Demokrasinin temeli – (Ardan Zentürk)

0
177

Türkiye açısından ilk bakışta, bir ülkenin iç mücadelesinden örnek olarak görülebilir Pakistan’ın Washington Büyükelçisi Hüseyin Hakkani’nin istifası…

Türkiye açısından ilk bakışta, bir ülkenin iç mücadelesinden örnek olarak görülebilir Pakistan’ın Washington Büyükelçisi Hüseyin Hakkani’nin istifası… Ama öyle değil!.. Hakkani’nin istifası, bir türlü demokrasisini geliştirememiş, tarihin süzgecinde sürekli “askeri vesayetin” izlerini taşıyan bir ülkenin günümüzdeki bocalamasının sembolüdür.

1956 doğumlu Hüseyin Hakkani’yi yakından tanımak gerekiyor. Karaçi’nin fakir mahallelerinden birinde, eğitim seviyesi yüksek bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. Okul yaşamı başarılarla ve parlak bir kariyer arayışı ile sürdü. 1977’de Karaçi Üniversitesi’nden doktorasını almıştı bile. 1980’de gazetecilik yapmaya başladı, bu arada, ülkenin önde gelen ailelerinden birinin kızı olan Farahnaz İspahani ile evlendi. Farahnaz, evlendiklerinde CNN ve MSNBC kanallarında yapımcı olarak çalışıyordu ve Pakistan’ın ilk Washington Büyükelçisi Mirza Abul Hasan İspahani’nin de torunuydu. Ailenin yaşam çizgisi, Hüseyin Hakkani’nin de Washington Büyükelçiliği’ne atanmasına, hatta dede İspahani tarafından devlet adına satın alınmış büyükelçilik ikametgahında oturmaya kadar uzandı. Bütün bu süre içinde Hakkani, ülkesinin demokratikleşmesini savunan bir beyin kimyasını sergiledi ve bu hedef, onu, 1999’da ülke dışında yaşamaya zorladı. Dönemin askeri lideri Müşerref onu ülke topraklarında istemiyordu!..

2004-2008 arasında Boston Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan Hakkani, İslam ve Demokrasi Projesi başkanlık görevini de yürütüyordu. O, her zaman, Amerika’nın Pakistan ordusuna desteğini eleştiren bir portre oldu. Hakkani’ye göre, Amerikan-Pakistan ilişkisi artık generaller üzerinden değil, siviller üzerinden yürütülmeliydi!.. Pakistan Başbakanı Gilani tarafından Washington Büyükelçiliği’ne atanması, Pakistan ordusunun Amerika’daki kolunu-kanadını kırması anlamına geldi.

8Hakkani, önceki gün, medyaya “memo-gate” olarak yansıyan, perde arkasında büyük bir askeri komplonun izlerini taşıyan gelişme sonucundan görevinden ayrılmak zorunda kaldı. İddiaya göre Hakkani, 2 Mayıs 2011’de, Amerikan güçlerinin Pakistan topraklarında gerçekleştirdiği Ladin operasyonundan sonra dönemin Amerikan Genelkurmay Başkanı’na bir not iletmişti.

Pakistan asıllı Amerikalı milyarder işadamı Mansur İjaz’ın Financial Times gazetesine aktardığına göre Hakkani,-eski- Genelkurmay Başkanı Mike Mullen’e gönderdiği notta Usame bin Ladin’in öldürülmesinin sivil hükümeti zor durumda bıraktığını, ordunun her an darbe girişiminde bulunabileceğini ve bunu ancak Amerika’nın önleyebileceğini söylemişti. Mullen, böyle bir not aldığını ama ciddi olarak değerlendirmediğini söyledi. “Memo-gate” ise son derece parlak bir kariyerin sonunu getirdi, Hakkani, çareyi istifa etmekte buldu.

8Soğuk Savaş yıllarında Pakistan demokrasisinin darbeler ile katledilmesine yol açan Amerika’nın günümüzde bu ülkede demokrasiyi ne ölçüde koruduğunu bilemiyoruz. Ama Hüseyin Hakkani’nin yaşadıkları, bir ülkede anti-demokratik kurumsallaşma varsa, o ülkenin yüksek risk altında yaşadığını gösteriyor. Aynı zamanda “ulusal” demokrasiyi, bir başka ülkenin vesayetine bırakmanın da zavallılığını…

ÖNEMLİ ANI: Türkiye’nin 28 Şubat sürecine dolu-dizgin gittiği günlerde, dönemin Dışişleri Bakanı Tansu Çiller ile görüştüğümde, kendisinin, Washington’a yaptığı geziden hayli memnun döndüğünü görmüştüm. Amerikalı muhataplarına Türk demokrasisinin önemini iyi anlattığına ve onların da bu konuda hassasiyet göstereceklerini söylediklerini ifade ediyordu. Çiller’e bir tek soru sordum, “Siz, Amerikan Dışişleri’nde görüşmeler yaparken, Orgeneral Çevik Bir de Washington’daydı ve Pentagon’da toplantılar yapılıyordu. Orada neler konuşulduğunu muhataplarınıza sordunuz mu?” Meslek yaşantımda cevap alamadığım sorulardan biridir bu ve Çiller kısa bir süre sonra 28 Şubat 1997 günü o 9 saatlik toplantıyı yaşamak zorunda kaldı. Türkiye’nin günümüzde sergilediği “demokratik kararlılık” yakın tarihin izleri iyi değerlendirildiğinde hayati önemdedir.

 Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI