Çözüm ve Sabote Sarkacında Kürt Meselesi – (Adnan Boynukara)

0
147

Kürt meselesinin çözümüne ilişkin iradenin, hükümet tarafından yüksek sesle dillendirildiği bir süreçteyiz

Çözüm iradesini ortaya koyan somut kimi adımların atıldığı da konuşuluyor. Terörden çok çekmiş olan geniş kesimleri, hem süreci büyük bir özenle izliyor hem de çözüme ilişkin çabaları destekleyen bir sessizlik içinde. Hükümet istekliliğiyle ortaya çıkan ve toplumun geniş kesimlerinde somutlaşan bu irade, Türkiye`nin olduğu kadar, bölgenin ve dolayısıyla da dünya siyasetinin geleceği açısından da önemli! Kendi iç sorunlarını minimize etmiş bir ülkenin, var olan dengeleri değiştirme gücü dikkate alındığında, çözüm çabalarının önemi daha anlaşılır hale geliyor.

Kimler neden sabote edecek?

Dünyanın aldığı yeni pozisyonda güçlü ve sorunlarını minimize etmiş bir Türkiye, tarihi perspektifinin de etkisiyle, “dünya siyasetinde ben de varım ve etki gücüm de yüksek” mesajını vermekte ve bu zeminini koruyarak geliştirmektedir. Bu durumun, dünya siyasetine yön verme iddiasındaki kimi aktörler tarafından hoş karşılanmadığı açık. Ancak son on yıl içinde, politik perspektiflerinde revizyona gitmiş olan Türkiye`nin, bu saatten sonra yapacağı tek şey sorunlarının çözümüne ilişkin iradesinin arkasında durmak ve yeni misyonuna uygun rolü üstlenmektir. İşte Kürt meselesinin çözümü bu pozisyona güç katacaktır. Bu sadece Türkiye için değil, dünya dengeleri açısından da önemli. Bu nedenle de, Kürt meselesinin çözümüne yönelik iradeyi sabote etmeye istekli aktörleri deşifre etmek, çabaların sonuç alması açısından önemli. Bunları; dış aktörler, bunlarla ilişkide olan figüranlar ve kontrol edilebilir sivil siyaset özlemi içinde olan güç merkezleri olarak tanımlamak mümkün. Önemli olan diğer bir konu ise bunların heveslerini boşa çıkarmaktır…

Sabote etmenin iki temel aracı; silah ve dil

Süreci sabote etme hevesi içinde olanların kullanabileceği birçok araçtan bahsedilebilir. Ancak temel iki aracın, silahlı unsurları devreye koyarak süreci kana bulamak ve “tahrik edici dil” ile üzerinden çözüm çabalarını sınırlamak olduğu açık. Bu araçların etkileri farklı olmakla birlikte, en tahrip edici ve zarar verici olanın ‘kullanılan dil’ olduğu açık. Siyasilerin konuşma hevesi içinde olmaları anlaşılabilir bir durum. Çünkü gündemde olma istekliliği siyasetin doğasında var. Ancak var olan sorunlardan ve Kürt meselesinden çok etkilendiklerini iddia edenlerin ve sıklıkla “bedel ödemekten” bahsedenlerin, süreci sabote edecek bir üslupla medya gündeminde olma istekliliklerini anlamak oldukça güç! Siyasal iktidarın çözüm konusundaki kararlılığını ortaya koyan önemli argümanlardan birisi de, atılan adımlar konusundaki kullanacağı kuşatıcı dil ve bir o kadar da ortaya konulacak sessizliktir. Çünkü toplumsal ayrışmaları körükleme ve çözüm çabalarını sabote etme katsayısı yüksek olan Kürt meselesinin çözümü, konuşmanın dışındaki çabalara bağlı. En azından süreç yoluna girinceye kadar susmak!

İki tarih ve iki MGK!

Türkiye`nin terörle mücadele tarihinin, çözüm çabalarını sohbete etme girişimleriyle dolu olduğunu biliyoruz. Çözüme yönelik iradenin ortaya çıktığı her dönem, silahlı unsurların farklı sabote eylemlerine şahitlik etmiştir. Buna ilişkin onlarca örnek verilebilir. Bingöl katliamı akla ilk gelen örneklerden… İzinden dönen silahsız askerlere yönelik katliam ile o günlerde MGK’da konuşulan çözüm çabaları arasında derin bir ilişkinin olduğu çok konuşuldu. Katliamı kimin yaptığının peşine takılan Türkiye, bu katliamın hizmet ettiği amacı görmezden gelmeyi tercih etti. Bu haliyle de Bingöl katliamı, çözüm çabalarını gündemden düşürdü. Bununla da yetinilmedi ve uzun yıllar şiddetin tek yol olduğu tezi işlenerek hayata geçirildi. Bugün dönüp geriye bakıldığında, terörün çözümünde tek başına güvenlik perspektifinin ve dolayısıyla silahlı çözümün hizmet ettiği tek noktanın örgütün kitlesel desteğinin artmış olduğudur. Diğer bir örnek ise Uludere olayıdır. Uludere olayının yaşandığı gün yapılan MGK toplantısının gündemine dikkat çekip bunun bir sabote girişimi olduğuna dikkat çekenler var! Aslında süreç iyi analiz edilirse, bu ilişkiyi ortaya koyan güçlü kanıtlara ulaşmak mümkün.

2013 çözüm yılı olabilir

Ortada somut bir adım olmamakla birlikte hükümetin sergilediği çözüm iradesi dahi atmosferi bu denli etkiliyorsa, 2013 çözüm yılı olabilir. Burada bahsedilen iradeye anlam katan en önemli unsur ise “çözümün olması ve insanımızın hayatını kaybetmemesi için her türlü enstrüman kullanılabilir” ifadesidir. Anayasa yapım süreci konusunda TBMM Başkanın almış olduğu yeni tutum ve siyasi partilerin buna verdiği destek de anlamlı! Bu nedenle 2013 yılının ilk 3-4 ayının önemli olduğu açık.

Kararlılık önemli

Çözüm çabalarını sınırlayan veya ortadan kaldıran sabote girişimlerini çoğaltmak mümkün. Burada önemli olan, bu tür girişimlere karşı güçlü bir irade geliştirmek ve çözüm kararlılığını açıkça ortaya koymaktır. Şu an ihtiyaç duyduğumuz da bu. Başbakan Erdoğan`ın söylemi analiz edildiğinde, sabote girişimleri ve bunların neden olabileceği olası sonuçlar konusunda derin bir duyarlılığının olduğu görülür. İşte bunu sürdürmek ve daha geniş bir aktör kitlesine yaymak önemli…

 Haber10

———————————-
Adnan Boynukara
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI