“Doğu Batı Arasında İslam” Konferansı Yapıldı

0
148

Akdeniz Derneği’nin düzenlediği “Doğu Batı Arasında İslam” konferansı Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu’nun katılımıyla gerçekleşti.

Mersin Dumlupınar Anadolu İmam Hatip Lisesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen programa çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilci ve yöneticileri ile Akdeniz Derneği gönüllüleri ve yönetimi katıldı.

Program, Gazzeli Hafız Basem Dhair tarafından okunan Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından Akdeniz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı M.Yusuf Yalçınkaya selamlama ve açılış konuşmalarını yaptı.

Yalçınkaya konuşmasında şunları dile getirdi: “Tarihimizde birçok alanda, farklı görevler üstlenen ve farklı isimlerle anılan pek çok sivil girişim; medeniyetimizin insan ve varlık telakkisine, hayatın içinde pratik açılımlar kazandırmıştır. Bugün de Müslüman halkların yerel ve küresel güç odaklarına karşı yeni bir dünya kurma idealleri, hiçbir ekonomik ve politik çıkar kaygısı taşımayan gönüllü teşkilatlar tarafından bihakkın sahiplenilebilir.

Gönüllü katılımların oluşturduğu sivil hareketler, içine düştüğümüz bu zevalden çıkmak için büyük bir imkân sunmaktadır. Sivil teşkilatlar dini, sosyal, kültürel, ekonomik vb. alanlarda yaptıkları çalışmalar ve ürettikleri değerlerle insanların İslam’ı yaşama konusundaki inanç ve kararlılıklarını pekiştirmekte, emek ve gayretlerini bereketlendirmektedir. İçinde yaşadığımız toplumun tüm sorunlarına duyarlı, ülkemizin ve insanlığın vicdanı olacak sivil hareketler, insanı ifsat eden örgütlü şer odaklarına karşı neslin ıslahını ve arzın imarını gerçekleştirmede önemli mukavemet merkezleri olacaktır.”

Yalçınkaya’nın ardından konferansın konuşmacısı Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu sunumuna başladı. Kırbaşoğlu kısaca şunlara değindi:

“Aliya İzzetbegoviç’e göre felsefi düşüncenin temeli akıldır, ancak insanlık tecrübesinin bize gösterdiği şudur: Sadece aklın sınırları içinde kalarak tutarlı ve sistemli bir düşünce sistemi üretmek mümkün değildir. Bu anlamda Hıristiyanlık ve materyalizm kendi düşünsel temellerini ve özelliklerini kaybetmedikçe çıkış yolu bulmaları mümkün değildir.

Hıristiyanlık ve materyalizm arasında İslam, insanlığa kurtuluş yolunu gösterecek üçüncü yoldur. Maneviyatçı din anlayışı ile materyalizm arasında bir denge sistemidir. İslam, temizlik ve ibadet gibi düaliteyi birleştiren bir sistemdir.

“Kur’an, edebiyat değil hayattır”

İzzetbegoviç’e göre Kur’an’ı okuyan, birbirine zıt unsurlar barındırdığı sanısına kapılabilir, ancak Kur’an bir düşünce tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak uygulamaya başlayınca bu algılamadan doğan güçlük ortadan kalkar.

İzzetbegoviç “Ne var ki Kur’an, edebiyat değil hayattır” sözüyle, Kur’an’ın teorik bilgiler içeren bir edebiyat eseri değil, insanlığa yol gösteren hayatın içinde bir kitap olduğunu belirtir.

Bu dünyacı ve maneviyatçı düalizme benzer bir düalizm de İslam’ın kendi içinde vardır. Bu düalizmde mutasavvıflar manevi, akılcılar ise dünyevi olanı temsil etmektedir. Kur’an merkezli okuma yaptığımızda ne mistiklerin ne de akılcıların İslam’ı kuşatıcı bir biçimde kuşatmadığı görülecektir.

İzzetbegoviç’e göre İslam beden ve ruh, dünya ve ahiret arasında denge kuran bir zemin üzerine oturur. “İstikbal ve pratik insani çabalar bakımından İslam, bedenen ve rûhen ahenk içinde bulunan insanları yetiştirmek ve kanunları ile sosyo-politik müesseseleri bu ahengi muhafaza edecek şekilde kurulmuş olan bir toplum meydana getirmek için yapılan bir çağrıdır.

Bugün 21. yüzyıl İslam dünyasında bir örnek toplum ya da model gerekiyorsa bu Türkiye değil, Bosna-Hersek ve son yüzyılın bilge krallardan kabul edilen Aliya İzzetbegoviç’in çizgisidir. Ya da Roger Garaudy’nin, bizde Mehmet Akif’in, Nurettin Topçu’nun çizgisidir. Böyle bir damar var aslında. Fakat bu damar hem içeriden hem dışarıdan hem Batı tarafından boğazlanmak isteniyor. Bu düşüncelerin tabana yayılması mümkün olmadığı için bu şekilde kontrolsüz, kirlenmiş, dezenformasyona, manipülasyona dayalı kontrolsüz bilgiler, tepkiler ortaya çıkabiliyor.

Batı liberal, özgürlükçü ve üstelik Hıristiyan, yani dine inanıyor. Dolayısıyla ahlaklıdır; komünistler ise dinsiz, dolayısıyla ahlaksızdır. İslamcılar, İslami kesim bugün bile hâlâ bu kafada. Bu kafanın ötesine geçmiş insanlar çok nadir. Bunlardan bir tanesi Aliya İzzetbegoviç. Aliya İzzetbegoviç’e göre İslam; Sosyalizm ve Hıristiyanlığın hakikat paylarını sadece tanımakla kalmıyor, bilakis üzerinde ısrarla duruyor. Çünkü eğer Sosyalizm yalansa İslam da tam hakikat değildir. İslam’ın doğruluğunu ispat etmek, Sosyalizm ve Hıristiyanlığın hem doğrularını hem de hakikatlerinin noksanlığını da ispat etmektir. Dolayısıyla Hıristiyanlık ve Sosyalizmi, onları toptan reddetmeyip, eksik hakikatleri olan yapılar olarak görür Aliya.”

Konferans, Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu’nun kitaplarını imzalaması ve okurları ile hasbihal etmesinin ardından sona erdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.