“Dindar Olduklarını Söyleyip Vatan Hainliği Yaptılar”

0
236

Malatya’da 28 Şubat döneminde hakkında açılan dava nedeniyle uzun yıllar tutuklu kalan Anadolu Platformu İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz, Vuslat Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulundu.

28 Şubat döneminde Malatya’nın pilot il seçilmesinin altında yatan sebepleri anlatan Şengöz, “O gün bizleri kendilerinin önünde engel gören FETÖ, bizler gibi vatansever insanları saf dışı edip kendilerine alan açtılar. Dindar olduklarını söyleyip vatan hainliği yaptılar. O da yetmiyormuş gibi darbe girişiminde bulundular” dedi.

28 Şubat Darbesi döneminde tutuklanan ve yıllarca cezaevinde kalan Malatya’nın kanaat önderlerinden, Anadolu Platformu İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz, o günlerde yaşadıklarını Vuslat Gazetesi’ne anlattı.

Zeytin Dalı Harekâtında şehit düşen askerlere Allah’tan rahmet dileyerek sözlerine başlayan Şengöz şunları söyledi: “Öncelikle Afrin’de vatani görevlerini yapan, ülkenin güvenliğini ve huzurunu sağlamak için uğraş veren askerlerimiz ve fedakârlıkta bulunup canlarını vatan için veren, şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet dileyerek başlamak istiyorum.

Bundan 21 yıl önce Necmettin Erbakan’ın kurmuş olduğu hükümet güzel bir mesafe alıyordu. Fakat çılgına dönen batılılar ülkenin kalkınmışlığını görünce bu iktidarı yıkmak için seferber oldular. Dindar değerlere sahip toplum yapısındaki bu huzuru bozmak için azami gayret sarf ettiler ve bu işe çanak tutan epey yerli iş birlikçi hainler oldu. Dolayısıyla ülke büyük kaosun içerisine itildi ve ülke sermayesi çoğunlukla dışa taşındı. İçeride faiz lobileri korkunç derecede kâr üstüne kâr ettiler.

Bu süreç 28 Şubat süreci olarak isimlendirildi ve bu darbe sürecinde gerçekten de ülkenin gidişatı tamamen çıkmaz bir noktaya sürüklenmiş oldu. İnsanlar içeri alındılar, yeşil sermaye diye dindar kesimlerin yapmış olduğu tüm ticari ilişkiler kontrol altına alındı. Üniversitedeki kız çocukların okullarına başörtülü vaziyette gitmelerine engel konuldu. Hatta ikna odaları kuruldu, başları açıldı ve çoğu gençlerimiz okullarını bırakmak zorunda kaldı.

Kaos ülkenin, bütün vatanın her tarafına yayılmış oldu. Kaostan kurtulmak için dindar kesim kendi inançlarından taviz vermemek için sivil duruşlarını devam ettirdiler. El ele yürüyüşler yapıldı, hakların savunulması için gayret sarf edildi. Mağdur olan insanlar el ele vererek direniş gösterdiler ve bunun sonucunda da fatura belirli bir kesime; mütedeyyin, dindar, maneviyatını savunan insanlara kesildi.

“Dindar Olduklarını Söyleyip Vatan Hainliği Yaptılar”

“28 Şubat post modern darbesi ve 15 Temmuz darbe girişiminde Malatya pilot il olarak seçildi” diyen Şengöz şöyle devam etti: “İnsanlar kesinlikle kabul edilemeyecek işkenceye maruz kaldılar ve bu işkenceler sonunda genç insanların çoğu bizler de dahil olmak üzere yapılmayan bir suçu kabullenmek gibi bir şeyle baş başa bırakıldık ve böylelikle mağduriyet zinciri devam etti gitti.

28 Şubat sürecinde Malatya pilot bölge seçildiği gibi 15 Temmuz darbe girişiminde bulunanlar için de Malatya üst olarak görüldü. Malatya’nın okuma seviyesi çok yüksek. Malatya’da gerçekten ülkesini seven, halkıyla barışık yaşayan, toplumun her kesiminin sorun ve problemlerini kendilerine sorun ve problem gören, mazlumların yanında olan, hakkı savunan bir akıl var.”

28 Şubat kumpaslarını da anlatan Şengöz sözlerini şöyle sürdürdü: “28 Şubat süreci bizi tamamen saf dışı etmek, cemaat ve cemiyetlerin önüne geçmek için yapıldı.

Bizler 28 Şubat sürecinin mağduriyetinin bir yönünü kesinlikle unutmuyoruz. Kendilerini ülkenin dindar bir cemaati gören, yargıyı ellerinde bulunduran, kolluk kuvvetlerini işgal etmiş olan, devletin çeşitli kurumsal yapılarına sızmış olan FETÖ örgütünün bizlere karşı nasıl bir tuzak ve kumpas kurduklarını biliyoruz.

Bu grup o gün kendilerinin önünde engel gördükleri bizler gibi vatansever insanları saf dışı edip kendilerine alan açtılar. Gençliğin büyük bir kısmını o vaziyetiyle kendi saflarına çektiler, dindar oldukları söyleyip vatan hainliği yaptılar. O da yetmiyormuş gibi darbe girişiminde bulundular. Bu şekliyle halkı tamamen dindar kesimlerin de şüphelenebileceği bir ithamla yüz yüze bırakmış oldular.”

“15 Temmuz’un Ayak Sesleri O Zamandan Belliydi”

“28 Şubat sürecinde bize kumpas kuran FETÖ terör örgütün hain işbirlikçileri, kamuda yerleşmiş olan ve işkence yapan kolluk kuvvetleri acımasız bir şekilde suçu üzerimize attılar. Suçlu olduğumuzu zorla kabul ettirme noktasında biz ve bizim gibi binlerce mağdura aynı tezgâhı hazırladılar. O zaman böyle bir yol takip ettiler. Rabbim de onların yapmış olduğu bu tuzakları halkın özverisiyle, fedakârlığıyla, uyanıklığıyla başlarına geçirmiş oldu.

28 Şubat sürecinde yargı, kolluk kuvvetleri ve kamusal alanlardaki bütün örgütlenme biçimi hep alan açmak içindi. Devletin içerisindeki çeşitli güçlerin de bunların önünü açması neticesinde 15 Temmuz darbe girişiminin ayak sesleri o zamandan belli olmaya başlamıştı. Biz bu süreçte çok ciddi bir sınavdan geçtik.

Bu haksızlığın, bu hileli oyunun, bu tuzağın FETÖ terör örgütünün haince bir oyunu olduğunu, Batı Hıristiyan inancının, tezgahının bir parçası olduğunu, emperyalist güçlerin ülkemiz üzerindeki bir oyunu olduğunu sesimizin çıktığı kadar haykırmaya çalıştık. Bu tezgâhı herkese duyurmak istedik, ama o zaman basın dünyasının büyük bir kısmının trollerin ellerinde olması dolayısıyla sesimizi fazla duyuramadık. O gün yapmış olduklarımızla haklı olduğumuz 15 Temmuz olaylarında ortaya çıkmış oldu.”

“İtibarlar Geri Verilsin!”

Zekeriya Şengöz konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Sahte delillerle yapılan kumpaslarla tek tek insanlarımız suçlu ilan edildiler ve cezaya çarptırıldılar. Ben şahsen 28 Şubat sürecinden bu yana mağdur olan aileleri biliyorum. Bunlardan bir kısmı içeride çeşitli hastalıklarla boğuşur duruma geldi. Bu insanların dışarıdaki aileleriyle sağlıklı bir iletişim kurmak, çıkmak ve yuvalarına dönmek için büyük beklentileri var. Bu beklentiye iktidarın ses vermesini istiyoruz.

Yakın tarihlerde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 28 Şubat mağdurları için “çıkış yolu neyse çalışılması” talimatı verdiğini haber aldık. İnşallah doğru bir talimattır. Bizler, 28 Şubat sürecinde mağdur olup çeşitli işkencelerden geçen, büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalan ailelerimizle ilişki ve irtibat noktasında onlarca yıl kesinti yaşayan insanlar konumundayız.

Biz suçumuzu bir şekilde ceza olarak çektik ve çıktık. Ortada bir haksızlık var. Ergenekon ve Balyoz davalarında mağdur olan, bizim gibi kesinleşmiş cezalarını yatarlarken, yargı tarafından cezaları onaylanan bu insanlar serbest bırakıldılar. Hakları tekrardan iade edildi. Biz hakkımızın tekrardan iade edilmesini değil, itibarımızın iade edilmesini istiyoruz. İçeride olanlar da bizler de terörle yargılanmak ya da terörle suçlanmak gibi şeylerden dolayı mağduruz ve bundan utanç duyuyoruz.

Biz kesinlikle terörü andıran veya terörle ilişki kurdurulan herhangi bir eyleme yanaşmak şöyle dursun, ömrümüz terörle mücadeleyle geçmiştir. Bizler halkın bütünlüğü, rahatı, refah bir şekilde yaşamı, dindar bir neslin yetişmesi için uğraşan insanlarız. Dolayısıyla bizim terörle özleştirilmemiz kesinlikle kabul edilemez. Halk da yetkililer de bunu biliyor.

28 Şubat sürecinde mağduriyete uğrayan, ceza alan herkes için yeniden bir yargılama sürecinin başlamasını, üzerinden 21 yıl geçmiş olmasına rağmen böyle bir suçlamayla karşı karşıya olan tüm vatan evlatlarının, içeride ve dışarıda olan tüm kardeşlerimizin aklanmasını istiyorum.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.