Dokunulmazlık meselesi (devam) – (Kürşat Bumin)

0
96

Bana sorarsanız, bu maddede söylenenlerin tamamı boş laftır. Bu boşluk maddeyi yazanların neden, hangi ihlalden söz ettiklerinin farkında bile olmamalarından kaynaklanmaktadır. Bu madde toplumsal ve siyasal alanda “ne olur ne olmaz

Dün yayımlanan yazımda belirtmiştim: Anayasa`nın 76. ve 83. Maddeleri birbiriyle “tanıştırılmamış” maddeler. Yani kısaca birinin diğerinden haberi yok…

Özetlersem: “milletvekili seçilemeyecekleri” sıralayan 76. Madde Anayasa`nın 14. Maddesi`nde atıf yapılan suçlar faslında “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü”nün arasını açmaya çalışan söz ve fiillerin yanı sıra “yüz kızartıcı suçlar”dan söz ederken, sıra “dokunulmazlık” meselesine ilişkin 83. Madde`ye gelince anayasa yazıcısı (nedense?) “yüz kızartıcıları” unutarak “14`üncü Maddesi`ndeki durumlar bu hükmün dışındadır” demekle yetiniyor? Sizce de tuhaf bir unutkanlık değil mi bu? Milletvekili seçilememek için iki kategoride toplanmış iki farklı suç, ama milletvekili dokunulmazlığının kaldırılabilmesi için sadece tek kategoride toplanan suçlar!…

” Çok güzel doğrusu… Anayasa maddelerinin birbirinden bihaber olmalarının bundan güzel örneği olabilir mi?” demiştim dünkü yazıda.

Peki ne imiş bu 83. Madde`de atıf yapılan 14. Madde? Bana göre 14. Madde daha başlığından itibaren “faullü” bir maddedir. Şu başlığa bakar mısınız: “III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması”

Anayasa yazıcının “temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması” derken neden söz ettiğinin zerre kadar farkında olmadığı anlaşılıyor. Nedeni basit: Çünkü “temel hak ve hürriyetlerin kullanılması” her koşulda ve durumda “kötü” sıfatıyla bir araya getirilemeyecek bir özellik taşır. Dolayısıyla bir anayasanın (mecburen!) sıraladığı bir takım hak ve hürriyetleri gecikmeden (daha 14. Madde!) zapturapt altına almaya çalışması ancak 12 Eylül rejimi gibi anayasa yazıcının aklına gelebilir.

Maddenin içeriğine (tekrar olacak ama yararı yok değil) gelince. 14. Madde şöyle bir şey:

“MADDE 14.– (Değişik: 3.10.2001-4709/3 md.) Anayasa`da yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, devlete veya kişilere, Anayasa`yla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasa`da belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.”

Unutmayalım, bu madde 83. Madde`nin dokunulmazlık konusunda “14`üncü Maddesi`ndeki durumlar bu hükmün dışındadır” diyerek atıfta bulunduğu maddedir.

Bana sorarsanız, bu maddede söylenenlerin tamamı boş laftır. Bu boşluk maddeyi yazanların neden, hangi ihlalden söz ettiklerinin farkında bile olmamalarından kaynaklanmaktadır. Bu madde toplumsal ve siyasal alanda “ne olur ne olmaz, mevcutların dışında bugün aklımıza gelmeyen bir takım düşünce ve eylemlerin de peşinen yolunu kesmek gerekir” anlayışı çerçevesinde kaleme alınmıştır. Bir demokrasinin anayasasında kendisine yer bulması imkansız bu maddeyi anayasa profesörü Ergun Özbudun, (hazırladıkları anayasa taslağında bu maddeye yer vermediklerini hatırlatarak) şöyle değerlendiriyordu:. “Anayasa`da suiistimale en açık düzenlemelerden biri bu idi. Çünkü; öncelikle devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine suçların kapsamı belirsiz. Bunun içine hangi suçların girdiği belli değil. Bu referansı özellikle kaldırmamız gerekiyordu, kaldırdık. Ama birileri de bizim bu taslağı rafa kaldırdı.”

(Yeri gelmişken hatırlatayım: Özbudun başkanlığındaki heyet tarafından hazırlanan “anayasa taslağı” -hatta benim de zamanında belirtmeye çalıştığım bazı düzeltilmeye muhtaç maddeleri de dahil olmak üzere- bugün son derece ağırdan alan “yeni anayasa” çalışmalarından vazgeçilerek bir an önce “masaya yatırılması” gereken bir metindir.)

Şimdi de bakalım “dokunulmazlık meselesi”nin tekrar gündeme geldiği bugünlerde TBMM`ye ulaşmış “fezlekeler”in dökümüne:

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş`ın açıkladığı bir çalışmadan söz ediliyor. Demirtaş, 23. dönemle ilgili 608 fezlekenin dökümünü şöyle çıkarttıklarını söylüyor: “İhaleye fesat karıştırma”, “sahtecilik, dolandırıcılık” gibi yüz kızartıcı suçlardan dolayı TBMM`ye ulaşan fezlekelerin tamamı iktidar ve BDP dışında yer alan muhalefet partilerine mensup milletvekillerine ilişkinmiş. Demirtaş, bu suçlarla ilgili olarak “BDP`li vekillerin bu grupta tek fezlekesi yok” diyor.

Dökümden BDP`li milletvekillerine ilişkin fezlekelerin en büyük grubu oluşturduğunu da hatırlatayım. Peki bu fezlekeler ne tür suçlamalardan dolayı açılmış? Sonuç tahmin ettiğiniz gibi: Terörle Mücadele Yasası çerçevesinde “suçluyu övmek”ten dolayı 252 fezleke; “askeri aşağılamak” ve “Seçim Kanuna Muhalefet” gibi suçlamalardan dolayı 30 fezleke. Bunlara “Siyasi Partiler Kanunu”nun bazı maddelerine uymamak, TCK`nın 215 ve 216. Maddeleri doğrultusunda “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik”, yasaya aykırı toplantı ve yürüyüş düzenlemek, afişle seçim propaganda yasağına uymamak gibi eylemler hakkında düzenlenmiş fezlekeleri de ekleyebilirsiniz…

Açıklanan dökümden çıkan sonuç şu: Görünen o ki, dokunulmazlık konusundaki 83.Madde`de yer alan “14`üncü Maddesi`ndeki durumlar bu hükmün dışındadır” hükmü savcılar tarafından fazlasıyla ciddiye alınmış. Bu durumda 76. Madde`nin “Milletvekili seçilme yeterliliği” koşullarına sahip kişiler dışında tuttuğu “yüz kızartıcı suçlar”ı işleyenler 83. Madde`nin “Meclis`in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” hükmünün koruması altında dönemlerini tamamlarken, sadece son derece müphem özellik taşıyan Anayasa`nın 14. Maddesi`nin işaret ettiği “durumlar”
ile ilgilendirilen milletvekilleri üzerinde çalışılabilir grubu oluşturmaktadır.

Elimdeki “T.C Anayasası”nı yayımlayanlar hemen her maddenin altına farklı devletlerin anayasalarının söz konusu maddeye tekabül eden maddelerini sıralamışlar. T.C. Anayasası`nın 83. Maddesi için de tabii ki. Ancak bu yararlı hatırlatmalarda bir şey unutulmuş. Adı geçen anayasaların hepsini gözden geçiremedim ama hiç değilse Avrupalı birkaçında bizim 83`e tekabül eden maddeleri tarayabildim. Hayret, hiçbirinde bizim 83`teki gibi bir “14. Madde”nin benzeri yok!

“Yüz kızartıcı suçlar”dan dolayı dokunulmazlığın kalkması denilince aklıma Bernard Tapie örneği geliyor. 1980`de Fransa`nın en varlıklı 20 kişisi içende yer alan ve Mitterrand`ın davetiyle bir süre sosyalist hükümette bakanlık görevi de yürüten bu çok renkli işadamı-siyasetçinin dokunulmazlığı 1995`de bir “şike davası”ndan (futboldan söz ediyoruz) dolayı kaldırılmıştı. Tapie, bu davanın sonunda bir yıla yakın süre de Paris`in zorlu hapishanesi Sante`de ağırlanmıştı.

Peki benim bugün için “milletveliki dokunulmazlığı” konusundaki fikrim ne? “Bugün için” diyorum, çünkü geçen zaman içinde herkes gibi ben de konuya ilişkin düşüncelerimin bir bölümünü değiştirmiş durumdayım. Belki gelecek yazıda da bunları kaleme alırım

 Yenişafak

———————————-
Kürşat Bumin
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI