Dokuzuncu Gençlik Kürsüsü Programı Gerçekleşti

0
156

Hanımeli Derneği 9. Gençlik Kürsüsü Programı’nı Gerçekleştirdi.

Hz.Fatıma’yı anlamak bir kadının tüm ilişkilerine ve İslam şahsiyetine Allah’ın istediği standartları kazandırır

 “Bin bir çileden sonra mübarek neslin annesi makamına yükselmenin hikayesidir Hz. Fatıma.”

İman ve sabırdır.

Tevekkül, kanaat ve iktisattır.

İffet, hikmet ve muhabbettir.

Çağları iman, irfan, hikmetle aydınlatan ve muhabbetle yaşanır kılan mübarek neslin annesidir.

FATIMA; “Hayaline ve gözüne hiçbir günahın değmediği kadındır.”

Hanımeli Derneği Yükseköğretim Komisyonu olarak kadının İslamdaki en güzel yerinin örnek şahsiyeti, Hz. Fatıma”nın hayatı, iffeti, ahlakı, ibadeti ve günümüzdeki kadın kimliğine örnekliğini gündem edindiğimiz “ÇAĞININ KADINLARINA ÜSTÜN, ÇAĞLARIN KADINLARINA ÖRNEK HZ FATIMA” konulu 9.Gençlik Kürsüsünü 29 Mart 2014 Cumartesi günü Belediye Konferans Salonunda gerçekleştirdik.

Sunuculuğunu İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi Büşra Güzel’in yaptığı Gençlik Kürsüsünün ilk konuşmacısı Tarih bölümü 1.sınıf öğrencisi Gülçin Fırat, “Hz.Fatıma’nın Biyografik Hayatı’na değindi.

Konuşmasına Hz.Ömer’in ‘aklıma geldiğinde beni hep ağlatan şey’ diye adlandırdığı cahiliye döneminde kızını toprağa gömüş hikayesini anlatan Fırat  Hz.Fatıma ile diri diri toprağa gömülen kızın toplumdaki yerinin değiştiğini görüyoruz. Bunu yansıtan kadına toplumdaki değeri arttıran peygamberin ulusu Hz.Muhammeddir. Bazı tarihi belgelerde peygamberin kızının ellerinden ve yüzünden öptüğü kaydediliyor. Bu tür ilişki o zaman ki toplum için olsun, bu zaman ki toplum için olsun kadın için garipsenecek inanılmayacak bir öneme sahiptir. Fatıma annemiz, vahyin indiği evin kızıdır. Hem simaca hem ahlakça Rasulullah’a çok benzeyen Fatıma (r.a) babası tarafından babasının annesi (ümmü ebiha) olarak anılmıştır.”

Daha sonra Hz. Fatıma’nın çocukluk dönemine, Efendimizin sevgili eşi Hz.Hatice’nin vefatıyla “Babasının Annesi” olma yolunda küçük yaşında zorlukları nasıl yüklendiğine, İslam davetinin en zor yıllarında babasına desteğine, Hz.Ali ile evliliğine değinen Fırat;

Zorluk nerede ise, Fatıma ordaydı. Var gücüyle babasını korumaya çalışıyordu. Babası ile birlikte boykot günlerini, hicreti yaşadı. Hz. Ali’ye kadınlara örnek olabilecek bir şekilde eş oldu. Fatıma cennetin efendileri Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’in annesidir. Hz. Fatıma, örnek alınması gereken en güzel şahsiyete sahiptir.

Hz. Fatıma’nın yaşamının diğer boyutlarını da irdelemek, günümüz insanı için çok iyi bir örnek oluşturabilir. Çocukluk çağı, annesinin vefatından sonra babasına gösterdiği saygı, Kur’anı Kerim öğrenmek ve kadınlara öğretmek, sosyal aktiviteler, siyasi faaliyetler, çocukları doğru biçimde eğitmek, ilim sahibi olmak… Hepsi günümüz kadınlarına örnek olabilecek Hz. Fatıma’nın yaşamından bazı örneklerdir, ama bu örneklere günümüzde pek de gerektiği kadar ilgi gösterilmemektedir.” diyerek sözlerini bitirdi.

İkinci olarak “Hz. Fatıma’nın Ahlakı, İffeti ve İbadeti” bölümünü ise İnönü üniversitesi PDR 2.sınıf öğrencisi Neslihan Bertan anlattı.

Sunumuna, Fatıma isminin ve künyesi Zehra’nın anlamlarına değinerek başlayan konuşmacı Müşrik bir toplum içinde mü’min olan Fatıma,  müminlerin en hayırlı evinde doğduğu andan itibaren cahiliye devrinin kötü adetlerinin karşısında yer alarak yetiştirilmeye başlanmıştı. Gerek annesinin gerekse babasının bu konudaki hassasiyetleri ve ilgileri, doğal yetenekleri ve ayrıca konumunun yüceliği, onun kişiliğinin olgunlaşmasını kolaylaştırmaktaydı. Fatıma’nın daha çocuk yaşta annesini yitirmesi ve yine annesini ufacık bir çocuk, üstelik yetimken kaybeden babası ile aralarında sağlam ve sımsıkı bir bağın kurulmasına yol açmıştı. Bir bakıma Fatıma’yı Fatıma yapan da bu oldu. Bu küçük kız daha hayatı anlamadan, tanımadan acılarla, babasının konumunun getirdiği zorluklarla yoğruldu, pişti ve hep birlikte Fatıma’yı oluşturdu” dedi.

Daha sonra Hz. Fatıma’nın edebine değinen konuşmacı; “Kadınlar bir toplumun aynası gibidirler. Konumları, giyiniş ve tutumları, alışkanlık ve uğraşıları; o toplumun kimliği gibidir. Peygamber bunu biliyor ve aşağılanan, horlanan, pazarlarda köle olarak satılan eğlence merkezlerinin başlıca sermayesi oldurulan kadının kurtuluşu için, tebliği üstlendiği ilk andan itibaren ve daha da öncelerinden hazırlanan bir çabuklukla harekete geçiyordu. Peygamber kadına haklarını geri verirken, aşama aşama bunu sağlarken, kalıcı önlemler koyma, tedbir alma gayreti içerisinde idi.

     

Kadınların özgürleştirme çalışmaları sonucu bir arpa boyu olsun yol alınamadığı ve aksine özgürlük maskesi altında daha çağdaş ve planlı programlı tutsaklıklarla kıskıvrak yakalandığı günümüz dünyası ise; böylesine devrimlerin arayışı ve özlemi içindedir diyebiliriz. Hz. Fatıma bu konuda benzersiz ve özel bir örnek olarak seçilmiştir…

 

…Kadınların erkekleştiği bu dönemde; kadınların en fazla tahrip olan yönleri haya ve edepleridir. Bu hasletlerini kaybedip erkekleşen bir kadın tüm güzelliğini yitirir. Çünkü kadını kadın yapan, en belirgin özellik haya ve edeptir. Bu haslet ortadan kalkınca artık kadın, kadın olmaktan uzaklaşır. Boyu, posu, güzelliği göze gelmez. Ortada savaşçı, hesap soran, yönetmeye çalışan bir kadın kalır. Müslüman kadının haya, edep ve ahlak güzelliğinin tüm standartları Hz. Fatıma’da mevcuttur.  Fatıma yüzündeki nuru ve ışığı kendisini erkeklerin bakışlarından sakınmasından, haya ve edebinden almıştır” dedi.

 

Hz. Fatıma’nın evliliğine de değinirkenÇeşitli imkanları olduğu halde Hz. Fatıma en asgari ihtiyaçlarını temin edebilecek bir yaşama standardını, konumunun getirdiği bir özellikle seçerek Müslüman kadınlara kıyamete kadar devam edecek bir ders vermektedir. Ensar kadınlarının ‘Biz Fatıma’nın düğünü kadar güzel bir düğün görmedik’ sözlerine yer veren konuşmacı “Neden o düğün çok güzel bir düğündü? Çünkü o düğünde riya değil, ihlâs vardı. Bir kereden ne çıkar mantığı yoktu. Allah’ın sınırlarına riayet etmek vardı. Allah’ın rızası olduğu içinde, o düğünde ve o evde saadet daim oldu.” ifadesine yer verdi.

 

Hz. Peygamberin, evliliklerinden sonra iş bölümü yaparak cahiliye döneminde kadına yüklenen ağır yükü kaldırıp Hz. Fatıma’ya sadece evin içindeki işleri verdiğini söyledi. Ayrıca Hz.Fatıma’nın yüksek bir ahlaka sahip olduğunu, Hz. Aişe’nin O’nun hakkında “Resulullah’tan başka Hz. Fatıma’dan daha doğru sözlü olanı görmedim” dediğini, Hz. Fatıma’nın infak ve ibadetler konusunda da bir örnek olduğunu “Müslüman kadın nasıl olur sorusuna” ancak tüm yönleriyle Hz. Fatıma’yı örnek alarak cevap bulabiliriz” dedi. Fatıma’nın babasını kendisine tercih ettiğine, onu her bakımdan önemsediğine değinen Bertan, Hz. Fatıma’nın en zor gününün Peygamberin hakka yürüdüğü gün olduğunu ve çok sevdiği babasından ayrıldıktan sonra yüzünün hiç gülmediğini ve yüreğinin yanıklığını isyana varmayan ağıtlarıyla dile getirdiğini söyledi.

Bu arada Hz.Fatıma’nın babası için söylediği ağıtlardan birini okuyan Esma Elçi ve Ayten Dere’nin, hemen ardından yorumladığı ezgi, salonda bulunanları gözyaşına boğdu.

Konuşmacı “…Artık Onun tek tesellisi ölümünden sonra peygamber (a.s)a ilk kavuşacak kişinin kendisi olmasıdır. Babasının vefatından kısa bir müddet sonra, Hz. Fâ­tıma, âhiret hazırlığını daha ciddi bir şekilde yapmaya başla­mıştı. O her haliyle ‘yolcu’ olduğunu belli ediyor ve hazırlığı­nı ebedî âleme göre yapıyordu. Artık vuslat gününü hasretle beklemeye başlamıştı.” diyerek ölüm hazırlığını ve vasiyetini anlattıktan sonra;

“Hikmet pınarı Fatıma gibi olmak, her hak sahibine hakkını verecek kadar marifet ehli olmaktır. Yaşadığımız çağ felaket asrı olsa bile, sağımızda ve solumuzda bizi rahat bırakmayacak yüzlerce derdimiz olsa bile, ayaklarımıza çelme takanlar olsa bile, Hz. Fatıma’nın arkasında yürüyebilecek heyecanı ve aşkı kuşanarak ötelere yol alabiliriz. Gelecek nesillerin Fatıma’dan ve bu aileden öğreneceği çok dersler var. O bizim yitik annemiz ve ailemiz. Ne zaman o aileyi bulursak, tanırsak ve anlarsak o zaman çok yaralarımız kapanacaktır. Kalbimizde boşalan yerler dolacaktır. “ sözleriyle sunumunu noktaladı.

Son olarak “Hz.Fatıma Örnekliğinde Müslüman Kadın Kimliği” başlıklı konuşmayı Eczacılık Fakültesi 2.sınıf öğrencisi Hacer Çam yaptı.

Konuşmasına “Hz. Fatıma’yı anlamak bir kadının tüm ilişkilerine ve İslam şahsiyetine Allah’ın istediği standartları kazandırır. Hz.Fatıma böyle bir asırda, Müslüman bir kadının her yönden ölçüsünün ne olması gerektiğini öğreten bir öğretmendir” sözleriyle başlayan 3.panelistimiz; müslüman kadını en iyi anlatımın, İslam mesajının yeni duyurulduğu devir içerisinde vahiy kaynağına yakın bir kadınla Peygamberle özdeşleşmiş Hz. Fatıma’yla mümkün olduğunu belirterek;

“Model insanın şahsiyet prensipleri, geleneksel kültürlerden daha genel ve daha geniş bir perspektifte değerlendirilebilmelidir.  Başka bir deyişle; böyle bir insan, zaman ve zemine göre değeri değişmeyen, farklı idrak ve anlayışlarca da vazgeçilmez kabul edilen esaslarla örtüşen bir şahsiyete sahip olmalıdır. Bu da, hangi din ve inanca mensup olursa olsun Allah ‘a kul olma noktasında eşit olan bütün insanlar için önce “insan” olmanın zaruretini ortaya koymaktadır.

Hz. Fatıma Peygamberimizin bir parçasıdır. Bu sadece babalık açısından değil aynı zamanda Hz. Fatıma Nübüvvet boyutu ile de peygamberimizin bir parçasıdır. Çünkü Kuran’ın kadın olarak hayata dönüşmesi, ete kemiğe bürünmesi ve peygamberimizin kadınlar için örnekliği Hz. Fatıma’da hayata dönüşmektedir. Peygamberimiz Hz. Fatıma’yı helallerden bile sakındırarak, vahiyle nakış nakış işleyerek yetiştirmiştir. Hz. Fatıma böyle yaşayan Kuran’a dönüşmüştür” dedi.

Kadının ailevi hayatta temel rolü üstlendiğini belirten Hacer Çam “Kadın toplumun temel taşıdır. Eğer toplumun temeli sağlam olursa kurulacak bina da sağlam olur.  Aksi durumda ise modernizmin etkisiyle kadın sadece cinsel bir obje olacak ve günümüz toplumunda olduğu gibi bütün manevi değerlerini kaybedecek ve adeta bir eğlence ve reklam malzemesi olacaktır” diyerek, kadının modanın etkisine açık yönüne de değinerek;

Günümüzde sözde İslami Moda endüstrilerinin geliştirdiği imaj kültürüne karşı Müslüman kadının Fatımaca tedbirler geliştirmesi gerekir. Öncelikle kadınların manevî ve ahlakî açıdan geliştirilmesi fikri, kadınların kendi arasında revaçta olmalıdır. Kadınların bizzat kendileri bu konu üzerinde oturup düşünmelidirler. Onların kendileri ilmî ve siyasî meselelere yönelmelidirler.

Bugün islami toplumlarda müslüman kadın adıyla tanıtılan geleneksel çehreleri, modern kadınla mukayese etmek yerine İslam tarihindeki örnek kadınları, günümüz modern kadınıyla kıyaslamalıdır. Hz. Fatıma’yı tanımak, kadının toplum içindeki asıl konumunu belirlemek için gereklidir. Hz. Fatıma’nın örnekliği geleneksel kadın anlayışını da sorgulamakta ve değiştirmektedir” dedi.

Daha sonra Kur’anın öne çıkardığı kadınlardan bahsederek “Tarih penceresinden baktığımız zaman bulunduğu devirde yıldız gibi parlayıp adeta ismini altın harflerle o asra mühür gibi yazdıran nice kadınlar vardır. Hz. Fatıma’nın örnek hayatı, ailenin temel direği, geleceğin mimarı ve çocuklarımızın ilk eğitimcisi olan annelerin ihtiyaç duyduğu hayattır” dedikten sonra, son olarak Hz. Fatıma’nın “anne” kimliğine vurgu yaparak sunumunu Ali Şerati’nin sözleriyle bitirdi.

“Fatıma Hz.Hatice’nin kızıdır demek isterdim, fakat anladım ki Fatıma o değil. Fatıma Muhammed (s.a.v)’in kızıdır demek isterdim, ama anladım ki Fatıma o değil. Fatıma Hz. Ali’nin eşidir demek isterdim, fakat anladım ki Fatıma o değil. Fatıma Hz. Hasan ve Hüseyin’in annesidir demek isterdim, fakat anladım ki Fatıma o değil. Fatıma Zeynep’in annesidir demek isterdim, ancak yine fark ettim ki Fatıma o değil. Hayır bütün bunlar doğrudur ve bunların hiçbiri Fatıma değildir. FATIMA FATIMA’dır.”

 Bugün istisnasız toplumun bütün kesimleri olarak azami oranda günahların saldırısına uğruyoruz. Gözümüze kulağımıza şuurumuza kalbimize olanca hızıyla manevi günahların saldırdığı, her türlü ahlaksızlığın allanıp pullanıp büyük bir lütufmuş gibi özendirildiği ve erdemlilerin suskun kaldığı çağımızda,  böyle manevi işgallerin etkisinden sağlam bir imanla çıkabilmemiz ve sağlam bir toplum inşa edebilmemiz için vahyin örnek gösterdiği kadınları yeni nesillere ve çağlara rol-model olarak daima gündemde tutmamız gerekir.