Doğu`nun ruhu – (Turgay Aldemir)

0
112

Anadolu Platformu yönetimi olarak Anadolu`nun her bölgesine dönük yolculuklarımız devam ediyor…

Bu hafta doğuya; güneşin doğduğu kadim beldelere doğru yola çıktık. Benimle birlikte altı güzel insan bu yolculuğa eşlik ettiler.  Eşim Rabia ALDEMİR, Platformun Genel Sekreteri tarihçi Hüseyin ÖZHAZAR, gençlik uzmanı ilahiyatçı M. Ali EMİNOĞLU, sosyolog Necati KARATAŞ, eşi eğitimci Nesrin KARATAŞ ve sevgili Berfin KARATAŞ`la birlikte ilk durağımız Mardin.

Tarihçi olması hasebiyle Hüseyin ÖZHAZAR gittiğimiz her bölgenin tarihini, yaşanmış olayların arka planını aralayıp bizleri aydınlatırken, sosyologumuz bugünkü durumu irdeliyor, M. Ali Bey gençliği tahlil ederken ekipteki kadınlar da aile hayatını, kadının durumunu ve toplumun geleceğini, oradaki iç dinamikleri irdeliyorlar.

Mardin bölgesi kadim tarihi yapılarıyla dimdik ayakta… Hummalı bir restorasyon çalışması her köşe başında devam ediyor.

Yolculuğumuz Van`a doğru uzanırken, içimizi ısıtan, bizi kucaklayan beldelerden geçerek yola devam ediyoruz.

Van, her açıdan gelişmiş, örnek bir şehir. Mardin gibi Anadolu`nun farklı zenginliklerini içinde barındırıyor. Van`da çok güzel çalışmalar var. İnsanlar güzel çalışmalara imza atmak için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Bölgenin sorunlarına dair sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığımız Kürt Çalıştayı son derece verimli geçti. Erciş`in dinamik, heyecanlı gençliği ve duyarlı insanlarıyla buluştuk. Ahlat`ta zamanın gerisine gidip Selçuklu mezarlığını inceliyoruz. On bin metrekarelik düz bir alanda 11. ve 12. yüzyıldan kalan dünyanın en büyük tarihî Müslüman mezarlığının bugüne önemli mesajlar verdiğine inanıyoruz. Bu büyük kabristanda Kürt`ü, Türk`ü yan yana; bölgeye hizmetlerini sembolize eden mezar taşlarının altında bir arada bugüne şahitlik ediyorlar. Mezar taşlarının boyları farklı farklı… İnsanların, hayatta iken yaptıkları hizmetler taşa kazınmış, ne kadar çaba ve gayret o büyüklükte mezar taşı… 20 cm`den 5 metreye kadar… Önemli olan da geride hayırla yâd edilecek dönüştürücü, değiştirici, devrimci salih ameller bırakmak değil mi?

Oradan ayrılıp Norşin`den Muş`a ulaşıyoruz. Uçsuz bucaksız ovalar… Var olan ormanları yakılmış, yıkılmış ama toprak adeta bize gülümsüyor.

Bu küçük şehir insan kaynıyor. Sıcak insanlar halka mâlolma gayretinde olan üniversitesiyle; şehir kendisiyle buluşuyor.

Halkın değerlerine saygılı valisi, değer merkezli eğitim veren üniversitenin rektörü ve öğretim elemanları yoğun bir çaba içinde.

Oradan Tatvan`a ulaştık. İnsanlık için bir şeyler yapmanın gayreti içinde olan insanlarla buluştuk. İnsanların bu halini görünce tüm yorgunluğumuzu unutuverdik.

Öğretmen örneği

Tatvan`dan ayrılıp gece 23:00 sularında Bitlis`e ulaştık. O karda yol ortasında bizi bekleyen diri yürekli bir öğretmen bizi evinde misafir etti. Erken geliriz diye gün içinde arkadaşlarını toplamış ama bizler kar dolayısıyla gelemediğimiz için arkadaşlarını evlerine gönderdiğinden üzülerek bahsediyordu. Evden ayrılırken çocuklarının ve eşinin evde olmadığını öğrendik. Nedenini sorunca dedi ki; “Çocuğumuz hasta, hastanede yatıyor; eşim de onunla beraber.” İşte bu hassas davranış, bu misafirperverlik aslında doğu insanını fazlasıyla özetliyor.

Doğu insanının misafirperver, kadirşinas, alçak gönüllü, tevazu sahibi, acısını içine gömüp sevincini paylaşan, vefakâr ve cefakâr bu insanları; Her şeylerini edep ve mahcubiyetle paylaşan bu halka ne oldu da terörle, şiddetle anılır oldular?

Batıda unutulan birçok insani haslet burada en sade haliyle hayatın içinde yaşanıyor. Hiç bir karşılık beklemeden hasbi davranışlar her zaman her yerde karşımıza çıkıyor.

Rabbimiz buyuruyor ki: “… birbirinizle tanışasınız diye sizi halklara, kabilelere ayırdık…” (Hucurat 13) Birbiriyle tanışan, farklılıklarından haberdar olan insanlar ve halklar arasında muhabbet ve ünsiyet gelişir, birçok sorun kendiliğinden hallolur. Çünkü kişi bilmediğinin düşmanıdır.

Anadolu coğrafyasının harcı olan İslam’ın temel değerleri tüm asimilasyonlara rağmen toplumda son derece yaygın ve içselleştirilmiş… Edep ve adap kuralları toplum hayatında oldukça canl
ı… Sıcakkanlı, candan, diri gönüllü, yürekli insanlar… Gittiğimiz her yerde ikram etmeyi, paylaşmayı ve paylaştıkça mutlu olan kardeşlerimize şahit olduk.

Paylaşımdaki adaletsizlik her yerde fark ediliyor. Eğitim sorunu ve ideolojik eğitim anlayışı bölgenin en önemli sorunlarından biri. Aşiret yapılarını dengeleyen medreselerin kapatılması cehaleti doğurmuş. Güç ve gayri meşru ilişkiler ağı içine girmiş aşiretlerin eline düşürmüş insanları.

Bölgede ciddi bir değer erozyonu yaşanıyor. Dini müesseselerin ve otoritelerin zayıflaması, halkı modernizmin veya bölgenin inanç ve kültürüyle kavgalı örgütlerin eline düşürmüş.

Bölgeye dair devletin tutarlı, istikrarlı ve kapsamlı bir çözümünün olmayışı sorunları derinleştiriyor. Kürt meselesi şu anda ülkenin kendisiyle imtihanıdır.  Soruna kesinlikle güvenlik algısıyla veya Türkiye`nin dış açılımları bağlamında halledilmesi gereken bir problem olarak yaklaşılamaz.

Çözümün gecikmesi bölge insanını farklı unsurlara mahkûm bırakıyor. Tevhid, adalet ve özgürlük temelli eşit vatandaşlık esasını temel alarak çıkış aranmalı. Bir an önce Anadolu`nun her noktasındaki sivil toplum örgütleri güven arttırıcı adımlar atmalı. Hükümet de bu geniş tartışmaların ardından çözüme dair somut kararlar almalı ve bu kararlarının arkasında samimiyetle durmalı.

Halkı temsil etmeyen sözde temsilciler aradan çıkarılarak kahvede, tarlada, bahçede, sokaktaki insanla kapsamlı ilişkiler kurularak halk ne istiyorsa onun icrası için çalışılmalı. Halk neye inanıyorsa, hangi dili konuşuyorsa, hangi kültüre sahipse ona inanan insanlar eliyle yönetilmesi sağlanmalı.

Bugüne kadar Kürt sorunuyla ilgili söylenecek tüm sözler söylendi. Artık zaman herkesin kararlı adımlar atma zamanı. Sorunu ya biz çözeriz ya da başkasının çözümüne katlanırız.

Bize yakışan tarihi misyonumuza dönerek, konuşarak kendi sorunumuzu geçmişte yaptığımız gibi kendimizin çözmesidir.

Çözüm için oturanı ayağa kalkmaya, ayaktakini yürümeye, yürüyeni kol kola girip birlikte ileriye doğru somut adımlar atmaya davet ediyoruz. Bu sorunu sosyal bakış sahibi özgür özneler çözebilir. Sorunun çözümünün öznesi olmayanlar gelişmelerin nesnesi olmaktan kurtulamayacaklardır.

Özgünduruş

———————————-
Turgay Aldemir
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI