Despotluğa Karşı Özgürlük Savaşı Haktır

0
90

Anadolu Buluşmaları’nın 4. gününde de birbirinden seçkin konuşmacılar vardı. Gün boyunca üç oturum gerçekleştirildi.

Sabah oturumunda Hanımeli Derneği Yöneticisi Gülnihal Gülaçar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen programda Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aliye Mavili Aktaş sunumunu gerçekleştirdi.

Aktaş konuşmasında kısaca şunlara değindi:

Hak elde etmek hayır sözünü usulüne göre söylemektir. Hizmetin yürekten yapılması gerekir. İstediklerimizi yapmak için istenilenleri yapmak gerekir.

Sorumlu bir birey olmadan özgürlük olmaz. Hayat birlikte müşterektir. Herkesin hayır diyebildiği ortam özgürdür.

Ben eşitlikten yana değilim. Ben hiç erkek olmak istemedim. Ben Allah’a cinsiyetimden dolayı şükrediyorum.

Ben haklarımın bana tesliminden yanayım. Özgürlük istemek için hak etmek lazımdır.

Herkesin kendi kültürel kodları içinde bir çıkış yolu vardır ve onu bulur. Geleneklerle çatışan ve yok sayma eğiliminde ki modernlik takıntılarının hayatınızı işgal etmesine müsaade etmeyin.

Ailede babanın kural koyuculuğuna ihtiyaç vardır. Aksi halde kusurlu sosyalleşme gerçekleşir. Ekonomik bağımsızlığa kavuşan kadın yuvayı daha da güzelleştirebilir.

4. gün öğlen programı Sivil Dayanışma Platformu Başkanı Ayhan Ogan moderatörlüğünde gerçekleşti. Bu oturumda dört sunum gerçekleşti. Ethem Sancak, Mehmet Uçum, Enver Sezgin ve Akın Özçer birer sunum gerçekleştirdiler.

Ethem Sancak, Adalet ve Özgürlük kavramının 5000 yıllık bir serüvenle başladığını söyledi. Adalet ve Özgürlük arayışının tarihsel boyut üzerinde ki etkilerinden bahsetti ve yaratılıştan bu yana ilahi bir güç arayışı olduğunu söyledi.

Ethem Sancak’ın konuşması kısaca şu başlıkları taşıdı:

Hz. İbrahim’in Nemrud’a, Hz. Musa’nın Firavun’a, Hz. Muhammed’in bedevi bir toplum psikolojisinin içerisinde başkaldırışı; hak ve özgürlük arayışının temel yapısını oluşturmaktadır.

Beşeri fikirlerin hemen hepsi yıkılmaktadır.

1400 yıllık bir İslami ideoloji’nin ilk 50 yılı farklıydı. Sonra farklılaştı ve daha sonra hiç benzemez oldu.

Dünyada ki sivil toplum kuruluşları; Hak ve Özgürlük arayışının yeni kalıba yani bir Adalet ve Özgürlük arayışına döküp canlandırmalıdır.

Mehmet Uçum, insanda bağımsız bir özgürlük arayışı yoktur dedikten sonra konuşmasına şöyle devam etti: Özgürlük ifade etme kolektifi adil ve serbest bir söylem tarzıdır. Kişinin kendini ifade etmesi için bir düzen ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.

Temel problem; egemenlik milletindir, toplumundur. Adalet ve Özgürlük arayışı hep beraber olmalı ve Türkiye toplumuna verilmelidir.

İslam, kadına kapitalist düşüncenin verdiği özgürlükten daha fazla özgürlük ve daha fazla hak bahşetti.

Despotluğa karşı özgürlük savaşı haktır. Hemen her toplumun taleplerinin kabul edilmesi, hak ve özgürlük arayışı az da olsa insan söz sahibi olabilir.

Egemenliğin sahibi toplum ve vatandaşlar bütün haklarını almalıdır.

Enver Sezgin: Dini inançlar, kültürler birer zenginlik olarak görülüp hepsine aynı hakk aynı özgürlük verilmelidir.

PKK 1983’te Diyarbakır Lice’nin Fis Köyünde kuruldu. Kurulma sebebi ise devlet’in 1923’ten beri bir yok sayma politikasıydı.

Şeyh Said ile başlayıp 1950’ye kadar çok sıkı bir şark ıslahatından geçen Doğu Anadolu patlamaya hazır bir bomba oldu. 1950’den sonra Kürt ileri gelenlerinin üniversitelerde bilgilenmesi ve Musa Anter, Tarık Ziya Ekinci ve Felat Cemiloğlu gibi insanların memleketleri olan Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa’ya gidip Kürt milliyetçiliği yapmaları ve eylemlerin başlamasına zemin hazırladı.

Süreç demokratik açılımla çözülmeye yüz tutmuşken bazı provokasyonlar sonucu yine tırmandırılıp kördüğüm edildi.

Akın Özçer: Devlet ve PKK her zaman toplumunu ezip onların hak ve özgürlüğünü ellerinden almaktadırlar.

Şuan PKK’nın siyasi uzantısı Barış ve Demokrasi Bloğuna destek veren 3 milyon insan bulunmaktadır.

Senelerce toplumun damarlarında bulunan kanı emdiler ve Doğu Anadolu’yu patlamaya hazır bir bomba haline getirdiler. Öcalan’ın başını çektiği Kürdistan İşçi Partisini (PKK) kurup hemen sonra silahlı mücadeleyi başlattılar.

Toplum her iki tarafın gazabından korkar oldu. Dağdakiler köy basması, devlettin köye müfreze indirmesi aynı sonucu doğurdu. Vatandaşlar hak ve özgürlüklerini, en önemlisi temel özgürlüklerini, temel haklarını arıyorlar. Halk 1925’ten beri bir asimilasyon politikasıyla yozlaştırılmış ve yozlaşmaktadır. Bunun önüne geçmek için devlet hakları tanımalı ve eski politikaları ve dayatmaları bırakmalıdır.

 

Akşam hasbihal programında konuşmacı Yılmaz Ensaroğlu’ydu. Ensaroğlu, Adalet ve Özgürlük Arayışında Ahlaki Tutarlılık başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Yılmaz Ensaroğlu konuşmasında kısaca şunları dile getirdi: Adalet ve özgürlük yolunda çıktığımız yolu iyi bilmemiz gerekir. Burada iki ayrı kavramdan söz ediyoruz: Adalet ve özgürlük. Adaleti her yerde daim ve kaim kılmak için, herkes için adaleti konuşacağız.

Allah bizi hilafet göreviyle yargıladı ve adaletin temsilciliğiyle görevlendirdi. Kulluk Allah’a yapılacak ki kul özgür olsun. Bir kahramanlık için değil Allah rızası için iş yapmak ve adaleti tesis etmek zorunluluğundayız.

Adalet ve özgürlük konusunda aydınlarımız, yazarlarımız bile gerekli yeterliği göstermemektedir.

İfade ve diğer özgürlükleri insanın elinden alındığı zaman insanın insanlığından bir şeyi kısıtlıyorsunuz demektir. İnsanın her hangi bir hakkını kısıtladığınızda insanların fıtratındaki özgürlüğü kısıtlanmış olursunuz.

Bir devletin meşruiyeti insan haklarının çiğnenmesiyle kalkar.