Demokratikleşme, Kürt Meselesini de Çözer – (Adnan Boynukara)

0
99

Hiç kimsenin, rejimi koruma adına, buna hakkının olmadığını bilmeliyiz. Kısacası; devletin demokratik dönüşümü ve demokratik adımlar Kürt meselesini de çözer

Başbakanın üniversite öğrencileriyle yaptığı toplantıya katılanlardan birisi; “Kürt meselesini çözdüğünüz gün, sizi Nobel barış ödülüne aday göstereceğiz” demiş… Bu ifade; Kürt meselesinin önemini, çözümün ne kadar acil olduğunu ve bu konuda Başbakan’a duyulan güven gibi birkaç noktaya vurgu yapmaktadır.

Nobel Barış ödülüne aday gösterme kısmını bir kenara bırakalım…

Bu ülkenin ve milletin içinden çıkmış her bir bireyin, en önemli arzusu ve amacının, Kürt meselesinin çözümü yönünde çabalamak olması gerektiği açık. Çünkü bu meselenin ulaştığı boyutlar, neden olduğu acılar, yaşanılan kayıplar ve bu mesele üzerinden kurulmaya çalışılan tuzakların geldiği aşama, dayanılması mümkün olmayan bir aşamadır. Halkın kendi arasında yaptığı konuşmaların içerikleri analiz edildiğinde, bu durum net bir biçimde görülür.

Toplum, yaşadığı acı ve sıkıntıların sonucu olsa gerek, Kürt meselesi ve dolayısıyla da terör sorununun bitirilmesine veya yönetilebilir düzeyde tutulmasına ilişkin umutlarını, sürekli bir biçimde yeniliyor. Coğrafyamızda yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu, bir yandan çözüm konusundaki istekliliğini, öte yandan da çözüm için gerekli gördüğü konuları gündemde tutmaya özen gösteriyor.

Terör üzerinden oluşturulan ayrıştırıcı duygulara ve tahrik edici tutumlara rağmen, halkın bu konuyu konuşması ve tartışması, sanılanın ötesinde anlamlı ve değerlidir. Çünkü sorun, yanlış ve tek taraflı bir biçimde uygulanan güvenlik tedbirleri nedeniyle çözümsüzlük noktasına gelmiş ve güvenlik tedbirleriyle çözülemeyecek kadar da derinleşmiştir. Bu nedenle zaman; konuşma, empati yapma, içimizdekini dökme ve ortak çözüm yollarını geliştirme zamanıdır. Yani, çözüme katkı sunma kapasitesi olan her konuyu konuşmak

Kürt meselesine ilişkin tartışma, değerlendirme ve analizlerin ana omurgasını, “Kürtler ne istiyor” sorusu oluşturmaktadır. Sahiden, Kürtler ne istiyor ve bu isteklerin karşılanma olasılığı var mı, yok mu? Aslında kısa bir arşiv taraması yapıldığında, Kürt meselesine ilişkin çözüm tartışmalarının odaklandığı taleplerin büyük bir kısmının, toplumun geneli tarafından dillendirilen taleplerle benzeştiği görülecektir.

Bunları somutlaştırmak gerekirse;

1. Bireyi önceleyen, yasak içermeyen, demokratik normlara uygun, özgürlükçü ve insan haklarına duyarlı yeni bir anayasanın hazırlanması,

2. Devletin, ideoloji dayatan bir aygıt olmaktan çıkarılıp, halka hizmet eden bir araç haline dönüştürülmesine ilişkin değişikliklerin hayata geçirilmesi ve dayatmacı, baskıcı zihniyetin dışlanması,

3. Anayasanın, yasaların, tarihi metinlerin ve eğitim materyallerinin; ayrımcı, dışlayıcı, ötekileştirici ve yok sayıcı ifadelerden arındırılması,

4. Siyasal katılımı ve temsili sınırlayan seçim barajının düşürülmesi ve siyasi partiler yasasının katılımcı bir formda yenilenmesi,

5. Anadolu coğrafyasının içinde barındırdığı ve farklı kültürel geçmişleri olan kesimlerin, kültürel hakların yaşanmasına ilişkin engellemelerin kaldırılması, devletin tüm kültürel taleplere eşit mesafede durması,

6. Ülke genelinde yaşayan ve farklı anadilleri olan insanların, anadillerini öğrenme olanağının önündeki yasal engellerin kaldırılması ve buna ilişkin eğitim taleplerinin devlet tarafından karşılanması,

7. Soğuk savaş dönemi koşullarına göre dizayn edilmiş devlet yapısının gözden geçirilmesi ve hizmet kalitesinin hızlandırılarak, geliştirilerek ve yerelde planlanarak yaygınlaştırılması için yerel yönetimlerin güçlendirilmesi amacıyla yapılan düzenlemelerin çeşitlendirilmesi ve yerinden yönetim anlayışının benimsenmesi,

8. Batılı güçler tarafından parçalanan ve Anadolu’da yaşamaya mahkum edilen Müslüman halkın verdiği mücadele ile kurulan Cumhuriyet adına devleti halktan koruma amacıyla yapılan yanlış uygulamaları, yargısız infazları ve insan hakkı ihlallerini araştırarak gerçekleri ortaya çıkaracak bir komisyonun kurulması,

9. Devletin; geçmiş dönemlerde yapılan hukuksuzluklar, işkenceler, yargısız infazlar, katliamlar ve insan hakları ihlallerine muhatap olan tüm kesimlerden özür dilemesi,

10. Rejimi koruma amacıyla hareket eden yargının, vermiş olduğu kararları gözden geçirmek ve bu anlamda mağdur edilmiş insanların mağduriyetini giderecek bir af konusunun gündeme alınması,

11. Farklı gerekçelerle suç işlemiş olan bireylerin cezalarını çektiği cezaevlerindeki koşulların gözden geçirilip iyileştirilmesi,

12. Bölgeler arası ekonomik farklılıkların ve gelir dağılımındaki adaletsizliklerin giderilmesi, Şimdi, yukarıda sıraladığımız talepler dikkate alındığında, bunların bütününün, ülkemizde yaşayan ve rejim ile sorun yaşayan tüm kesimlerin ortak talepleri olduğu görülecektir. Dolayısıyla da atılacak adımları, Kürt meselesinin ötesinde, ama onu da kapsayacak bir perspektifle düşünmek gerekiyor. Çünkü temel mesele, devletin demokratik dönüşümüdür.

İşte bu noktada; Türkiye, gelecek yıllarını kurtarmak, toplumsal barışı pekiştirmek, rejim dayatmalarından vatandaşlarını kurtarmak ve devlet ile vatandaş arasındaki güven bunalımını aşmak istiyorsa, bu konuları konuşmaya ilişkin zemini hazırlamalıdır. Çünkü bize sıkıntı veren temel konu, konuşmayı engelleyerek şiddete başvurmak ve toplumu oluşturan kesimlerin taleplerini yok saymaktır… Hiç kimsenin, rejimi koruma adına, buna hakkının olmadığını bilmeliyiz. Kısacası; devletin demokratik dönüşümü ve demokratik adımlar Kürt meselesini de çözer

Bu yaklaşımı, saf bir tutum olarak değerlendirip, meselenin çözümünde belirleyici olan dış aktörlere dikkat çekenler olabilir. Kürt meselesine müdahil olmaya çalışan ABD, Avrupa’nın ağabeyleri (İngiltere, Almanya, Fransa) ve doğu komşumuzun tutumlarının ne derece etkili olduğu biliniyor. Bizim meselemize dışarıdan nüfuz etmeye çalışan ve canımızın acımasını seyreden aktörleri devre dışı bırakmanın yolu, onların anlayacağı dili kullanmak ve tutumları sergilemektir! Ancak bu noktada önemli ve öncelikli olan, bizim atacağımız adımlardır. Türkiye, kendi adımlarını attıktan sonra, dışarıdan süreci müdahale etmek isteyenlerin anlayacağı dili kullanabilir ve tutumları da sergileyebilir!

Haber10


———————————-
Adnan Boynukara
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI