Değişen Dünya Kudüs ve Ortadoğu

0
229

Turgay Aldemir Kayseri’de “Değişen Dünya, Kudüs ve Ortadoğu” üst başlıklı bir konuşma yaptı.

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir ve İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım İHH Kayseri Şubesi tarafından organize edilen “Kudüs ve Şahadet Gecesi”ne konuşmacı olarak katıldı. Aldemir gecede “Değişen Dünya, Kudüs ve Ortadoğu” üst başlıklı bir konuşma yaptı.

Kadir Has Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen ve Kayseri halkının yoğun ilgi gösterdiği geceye Anadolu Platformu Genel Başkanı Turgay Aldemir, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, İHH Kayseri Şube Başkanı Şaban Sözduyar, Mavi Marmara şehidi Furkan Doğan’ın babası Ahmet Doğan, Anadolu Platformu Genel Sekreteri Mehmet Alpcan, İyilikder Suriye Yardım Koordinatörü Mahmut Kaçmazer, İlim Hikmet Vakfı Başkanı Mustafa Doğu, İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Oğuz Memiş, Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şube Başkanı Mustafa Kar,  STK temsilcileri ve davetliler katıldı.

Kur’anı Kerim tilaveti ile başlayan gecede selamlama konuşması yapan Kayseri İHH Şube Başkanı Şaban Sözduyar Şubat ayının Müslüman dünyası açısından önemini vurgularken 28 Şubat döneminde yine bir Kudüs gecesinde tankların yürütüldüğünden, Müslümanların sıkıntılı ve zor günler geçirdiğinden bahsetti. Mavi Marmara şehidi Furkan Doğan’ın babası Ahmet Doğan ise Furkan’ın farklı bir çocuk olduğunu, dünyevi hiçbir hayali olmadığını, insanlara hizmet etmeye çalıştığını ve sonunda Allah rızası yolunda şehadete ulaştığını söyledi.

İslam Dünyasının Yaşadığı Kriz Siyasi Değil, Düşünseldir

Gecede Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir Şehitleri selamlayarak başladığı konuşmasına bugün İslam dünyasında yaşanan krizin siyasi değil düşünsel olduğunu belirterek; “Biz Müslümanlar artık dünyadaki sorunların değil çözümün adresi olmalıyız. Din denince esrarengiz olan şeyler akla geliyor. Bu algıyı değiştirmek için düşünmeye başlamalıyız. Ürkek, savunmacı İslam algısından ivedilikle sıyrılıp proaktif, inisiyatif alan pozisyona geçmeliyiz. Bu çağın sorunlarını fıkheden, hayatın içinden alimlere, entelektüellere, liderlere, siyasetçilere, gençlere ihtiyacımız var. Bu çalışmalarla insanlığın göz aydınlığı, yüz akı nesiller yetiştirmeliyiz.” dedi.

İslam Dünyasında Entelektüel Çölleşme Var

Dünyayı rakamlar üzerinden değil de değerler üzerinden yorumlamak gerektiğini söyleyen Aldemir sözlerini şöyle sürdürdü; “Üniversiteler hayatın içine inmeli, alimlerimiz yaşam alanlarına taşınmalıdır. Cemiyetler, cemaatler sokağın ve zamanın ruhunu, iklimini yaşamalı ve halkı ona göre yönlendirmelidir. Dünyayı rakamlar üzerinden değil, değerler üzerinden yorumlamalıyız. Her birimiz hangi makamda olursak olalım büyük dönüşümün altına elimizi koymalıyız.  Yeni neslin zihninde yeniden bir anlam haritası oluşturmalıyız. Tüm İslam dünyasında onurlu bir yaşam için çaba veriliyor. İslam dünyasında yaşanan bu büyük sarsıntılar yeni bir uyanıştır. Diriliş anı zor, sancılı ve agresif olabilir. Bu ilk hâl biraz savunmacı refleksler verebilir. Bu durum geçicidir. Asla aceleci davranılmamalı, İtiyatlı bir iyimserlikle sürece bakmalıyız. Acelecilikle geçmişte çok çaba az sonuç aldırmıştır. Bekleyişten kalkınmışlığa ve yeniden kaynaşmaya, kardeş olmaya ihtiyacımız var.” dedi.

Yarınlar Kendi Rahatına Kıyanların Olacak

Konuşmasının devamında coğrafya algımıza da değinen Aldemir İslam dünyasının coğrafya algısının emperyalistler tarafından inşa edildiğini belirterek konuşmasına şöyle devam etti; “Maalesef coğrafya algımız emperyalist Batılılar tarafından oluşturuldu. Onların bize dayattığı bakış açısıyla coğrafyaya ve halklara bakıyoruz. Dünya haritasında Avrupa’nın merkezde görülüyor olması bir algı oluşturmaya dönüktür. Bilinçlerimiz ve bilinçaltımız onlar tarafından şekillendirilmeye çalışılıyor. Bu çerçevede Ortadoğu, Uzakdoğu gibi tanımlamalar bize ait değil. Sykes-Picat’un sınırlarını savunmak bize düşmez. 1967 Camp David antlaşmasıyla Ortadoğu’nun yeniden paylaşılmasını tanımıyoruz. Dünyanın en eski şehirlerinden biridir Kudüs; Talut döneminde temelleri atılmış, Hz. Davud zamanında şehir planı çıkarılmış, Hz. Süleyman zamanında dönemin uygarlık merkezi haline getirilmiş mübarek bir beldedir. Kudüs şehirlerden bir şehir değildir. Kudüs, peygamberler eliyle vücut bulmuş, inşa edilmiş bir şehirdir. Bu şehirde peygamberlerin eli, teri, izi ve mücadelesi var.

Zulüm Yok, Haksızlık Yok, Tehcir Yok

11. yüzyılın sonunda Kudüs’ü niçin kaybettiğimizi çok iyi bilmeli, bugünden o günün muhasebesini yapabilmeliyiz. İç kavgaların ve küçük hesapların bizleri ne hale getirdiği görülmelidir ki bugünü daha iyi anlamamıza vesile olsun. 12. ve 13. yüzyıllar İslam topraklarının bir taraftan Haçlı diğer taraftan Moğol istilalarıyla karşı karşıya olduğu dönemlerdir. Ancak her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır. Her karanlık, içinde bir aydınlığı da taşır. Bu olumsuz süreç yeni kahramanlar çıkarır. Sorumluluk duygusu yüksek liderler ve toplumları belirginleştirir. İmadeddin Zengileri, Mahmut Nureddin Zengileri, Selahaddin Eyyubileri ortaya çıkarır. Bu liderler etrafında yeniden Kürtler, Türkler, Araplar bir araya gelir. Yeniden ümmet olduğumuzu hatırlarız. 1187 yılında, Selâhaddin Eyyubi, Kudüs’ü Haçlıların elinden aldığında Yahudilerle Müslümanları şehre tekrar dönmeleri ve Doğu Hristiyan nüfusunun şehirde kalmaları için izin verir. Selahaddin’in takip ettiği yöntem Hz. Ömer’in yöntemidir.

Tarihin hangi döneminde Kürt, Türk, Arap beraber hareket ettiysek yani bir ümmet bilincini kuşandıysak insanlık bundan fayda görmüş, arz darusselam olmuş, İslam’ın esenliği dünyayı kuşatmıştır. 1517’den 1917’ye kadar Osmanlılar bu topraklarda Hz. Ömer’in ve Selahaddin Eyyubi’nin bıraktığı yönetim mirasını devam ettirmiştir. Osmanlı, 1917’ye kadar Hz. Ömer’in Kudüs emannamesine sadakat göstermiştir. 1897’ye kadar bölgedeki Yahudi nüfusu 10 bin civarındadır. 10 bin olan nüfus kısa zamanda 100 binlere ondan sonra milyonlara ulaşmıştır. I. Cihan Harbi sırasında Filistin’i ve Kudüs’ü korumak için on binlerce Kürdü, Türkü ve Arabı şehit verdik. On binlerce ümmetin yiğit gencini peygamberler toprağına, peygamberlerle kucak kucağa bıraktık. 1917’de İngiliz Generali Allenby Kudüs’ü işgal ettiğinde en büyük direniş coğrafyamız Gazze ve Kudüs’tür der. İsrailliler, General Allenby’yi çok severler. Bu sevgi, Yahudilerin, İsrail devletini kuran İngilizlere duydukları minnetin sonucudur. Böylece Kudüs, 730 yıl sonra yeniden Hıristiyanların eline geçmiştir. General Allenby, Kudüs’e girdikten iki gün sonra, 11 Aralık’ta Şam’da Selahaddin Eyyubi’nin mezarının başına gelir. Allenby, adeta tekmeleyerek bir ayağını Selahaddin Eyyubi’nin mezarın üzerine koyar ve büyük bir kinle şöyle der: ‘Kalk Selahaddin! Biz yine geldik!’ der. Kudüs şehri bu işgali ilk kez yaşıyor değildi. Uzun tarihi boyunca Kudüs, iki defa yok edilmiş, 23 defa işgal edilmiş, 52 defa saldırıya uğramıştı. Biliyorsunuz, yaşanan bu süreç sonrasında 1948 yılında Filistin topraklarımızda İsrail bir hançer gibi geldi, saplandı. İslam dünyasının 11. yüzyıldaki dağınıklığın benzerini yaşıyor olması bu sonuçların yaşanmasına neden oldu. Tarih adeta tekrar ediyor. İbret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi? Hakları, toprakları, vatanları, canları, malları gasp edilen Filistinliler, takvimlerin 15 Mayıs 1948’i ‘büyük felaket’ “en-Nakba” olarak adlandırmaktadır. Sadece Filistinliler için değil; aslında tüm insanlık için nakba… 800.000 Filistinlinin göçü ile sonuçlanan NAKBA. Halen 10 milyonu aşkın Filistin nüfusunun yaklaşık 6 milyonu kendi yurtlarından uzakta mülteci olarak yaşamakta ve işgal edilen evlerine dönecekleri günü beklemektedir. İman etmiş her müminin içinde bir Kudüs, bir Gazze, bir Filistin sızısı, davası, duyarlılığı olmak zorundadır. Bu bizim imanımızın gereğidir. Filistin ve Kudüs davası sadece Filistinlilerin değil; tüm İslam ümmetinin ve insanlığın davasıdır. Filistin sizin ve bizim davamızdır. Kudüs; İstanbul’un, Kayseri’nin ve diğer İslam şehirlerinin yürek kardeşidir. Kudüs ölürse İstanbul hastalanır, Kayseri hastalanır, ümmet hastalanır. Kudüs ağlarsa ümmet de ağlar. Onun için Kudüs’ü herhangi bir İslam şehriyle ayrı tutamayız. Eğer Kudüs esirse, o esaretin bir payı da yaşadığımız topraklarındır.” dedi.

Aldemir konuşmasını şu sözlerle bitirdi; “Bizler, Filistinliler, Araplar, Türkler, Kürtler, İranlılar, Iraklılar, Afganlılar, herkes oturup düşünmemiz gerek; “Biz nerede yanlış yaptık” diye. Rabbim hepimize Kudüs duyarlılığıyla birlikte yeniden ümmet olma şuuru versin ve esir coğrafyalarımızı en yakın zamanda kurtarsın.” dedi.

İHH Başkanı Yıldırım ise gecede şunlar söyledi: “Ölen hep Müslüman öldüren hep emperyalist. Dünyada Hıristiyanların Hıristiyanları öldürdüğünü gördünüz mü? 4 dünya savaşı var: I. Dünya Savaşı, II. Dünya Savaşı, 3. Dünya savaşı soğuk savaş ve ABD savaşı kazandığını düşünüyor. Peki, biz ise partilere, sivil toplum kuruluşlarına, cemaatlere, gruplara ayrılmışız birliğimizi ve beraberliğimizi koruyamıyoruz. Ben birçok Müslüman grubun lideri ile görüşürüm. Merak ederim neden bir araya gelip birbirlerini sevemezler. Biz birbirimizle bir araya gelemiyoruz. Herkesin grubu bir aşireti var. Bosna’yı, Çeçenistan’ı bütün savaş bölgelerini gördük. Bombaları Müslüman coğrafyada ki herkese yağdırdılar. Bomba mezhep, tarikat tanımaz. İşte bizi de İslam birliğinde birleştirecek tek bir yer var o da Kudüs’tür. Bütün Müslümanları mezhep farklılıklarına karşı birleştiren yerdir. Çünkü Kudüs tevhidin merkezlerinden biridir. Dünyada ilk kurulan Kâbe’dir. İkincisi rivayete göre Mescid-i Aksa’dır. İlk kıblemizdir. Peygamber efendimizin bütün peygamberlere namaz kıldırdığı yeredir.” dedi.

Konferansın yapıldığı geceden bir gün sonra Anadolu Platformu Genel Başkanı Turgay Aldemir, İHH Başkanı Bülent Yıldırım, İHH Kayseri Şube Başkanı Şaban Sözduyar, Mavi Marmara şehidi Furkan Doğan’ın babası Ahmet Doğan, Anadolu Platformu Genel Sekreteri Mehmet Alpcan, İyilikder Suriye Yardım Koordinatörü Mahmut Kaçmazer, İlim Hikmet Vakfı Başkanı Mustafa Doğu İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Oğuz Memiş, Anadolu Platformu Öğrenci Birliği Gaziantep Şube Başkanı Mustafa Kar ve beraberindekilerden oluşan heyet bir dizi ziyaretlerde bulundu.

Heyet Mavi Marmara şehidi Furkan Doğan adına yaptırılan öğrenci yurdunu ve temeli geçtiğimiz aylarda atılan yetimhane inşaatını gezdi. Ziyaretlerin ardından Turgay Aldemir ve Bülent Yıldırım Kay Tv ve Erciyes Tv ile ortaklaşa yapılan canlı yayında gündeme dair soruları yanıtladılar. Yayının ardından heyet üyeleri İlim Hikmet Vakfı’nı da ziyaret ettiler.