Darbe Girişimi Suriyeli Kanaat Önderleri ile Değerlendirildi

0
99

Bülbülzade Vakfı, 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminin ardından Gaziantep’te yaşayan Suriyeli misafirlerin temsilcileri ve kanaat önderleri ile darbe girişimini değerlendirmek üzere bir toplantı düzenlendi.

21 Temmuz Perşembe günü BEKAM toplantı salonunda düzenlenen toplantıya Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Abdullah Aksoy, Anadolu Platformu Suriye Koordinatörü Mahmut Kaçmazer, Vaad Partisi Genel Başkanı Saad Vefai, Suriye Demokratik Forumu Gaziantep Temsilcisi Abdulbari Osman, kanaat önderleri, STK temsilcileri, gazeteciler ve yazarlar, muhtarlar ile birlikte yaklaşık 60 kişi katıldı.

Halkımızın ve Yöneticilerin Basireti Darbeyi Püskürttü

Toplantıda bir konuşma yapan Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir konuşmasında 15 Temmuz darbe girişiminin halkın ve yöneticilerin basireti ile geri püskürtüldüğünü vurgulayarak şunları dile getirdi:

“Bizi ayrıştırarak aramızda ihtilaflar ortaya çıkaranlar bize acılar yaşattılar. Bu darbe girişimi, her kesimin meydanlara inerek millet olma şuuruyla bir araya gelmesine vesile oldu.

Türkiye’nin meydanlarında yeni bir milletin doğum sancıları yaşanıyor. Özgürlüğün bedeli ödenmemiş ise istediklerinde geri alırlar. Özgürlüğümüzü muhafaza etmek için sürekli bir mücadele gerekli. Bu mücadele yeryüzünün tüm mazlumları ile birlikte veriliyor.

Darbenin tarihi arka planını iyi değerlendirmek gerekiyor

Şu an için bir darbe girişimi bertaraf edildi. Ancak yeni kalkışmalar olmaya devam edecektir. Bunun tarihi arka planını iyi değerlendirmek gerekiyor.

1952 yılında Türkiye NATO’ya üye oldu. 1960 ihtilali NATO’nun desteği ile yapıldı ve Menderes idam edildi. 1965 yılında MİT kuruldu ve 6 ay maaşlarını CIA ödedi. Türk ordusu NATO’ya bağlı birimlerce eğitildi ve öncelik NATO’nun çıkarları haline geldi.

1960 ihtilalinden sonra da darbeler, kalkışmalar oldu. 1980 darbesiyle yeni tasfiye ve dizaynlar gerçekleştirildi. Milletimiz tekrar kendine gelmeye başlayınca 28 Şubat gerçekleştirildi. Son olarak 15 Temmuz darbesi denendi ve milletimiz tarafından bertaraf edildi. Bundan önce başka kalkışmalar da oldu ancak başarılı olamadı. 17-25 Aralık da bunlar gibi bir kalkışmaydı.

Her ihtilali bir kesim üzerinden yaptılar

Dünyanın neresinde mazlum varsa Türkiye oraya yönelik çalışmalar yürüten bir ülke haline geldi. Bu darbeler Türkiye’de niçin oluyor? Bizi etnik, dini, mezhepsel ayrıştırmalarla zayıf düşürüyorlar. Şu ana kadar her ihtilali bir kesim üzerinden yaptılar. 1690 ihtilalini solcular, 12 Eylül’ü ulusalcılar, 28 Şubat’ı aleviler, 17-25 Aralık’ı Fetöcüleri kullanarak yaptılar. 15 Temmuzda da FETÖ’yü kullandılar.

Şimdiye kadar yapılan darbeleri ve yapanları yargılayamadık, cezalandıramadık. 28 Şubatı yapanlar hâlâ devletten paşa unvanı ile maaş alıyorlar. Eğer bunları yargılasaydık bir daha bu kalkışma olmazdı, suç cezasız kaldı.

Darbenin nedenlerinden biri uluslararası sistemi rahatsız eden Türkiye’nin dünyanın değişik yerlerindeki mazlumlara el uzatmasıdır. Özellikle “dünya 5’ten büyüktür” çıkışıdır. Yine askeri alanda NATO konsepti dışında hareket etmesidir. Doğuda Kürt meselesi çözülürken bu askerler kullanılarak bölge mayın tarlasına dönüştürüldü. Şu anda bölgede yaşanan çatışmalar sunidir.

Her darbenin bir taşeronu vardır

Biliniz ki her darbenin bir köpeği vardır. Suriye’deki kalkışmanın köpeği Esad’dı. Ülkemizdeki kalkışmanın köpeği ise Gülen’dir. Ancak sahne arkasındaki gerçek düşmanı ortaya çıkarmamız gerek. Hep birlikte meydanlarda bir milletin doğuşuna şahitlik ettik. Tanklara direnirken can verenlerin içinde Türkler, Kürtler, Araplar, aleviler ve azınlıklar var.

Darbeler sadece siyasileri değil, bir arada yaşayan milletleri de vurur. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da haksızlık kimden gelirse gelsin karşısında duracağız. Bu 3 aylık OHAL sürecinde biz kardeşliğimize sahip çıkacağız.

Bundan sonra ekonomik darbe girişimleri olacaktır. Bu süreci de birlikte atlatacağız ve Türkiyeli kardeşleriniz olarak yanınızda olmaya devam edeceğiz. Bundan hiçbir kuşkunuz olmasın.”

Irkımızı öne çıkarmadan birbirimizi kucaklamalıyız

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Abdullah Aksoy da darbe girişiminin sadece Türk halkına değil Suriye halkına da yapıldığını vurgulayarak şöyle konuştu:

“Bu darbeyi önleme sadece bizim başarımız değildir. Bunda sizlerin de katkısı vardır. Irkımızı öne çıkarmadan kardeşlik hukuku ile birbirimizi kucaklamalıyız.

Abdullah Aksoy konuşmasını Büyükşehir Belediyesi’nin Suriyeli misafirlere dönük hizmetleri hakkında bilgi vererek tamamladı.

Darbe girişimi bu coğrafyadaki tüm halklara yapılmıştır

Anadolu Platformu Suriye Koordinatörü Mahmut Kaçmazer ise Suriye direnişinin Türkiye’nin de direnişi olduğuna vurgu yaparak; “Suriye’nin acısı bizim de acımızdır. Bu darbe girişimi bu coğrafyadaki tüm halklara yapılmıştır. Bu halk, “biz istersek tüm darbeleri önleyebiliriz” dedi ve bunu da gösterdi. Darbe süreci başlayınca Suriyeli misafir kardeşlerimiz için çok endişelendim. Çünkü darbe başarılı olsaydı Suriyeli kardeşlerimi götürüp Esad’a teslim edeceklerdi. Allah’a hamdolsun bunu gerçekleştirmeye güçleri yetmedi” dedi.

Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ulukütük ise Suriyeli misafirlere yönelik BEKAM tarafından Türkçe ve Arapça olarak basılan Uyum Kitabı hakkında bilgi verdi.

Suriyeli kanaat önderleri darbe girişimiyle ilgili Aldemir’e çeşitli sorular yönelttiler. Kanaat önderleri şu soruları yöneltti:

17-25 Aralık kalkışması neden cezasız kaldı? Bu durum bir birliğe vesile olabilir mi?

MİT’in zaafının olduğunu söyledi Erdoğan. Darbenin önlenmesinde MİT’in rolü nedir?

Bu kalkışmanın Suriyeli misafirlere ve direnişe etkisi nasıl olur?

Türkiye’nin geleceğini ne belirliyor?

Sürekli Batıyı suçluyoruz. Batı, ayrılıklarımızı körüklemek için elinden geleni yapıyor? 15 yıllık AK Parti iktidarı bunun önüne geçemedi mi?

Yıllardır Kürt sorunu Türkiye’nin ikinci gündemi ve 30 yıldır asker bu işi çözemiyor deniyor, bundan sonra çözüm için neler yapılacak?

Soruların ardından Aldemir şu tespitlerde bulundu;

28 Şubat, 17-25 Aralık darbeleri sofistike, post modern, darbelerdir. Bu yüzden takip edemedik.

Bu meydanlar modern devlet yönetimini sorgulayacak meydan üniversiteleri gibidir.

Tüm peygamberlerin mektebi meydanlardır.

Kadim üniversitelerin eğitim alanı meydanlardır.

Bundan sonra meydanlar birer üniversite gibi olacak.

Ak Parti hükümeti yol, köprü ve imarlara ciddi emek harcamıştır. Ama bunları yönetecek kadroların yetiştirilmesinde yeterli başarı gösterilemedi.

Yeni ve yerli düşünce çok önemli. Sizler de yeni bir yönetim tasavvuru geliştirmelisiniz. Yoksa Baasçı Esad gider Sünni cellat IŞİD yönetimi gelir.

Ortak geçmişimizle ortak bir medeniyeti inşa etmenin vaktidir.

Bu kalkışma başarılı olsaydı tüm Ortadoğu her açıdan teslim alınmış olacaktı. Başarılı olamadılar ve bu halkların kendi kendini yönetebileceği düşüncesi tüm Ortadoğu’da yayılacak.

Bu süreç yeni bir milletin doğuşunun bayramı olacak.

Hak şuuru olmayanların özgürlük bilinci olmaz.

Siyasetin, askeriyenin ve diğer kurumların adaletten ayrılmamasının doğal denetçileri olacağız.

Biz eğitim, kültür, sanat bilincimizi güçlendirirsek emperyalistler aramızdaki nifak operasyonlarında başarılı olamaz.

Şimdi yeni bir operasyonla ekonomik istikrarsızlık çıkarmak istiyorlar. Ancak başaramayacaklar. Aynı kuruluşlar Mısır darbesinin ardından Mısır’ın notunu yükselttiler.

Suriye politikalarında bir değişiklik beklemiyoruz, çözüm hızlanacaktır.

Bu darbenin bir nedeni de Türkiye’nin, emperyalizmin Suriye politikalarına karşı çıkmasıdır.

Türkiye’de örgütlenme özgürlüğümüz var. Kenardan seyretmeniz vicdanımızı yaralıyor. Siz Suriyeliler kendi geleceğiniz için örgütlenmezseniz Suriye topraklarını başkaları ifsad edecek.

Soru-cevap kısmının ardından toplantı sona erdi.