Darbe planı yap, terör örgütü kur, Türkiye-İran savaşı çıkar – (İbrahim Karagül)

0
104

Başbakan’ı, kabine üyelerini, siyasi partilerin temsilcilerini, güvenlik bürokratlarını, işadamlarını, medya yöneticilerini ve yazarlarını, kanaat önderlerini, STK temsilcilerini dinleyip, takip edip, raporlayan paralel örgütün hedefi sadece hükümeti devirmek değilmiş.

Biz öyle sanıyorduk. Tayyip Erdoğan yönetimine istediklerini artık yaptıramayınca onu devirmek için darbe girişimi hazırladıklarını biliyorduk. Bunun için ince planlar yaptıklarını, kurgularını tamamladıklarını, 17 Aralık’la da fiilen darbe sürecini başlattıklarını biliyorduk.

Onlara göre hükümetin üç günlük ömrü kalmıştı. “Her şey oldu, tamamlandı” gözüyle bakıyorlardı. Şimdilerde mazlum söylemleriyle, medya özgürlüğü söylemleriyle uluslararası kampanyalar yapanların o günlerde cezaevlerine gönderileceklerin listelerinden bile haberleri vardı. ABD’den güçlü destekler almışlardı. Erdoğan ve ekibinin Türkiye’yi bir taraftan dünyaya açarken diğer taraftan yerli bir ülkeye dönüştürmesini hazmedemeyenler onlara destek veriyordu.

Sadece destek mi, devletin en gizli sırlarını toplayıp onlara servis ediyorlar, ortak proje yürütüyorlardı.

Ama biz, planlarının sadece Türkiye ile ilgili olduğunu sanıyorduk. Sadece Türkiye’de devleti yeniden şekillendirecekler, yeniden Atlantik merkezine çekecekler, yeniden Anadolu ile sınırlı bir ülke yapacaklar, hatta daha sonra gelecek Kürt ve Alevi ayrışmalarıyla ülke küçültülecekti.

Çok daha vahim planları varmış

Mesele bu kadar değilmiş. Mesele, Türkiye’ye bir Mısır, bir Ukrayna, bir Suriye hatta bir Irak senaryosu hazırlamakmış. Ülkeyi, tıpkı 28 Şubatçılar gibi, İsrail’e ve ABD’li neoconlara peşkeş çekecekler, oradan oraya savuracaklarmış. Bu yüzden de ortak çalışıyorlarmış, bu yüzden dinledikleri binlerce insanla ilgili kayıtları onlara servis ediyorlarmış.

Gezi projesi bir Ukrayna denemesiydi, bugün o ülkenin içler acısı halini görüyorsunuz. 17 Aralık ise Türkiye’yi Mısır’laştırma, Erdoğan’ı Mursi’leştirme denemesiydi. Bugün Mısır’ın içler acısı halini de görüyorsunuz.

Bütün Avrupa elbirliği ile Mısır’da demokrasi denemesini gömdü. Şimdi utanmadan hala dünyaya demokrasi, özgürlük kriterleri satıyorlar. Türkiye’yi deviremediler, Ukrayna’yı mahvettiler. Türkiye’yi deviremediler, Mısır’ı bitirdiler. 

Paralel darbe girişimine ilişkin soruşturmalar derinleştikçe bu ilişkiler daha da netleşiyor, ipuçları bağlantılara dönüşüyor. Ama sıkı durun, meselenin çok daha vahim boyutları öne çıkıyor. Çok daha büyük, bölgesel bir hesap yapılıyormuş.

Son senaryoları, Türkiye-İran savaşıymış

Türkiye ile İran’ı savaştırmak için alt yapı hazırlanıyor, kamuoyu olgunlaştırılıyormuş. Gülen Cemaati’nin İran karşıtlığını fikirsel veya mezhepsel sanıyorduk ama öyle değilmiş, bu karşıtlığın altında iki ülkeyi savaştıracak planlar yapılıyormuş.

Bölge için karar veren üst akıl, iki ülkenin savaşmasının Ortadoğu’yu yüz yıl daha ayağa kalkamayacak hale getireceğini çok iyi biliyor ve bu proje için Türkiye kamuoyunu ve devleti hazırlama görevini bunlara ihale etmiş.

Gün geçtikçe, soruşturmalar derinleştikçe, operasyonlar yapıldıkça, yeni kayıtlar-belgeler ortaya çıktıkça işte bu büyük hesapla bağlantılı gerçekler de ortaya dökülüyor.

Mesela dün yapılan operasyon, daha öncekiler gibi, devlet iktidarı içinde birinci sıradan alt sıralara kadar insanları dinleyenlere, kayda alanlara yönelikti. Geriye dönük incelemelerde ortaya çıkan yeni bir kayıtta, Bakanlar Kurulu üyelerinin tamamının sistematik olarak dinlendiği ortaya çıktı.

Tek istisna var o da, İdris Naim Şahin.

Onun dışındaki bütün bakanlar koordineli olarak dinlenmiş, darbe için hazırlıklar yapılmış. Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil, herkesi dinledikleri zaten biliniyordu ama bu yeni kayıt, darbe hazırlığında olduklarına yönelik bir tespit olarak niteleniyor.

Kendileri terör örgütü kurmuş

Buradaki mesele sadece dinleme değil. Devletin üst yönetimini, onlarla aynı şema içinde gördükleri isimleri bir örgüt kapsamına almışlar, hepsini İran’a yakın olarak nitelemişler, kurgu yapmışlar, listeler hazırlamışlar.

Dahası var..

Bu kişileri terörle bağlantılamışlar, casuslukla itham edecek kurgular yapmışlar. Buradan “Türkiye’yi teröre destek veren ülke” göstermek için hazırlıklar yapmışlar.

Öyle çalışmalar yapılmış ki, bu kişiler terör saldırılarının failleri olarak gösterilecekmiş. Paralel örgüt, kendisi örgütler kurmuş, hedefine aldığı isimleri de bu örgütün mensubu gibi göstermeye çalışmış. Türkiye dışı terör saldırılarını bile o kişilerin üzerine atacakmış. Böylece hem içeridekileri tasfiye edecek hem de dünyaya Türkiye terörü besliyor görüntüsü verecekmiş.

Düşünün bu insanlar kendileri terör örgütü kurup, şemalar hazırlıyor, alakasız ama kendilerinin hedef seçtiği isimleri bu örgütün üyeleri olarak gösteriyor, bu amaçla yasal ve güvenlik hazırlıkları yapıyor. Darbeyi başarsalar hepsini ipe götürmenin planlarını yapıyor.

Şeytanın bile aklına gelmeyecek yöntemler bunlar.

İran’ı değil Türkiye’yi vurdular!

Efendilerinden nasıl bir ihale almışlarsa, Anadolu insanlarından oluşan mensuplarını bu dış istihbarat operasyonuna kurban etmişler, senaryoyu onlar üzerinden, onların desteğiyle yürütmeye kalkmışlar. Devletin iktidar alanlarına yerleşen kadrolar, Türkiye’ye kaşı çok tehlikeli bir oyun oynamış. Terör örgütleri kurgulayıp devleti terörle alaşağı etmeye kalkışmış. Bundan da hedeflerindeki isimleri sorumlu tutup yok edeceklermiş.

Belki de bunu başarmak için terör saldırıları bile planlamışlardır, kim bilir. Belki zamanla bunlar da çıkar ortaya… Bu örgütler üzerinden ne tür terör saldırıları planladılar, ya da bunlardan birini gerçekleştirdiler mi, bilemiyoruz tabii.

Türkiye’de korku imparatorluğu kuracaklar, bunun karşılığında, kendilerine iktidar bahşeden üst aklın istekleri doğrultusunda bölgeyi ateş çemberine çevireceklermiş. İran’ın bütün bölgedeki yayılmacı politikaları ortada ve bunu herkes görüyor, okuyor. Ama onlar bu gerçek üzerinden İran’ı değil,
Türkiye’yi vurdular!

———————————-

İbrahim Karagül

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI