‘Devlet Milletin Olursa Onu Kimse Ele Geçiremez’

0
168

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, Gaziantep Demokrasi Meydanı’nda 15 Temmuz’dan beri devam eden milli irade nöbetinde bir konuşma yaptı.

Aldemir, milletin devletle, devletin de milletle barıştığı bir süreçten geçtiğimizi vurgulayarak; devlet milletin olursa onu hiç kimsenin ele geçiremeyeceğinin altını çizdi.

İşte Turgay Aldemir’in Demokrasi Meydanında yaptığı konuşmanın tam metni:

Kıymetli kardeşlerim! Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi hepinizin üzerine olsun.

15 Temmuz gecesi bir kâbusun içerisine uyandık. Bu aziz milleti, yüzyılı aşkındır Kürt, Türk, Sünni, Alevi, Arap, Acem diye ayıranlar ve çıkarttıkları suni kavgalarla bizi 100 yıldır tarih sahnesinin dışına itenler, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi ihmal ettiğimiz için aramızdaki dargınlıkları, husumetleri fırsat bilerek, içimizden devşirdikleri bir avuç lejyonerle bu aziz millete darbe kalkışmasında bulundular.

Değerli kardeşlerim!

Bu kalkışma, sizin sinenizde ters yüz olarak bunu planlayanları ateş içerisine aldı, ne mutlu sizlere. Bugün İstanbul Belediyesinin önünde darbecilere direnen bu toprağın yiğit bir evladını, yaralandığı için Nizip’te ziyarete gittim. Adı İsmet Doğan. Spor akademisini bitirmiş ve İstanbul’a gitmiş.

Duymuş ki darbe olmuş, her yiğit vatan evladı gibi meydana çıkmış. Milletine silah doğrultan askere şunları söylediğini anlattı; “Kardeşim, sen hangi ülkenin insanısın? Sen Müslüman değil misin? Bu halka niçin kurşun sıkıyorsun?” İsmet kardeşimizle beraber yanındaki arkadaşlarını taramışlar. Yanındakiler şehit olmuş, o ağır yaralanmış. “Ne hissediyorsun” dedim İsmet’e? “Üzgünüm” dedi ağlayarak, “keşke şehit olsaydım.”  Bu değerler ve vatan için ne mutlu İsmetlere.

Değerli kardeşlerim!

Bu mekânlardan onurlu bir millet yeniden insanlık sahnesine çıkıyor. Bir milletin yeniden doğum merkezine dönüştü bu meydanlar. Buralarda biz yeniden doğarken, çocuklarımız yeniden bilinçlendi. Burada yerli olan, milli olan ümmet için, insanlık için yüreği çarpan, insanlığın yüz akı, göz aydınlığı asil insanlar var.

Bir de bu aziz millete kalkışmada bulunan hainler var. O hainlerden beri olduğunuz için ne mutlu sizlere. Bizler, bu meydanlar; herhangi bir siyasi partinin, sivil toplum örgütünün, cemiyetin, cemaatin çatısı altına sığmayacak kadar büyüktür ve hepsini kuşatandır. Ancak cemaatlerimiz, cemiyetlerimiz, vakıflarımız, sendikalarımız, partilerimiz bu meydana akan her biri birer deredir, ırmaktır, nehirdir. Burası, bizim bu dünyadaki vuslatımızdır.

Değerli kardeşlerim,!

Bu meydanlara gelmekten imtina eden, milletine yabancılaşmış, aklı selimi kaybetmiş ahmaklar ve hainler vardır. Allah bizleri onlardan muhafaza etti ve muhafaza etmesi için daha fazla çabalamamız lazım.

Kıymetli kardeşlerim, saygıdeğer hanımefendiler!

Büyük bir coşku ve heyecan içerisinde bir milletin yeniden ayağa kalkışına her birimiz bulunduğumuz yerden akarak, gelerek şahitlik ediyoruz. Ancak şunu bilmeliyiz, işin başındayız. Bilin ki bu kalkışma, önde görünenler hain, ama arkasında bunu planlayanlar var. Gördük ki modern silahlar, teknolojik donanımlı uçaklar inanmış, kendini hakka, hakikate ve milletine adamış sizlerin göğsüne çarptı ve söndü.

Değerli kardeşlerim!

Düşmanı olmayan diri kalamaz. Bilin ki 1. Dünya Savaşı’nda hazırlıksız yakalandık. 1. Dünya Savaşı’nın birinci muharebesini kaybettik. Bölündük, parçalandık, ama ölmedik. Unutmayın; 15 Temmuz, 1. Dünya Savaşı’nın ikinci muharebesidir. Bunu biz kazandık. Fakat bu muharebe devam ediyor. Ecdadımızın yarım bıraktığı tüm fetihleri yürekle kazanmaya devam edeceğiz.

Değerli kardeşlerim!

Bugün tüm batı, ABD, İsrail bu milletin yeniden doğuşuna her türlü engellemeyi yapacaktır. Ama bizi üzen içimizden, bizim gibi görünen hainlerin ortaya koyduğudur. Bu yaşananların bize bir şeyleri anlatması gerekir.

Güneydoğu’da son bir yıldır, 8500’ü aşkın insan hayatını kaybetti. Birçok şehit verdik. Ama bilin ki orada olanlar bir bir ortaya çıkıyor. Cizre’nin, Şırnak’ın, Silopi’nin ve Diyarbakır Sur’un komutanları bugün ihanetten gözaltına alınmıştır.

Değerli Kürt kardeşlerim!

Bu kavga bizim kavgamız değil. Onun için Kürt meselesini, birikmiş olan Alevi-Sünni meselesini ve aramızdaki diğer tüm ihtilafları çözmek için Allah bize yeniden fırsat vermiştir.

Değerli kardeşlerim!

Şurada ön kısımda 80 yaşındaki genç yiğit dedemiz tüm iştiyakıyla hayatının yeniden doğuşunu yaşıyor, ne mutlu ona. Bu sürecin gerçek kahramanları sizlersiniz. Birbirinizin gözünün içine bakarak, yüreğine dokunarak, yeniden kardeş olmanın, yeniden toprağım demenin, vatanım demenin, bayrağım demenin, adalet ve özgürlük demenin onurunu yaşıyoruz. Rabbim bu onurumuzu bereketli kılsın.

Değerli kardeşlerim!

Bu yaşanan süreçler şunu göstermiştir; düşmana sövmekle, hakaret etmekle bu meseleleri çözemeyiz. Bilinçle, akılla, fikirle, iradeyle, cesaretle millet olarak bu cehaletin, bu sapık anlayışın, bu uşak ruhlu insanların üzerine gitmemiz lazım.

Değerli kardeşlerim!

Bu topraklarda var olmak, hükümdar olmak, millet olmak her zaman zinde olmayı getiriyor. “Su uyur, düşman uyumaz” diyor ecdadımız. Onun için içimizden veya dışarıdan bu milletin iradesini kırmak isteyecekler. Ama kıramayacaklar, çünkü hepimizin ekranlardan seyrettiği bir görüntü vardı. Boğaz köprüsünde bir hanımefendinin, tek başına tankların üzerine yürüyerek, yanlış yapıyorsunuz isyanını izlediniz.

İsmet kardeşim dedi ki, ben vuruldum yerde yatıyordum. Yaralılar olarak bizim alınmamıza engel oldular. Kim girdiyse onları da vurdular. Ama iki tane yiğit kadın çıktı ve onlara öyle bir haykırdılar ki, hepsi çekildi ve bizleri aldılar. İşte böyle yiğit, Nene Hatun gibi annelerimiz, bacılarımız, kardeşlerimiz olduğu müddetçe her gelen göğsümüze çarpacak ve tekrar geldikleri gibi gidecekler.

Değerli kardeşlerim!

Bunun için aramızdaki tartışmaları, kavgaları birliğe dönüştüreceğiz. Ama hainleri asla affetmeyeceğiz. Birliğe dönüştürüp tekrardan bu aziz milletin ecdatlarının Viyana önlerine götürdüğü bu kutlu mücadeleyi batı başkentlerine, emperyalist odakların inlerine götürüp dünya mazlumlarına zulüm etmelerini engellememiz gerekiyor.

Bunun için üç konu bizi yeniden millet yapacak. Bir tevhid; Rabbimizin istediği gibi, kimseyi araya koymadan, rabbiyle arasında hiçbir aracı tanımadan muvahhid bir insan olmamız gerekiyor.

İkincisi vicdan; emperyalistler insanı ve vicdanı öldürdü. Acıları ayrıştırdı, insanlara göre, dinlerine göre, paralarına göre ayrıştırdılar. Dünya mazlumlarına zulüm ediyor, sonra onları paramparça ediyorlar. Yeniden insanlık tarihine vicdanı getireceğiz. Kim olursa olsun, mazlumun, mağdurun yanında olan bir millet olmamız gerekiyor.

Üçüncüsü ahlak; ahlaktan uzak bir insan düşünemiyorum. Onun için ahlaki asaleti olan, varlığıyla, yürüyüşüyle bunu ortaya koymamız lazım. O gece ortaya koydunuz. Size kurşun sıkanların silahlarını alıp onları tutukladınız.

Kıymetli kardeşlerim!

Bu milletin yeniden yürüyüşü için, sahnenin önündeki milliyetçi kardeşlerimle, sahnenin arkasındaki diğer kardeşlerimin aynı yürekle, birlik içerisinde aynı tempoyu tutmaları gerekir. Ayrılık yok, gayrılık yok. Yeni bir millet doğuyor. Bunun için; sen ben o öteki yok, biz var.

Biz olabilirsek, birlik olabilirsek o zaman bu ayrılıkların hepsinin yok olduğunu göreceğiz. Bunun için yeni dünyaya taşıyacağımız en önemli şey adalettir. Bizim bundan sonra duyacağımız sistemin adı, adalet devletidir. Bu devlet milletin olduğu zaman, bu millet kimseye yedirmeyecektir.

Değerli kardeşlerim!

Burada söylenen tüm sloganlar bizimdir. Bunun için MHP yönetimini ve onun aziz gençlerini bu kutlu topluluğu selamlamak için buraya davet ediyorum.

Hepinizi Allah’ın selamıyla, rahmetiyle selamlıyor, birliğimizin ve beraberliğimizin bu güzel günlerini korumamız için Allaha emanet olun.