Ana Sayfa Kategoriler Dosyalar Değiştirmek İçin Çıkardı Değişim Dergisi

Değiştirmek İçin Çıkardı Değişim Dergisi

0
Değiştirmek İçin Çıkardı Değişim Dergisi

Sizin de hiç, çıktığına sevindiğiniz kadar daha fazla duygu yoğunluğuyla kapandığına üzüldüğünüz derginiz oldu mu? ’98’de Değişim dergisi bana bunu yaşatmıştı.

Tam “ne demek istediğini anlamaya başlıyorum, bu dergide kendimi buluyorum” diyeceğim çağa ve kıvama geldiğim sırada elveda bayrağını çekmişti Değişim dergisi. Toplumun nabzını tutacak mahiyette sosyal, siyasi, ilmî ve kültürel mecraları ilgilendiren konular işlenirdi bir bir bu dergide. Başta Türkiye’ye, genelde de tüm dünyaya sözleri olduğunu beyan edenlerin karargâhıydı Değişim. Her sayısı büyük yankılarla gelirdi. Sönük ve silik beyinlerden insanlığı azade kılıp, engin ve atılgan şahsiyetler kazandırmanın derdindeydi.

‘93 yılının Mart ayının ilk ışıklarıyla birlikte kucaklaşmıştı okuyucularıyla. İlk iki yılında/yirmi dört sayısında, dergi mutfağında M. Beşir Eryarsoy, Ahmed Ağırakça, Kazım Sağlam, Ömer Küçükağa’nın bulunduğu bereketli kalemler sofrasıydı o. Sözlerini yere düşürmeden yüreklere ulaştırmanın gayesini güdenlerdi onlar. Kur’an ve Sünnet ve sevda merkezli bir gidişatı kendilerine kıstas edinerek yollarına devam etmişlerdi. Pek çok güzel Müslüman’ı ağırladılar bünyelerinde: Ramazan Kayan, Ömer Altaş, Erdal Bayraktar, Necip Cengil, Hüseyin Özhazar, Nezir Ergenç, Ümit Aktaş ve daha niceleri hep oradaydılar, düşünerek yazıyor ve insanlara mümince vaziyet etmenin amacını taşıyorlardı.

Yirmi dördüncü sayı tamamlanınca mutfak sahipleri arasında sancak değişimi yaşanmıştı. İlk emektarlar yerlerini Ahmet Özcan, İhsan Eliaçık, Nazif Deveci ve Hamza Polat’a bırakmışlardı. Çizgide değişim yoktu, karar aynı karardı; sadece ‘bu yükü omuzlamak gençlere daha çok yakışır’ fikriyle devir teslim yapılmıştı. Yazmaya devam etmediler mi; ettiler elbette, yanlarında oldular, bünyeyi korudular.

Yelpaze genişletilmeye çalışılmıştı. Önceki kalem sahipleri ve daha niceleri, zihin heybelerinde biriktirdiklerini tevhidin ve ümmetin bekası için mürekkeplerle bir güzel bezediler silinmez yapraklar üzerine. Gaye aynıydı; La ilahe illallah Muhammed rasulullah! Bunun için yaşanır, bunun için yazılır, bunun için konuşulur ve bunun için ölünürdü. Ki zaten hayatın başka ne manası olurdu ki bunlardan gayrı!

Değişim dergisi satan kitabevi sahibi benim kardeşimdir.

Toplam altmış bir sayılık ömürle gelip geçmişti Değişim. Mart 93’te başlayan serüven Aralık 98’de dinlenmeye çekilmişti. Zira son seslenişi olan 61. sayının selamlama yazısında yeni bir karara varacaklarını ifade etmişlerdi. Vardıkları kararın ne olduğunu bilemesek de, bildiğimiz tek ve geçerli şey Değişim’in artık olmadığı, çıkmadığı, konuşmadığıdır.

Yürürlükte olduğu dönemlerde gençlerin kendilerini bulduğu ve ifade ettikleri mekândı Değişim. Eğer birisi Değişim okuyorsa, bilinmelidir ki o önemli insandır, onda ümit vardır, o hareket menbaıdır. Burada o günlerin gençlerinden bir ağabeyin bize aktardığı bir anekdotu sunmayı, sözlerimin anlaşılması yönünde yardımcı olarak görürüm: Bir gün, bir sebeple bulunduğu şehirden başka bir şehre gider. Tanıdık pek kimse yoktur orada. İşi de uzun süreceği için bir dost, bir arkadaş bulmak ister. Ama kimseyi tanımaz. Aklına şöyle parlak bir fikir gelir; kitabevlerine gidip Değişim dergisi satıp satmadıklarını öğrenmeli. Eğer satıyorlarsa, bilmeli ki bu kitabevi sahibi benim kardeşimdir ya da en azından dergiyi alanları tanıyordur. Nitekim bir kitabevinde bulur dergiyi. Ve esasen aradığını bulur; yani kardeşlerini… Evet, Değişim böylesi bir misyon sahibi dergiydi. Gazete bayilerinden alınıp satılan değil, elden ele-gönülden gönüle dağıtılan bir sancıydı o.

Zor işlere talip olanların ürünüydü o. Davaları için sözlerini, emeklerini ve emellerini birleştirenlerindi o. Tam altmış bir sayı boyunca hep aynı gayede, hep aynı minvalde, hep aynı endişede oldular. Çıkan her sayı, yüreklere umut pompalayarak gelirdi. Makaleler, denemeler, söyleşiler, röportajlar, dergi-kitap ve hatta müzik albümü tanıtımlarıyla meyve meyve, tohum tohum gelirdi. Mesela, Ahmet Mercan ustamızın/ şairimizin/ yazarımızın/ ağabeyimizin Kur’an-ı Kerim kavramlarından yola çıkarak oluşturduğu içerisinde tiyatro-anlatı-ezgi bulunan “Tevhid-Şirk”, “Mustazaf-Müstekbir”, “Allah Hizbi-Şeytan Hizbi”, “Zekât-Faiz”, “Tesettür-Moda” vb. kaset/albüm çalışmalarının haberini ilkin Değişim’den öğreniyorduk. Bu çok önemliydi bizim için. Bu denli haberdar edişler hâlâ bizler için önemini koruyor. Başka bir misal vermek gerekirse; Erdoğan Akın’ın 28 Şubat’ın dondurucu soğuklarına rağmen sıcaklık devşiren “Güneş Yürür” ezgi albümüyle, Değişim kanalıyla tanışıyorduk.

Son sayısına kadar yeninin, iyinin, güzelin, erdemin peşinde oldu

Misyon dergisi olmak en çok ona yakışırdı. “Bir toplum kendi özünde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” düsturuyla erdemli bir gelecek için ufuk büyütürdü. İslam’ın değişimci, inkılâpçı ama adaletli ve müşfik yüzünü paylaşmayı murat ederdi insanlarla. Köhnemiş, paslanmış ölü zihinlere ve ruhlara hayat sunmak için; hallerini dirilişe ve direnişe çevirmek için ay aşırı koşup gelirdi.

Arşivimde olan tüm sayılarını, zaman zaman daha yeni çıkmış gibi incitmeden ve büyük heyecanla alıp okurum. O günlerden bugüne değişen sadece yaşlarımız; başkaca bir değişim söz konusu değil. Aşk aynı, umut aynı, gaye aynı, gayret aynı… “İslamî Harekete Doğru” kapak dosyasıyla çıktığı ilk sayısından “İslamî Düşüncede Yeni Bir Döneme Doğru” dedikleri son sayısına kadar yeninin, iyinin, güzelin, erdemin peşinde oldu Değişim dergisi.

İnançlarını davaları olarak gören, telakki edenlerin emin ve kararlı adımlarla yürüyüşleri devam edecektir. Bu yürüyüşe omuz verenler, kurtulmuşlardır. Kim istemez ki kurtulmayı? Kim ‘oy’unu felakete vermeyi’ tercih eder ki? Kendilerinden sonra gelecek olanlara tavizsiz ve berrak bir miras bırakmayı en kıymetli ödev olarak bilenler, kabul edenler aramızda soluk alıp vermeye devam ettiği müddetçe ne sırtımız, ne andımız, ne de aşkımız yere gelmez; gökleri deler, bulutlara el verir.

Tevhid yolunun ezelî ve ebedî meş’aleleri olan Nebi ve Rasullerin izinde ve azminde olarak, hayatı tertemiz kılarak değişim gerçekleştirme mücadelesini sürdürenlere, sürdüreceklere geçmişten geleceğe asla tükenmeyecek, bitmeyecek, durmayacak devasa bir selam veriyoruz. Selam üzerlerinden eksik olmasın ve ömrümüz şehadetle/şehidlikle taçlanmadan son bulmasın. Amin

Fatih Pala