarıdır. Bizim toplum olarak gençler ile ilgili bazı şikâyetlerimiz var. Madde bağımlılığı, hedonizm, deizm gibi birçok sorun var. Biz de bir Bakan gelsin tüm sorunları çözsün diyoruz, fakat bunu aniden yapamayız.

Akademik başarı tek başına yeterli değildir. Bir öğrencinin tıp ya da hafızlık bitirmesi, eğer karakterine bunu yansıtamıyorsa bu sıkıntılıdır. Ziya Selçuk hoca ile ilgili hem akademik olarak hem muhafazakâr hem de milli bir gelenekten gelmesi her kesim için bir umut oldu. ama bakanımızın da dediği gibi benim elimde sihirli değnek yok bu aniden olmaz. Bu noktada eğitimde her ne kadar değişiklik yapsak da bir ayağımızın yerelde olması lazım. Bu amaçla her bireyin yetenekleri ölçüsünde yerleştirme yapmamız lazım.

İrfan merkezli eğitim yapmamız lazım. Düşünen ve düşündüren bir eğitim anlayışı getirmeliyiz. Teknolojiyi de takip etmeliyiz. Örgün eğitim dışında yaygın eğitim noktasında da kurumlarımız çalışmalar yapmaktadır. İnanç okuryazarlığı konusunda eksikliğimizi görmekteyiz. Aynı noktada farklı âlimlerimizin çıkıp farklı yorumlar yapmaları sıkıntılı bir durumdur. Materyal ve mesleki eğitim noktasında da eğitimin olmazsa olmazlarıdır. Gençlerimiz nerede olursa olsun bunlar bizim gençlerimizdir. Emperyalizmin bu denli etkilerini gerek medrese âlimlerimiz gerekse MEB’in hep birlikte bunun üstesinden gelmeliyiz.”

Nazif Yılmaz ise sunumunda şu ifadelere yer verdi; “Eğitim noktasında dışarıdan yorum yapılır, fakat içerde olan sorunlar aslında farklıdır. Bu noktada bende biraz iğneyi ve çuvaldızı kullanacağım. İlk sorumuz nasıl bir insan modeli? Vahyin nazil olması ile Mekki ayetler ile Medeni ayetlerin inişi ve sonrasında gelen değişim eğitim noktasında bize ilham kaynağı olmaktadır. Daha sonrasında Suffe ashabı daha sonrasında Rıhle yolculukları ve edinilen bilgilerin toplumu değişimi daha sonra Beyt’ül Hikme’nin kuruluşu ilim için yapılan çalışmaları bize göstermektedir. Şu an bulunduğumuz Muş Nizamiye Medreseleri, Sahnı Seman Medreseleri durumu fakat daha sonra bilim adamlarımız kendi aralarındaki ters düşmeleri sıkıntılara neden odu.

Bizim kayıp bir medeniyetimiz var, fakat bugün Müslümanların kendi aralarındaki tartışmaları belki gündeme almak lazım. Nasıl bir insan modeli? 1913 yılında İmam hatip temellerinin dayandığı tarih o dönemde okulda dini ilimlerin yanında astronomi, fen dersleri de veriliyordu. Bu günde aynı bazı âlimler imam hatiplerde çocuklara ne kadar dini ilim verilebilir eleştirisi yanlış bence, bizim medrese ilimleri ve imam hatip eğitimini kaynaştırmamız lazım. Bizim çocuklara sosyo-ekonomik değişimleri fark eden, idealist, teknolojiye yabancı olmayan, Avrupa ile yarışabilen, kültürlü, dini geleneklerine bağlı bireyler yetiştirmeliyiz. Bizim imam hatiplerde birçok yabancı dil eğitimi veriyoruz. Yetiştirdiğimiz hafızların sadece lafızcı olması aynı şekilde bilim adamlarının Kur’an’a yabancı olması büyük bir sorun, bizim bu noktada bu ikisini kaynaştırmamız lazım. Kitabın ayetleri ile kâinatın ayetlerini kaynaştırmalıyız.

Biz bu noktada belli okullarda eğitim veriyoruz. 6-7. sınıflara kadar hafız, 7 ve sonrasında bilimsel eğitim veriyoruz. Nasıl bir altyapı? Bizim ailemizden aldığımız eğitim ile bu dönemdeki çocukların aldığı eğitim bir değil.  Bu gün dünyada çok farklı internet ortamlarının çocuklar üzerindeki etkileri çok fazla. Bizim bunları göz önünde bulundurarak eğitimi düzenlememiz gerekmektedir. Değerlerimizi eğimin içine nasıl serpiştiririz? Biz bu konuda çalışmalarımızı yürütüyoruz fakat bunu hep beraber yapmalıyız. Biz bugün için değil, yıllar sonrası için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bana göre bizim eğitim sorunumuz ‘yüz yarım adam bir adam etmez’, bizim adam yetiştirmemiz lazım. Bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz şey kaliteli eğitimci, öğretmendir.”

Oturum müzakerelerin ardından sona erdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.