“Çözüm Sürecinin Bölgesel Barışa Etkisi” İLSANDER’de Konuşuldu

0
87

Osmaniye İlim Sanat Kültür Derneği, 14 Mart Cumartesi günü Cebelibereket Kültür Merkezi’nde “Çözüm Süreci ve Bölgeye Etkileri” konulu panel düzenledi.

Gazeteci-yazarlar Abdurrahman Dilipak ve Nevzat Çiçek'in konuşmacı olarak katıldığı panele, Osmaniye Valisi Kerem Al, Osmaniye Milletvekili Yrd. Doç. Dr. Suat Önal, Milli Eğitim Müdürü Ramazan Çelik, Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, İl Özel İdare Genel Sekreteri Mehmet Yanık, AK Parti İl Başkanı Hamza Tör, MEM Maarif Müfettişleri Başkanı Ramazan Ayanoğlu, Eğitim-Bir-Sen Osmaniye Şube başkanı Mahmut KAHRAMAN, Sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

 

İlsan-der Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman DAĞ, “Bu gibi programların Çözüm sürecine bir nebze olsun katkı sağlamasını umut ediyorum” dedi.

 

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın sunuculuğunu Hasan Boran, moderatörlüğü ise Osmaniye KOSGEB Müdürü Araştırmacı Yazar Nihat KARADEMİR yaptı. Kürt Sorunu’nun tarihi arka planına değinen KARADEMİR, “Yüzlerce yıl bir arada yaşayan toplumların birer sorun olarak algılanmasında Batı’nın tekçi ve emperyal aklının etkisi vardır. Modernitenin, milliyetçiliğin ve ulus-devlet aklının bir sonucu olan bu yeni durum çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde, etnik veya mezhebi bazı toplulukların Müslüman kimliklerine rağmen azınlık olarak evirilmesidir. Gayrimüslim azınlıklar için devasa bir ehl-i zimmet fıkhı üreten İslam’ın son iki yüzyıldır yaşanmakta olan bu yeni soruna henüz bir fıkıh/hukuk üretemediğini ve Çözüm Süreci’nin yeni bir fıkıh ve tüm İslam Dünyasına örnek olacak yeni bir Medine Vesikası için bir imkân olmalıdır” dedi.

 

Kürtleri, Türkleri ve diğer renklerimizi bir arada tutan temel bağın İslam kardeşliği ve tarihdaşlık olduğunu vurgulayan gazeteci yazar Dilipak, "Türkler Kürtlere, Kürtler Türklere rağmen bir zafer kazanamaz ama ikimiz birden çok büyük bir zafer kazanabiliriz ve bu bölgedeki barış sadece Türklerin ve Kürtlerin barışı olmaz, Mezopotamya barışı olur. Mezopotamya barışı, İslam ümmetinin birliği, Kudüs'ün fethi için yeni bir ittifak olur. Geçmişteki renkliliğin ve huzurun yeniden yaşanması için bir adı da selam olan İslam’ın doğruları etrafında yeniden birleşmekten başka çaremiz yoktur. Bu kardeşliğin en somut ve en kalıcı etkileri ise Kut’ül Amara’da, Sarıkamış’ta ve Çanakkale’de yan yana şehit olanların kaderinde görülmektedir. Çözüm sürecinin yeni bir umut ürettiğini ve tüm provokasyonlara rağmen doğru bir zeminde ve nihai barışa doğru ilerlemelidir" dedi.

 

Türkiye'de barışın dilini oluşturmanın zorunlu olduğunu kaydeden Nevzat Çiçek, “2002 yılına kadar devlet, kendisine karşı bir hak talebini "bölücülük" olarak algılayıp en ağır bir şekilde bastırma paradigmasını sürdürdü. 2008 yılından sonra bu durum değişmeye başladı. Devlet paradigmasını değiştirmeseydi biz er ya da geç dağılacaktık” dedi. Kürt meselesinin sadece Türkiye'nin meselesi olmadığını ifade eden Çiçek, Türkiye’nin Kürt sorununun Osmanlı’nın çöküş döneminde önce yönetici seçkinlerde kendini gösteren ve zamanla halka da bulaşan bölünme korkusunun bir sonucu olduğunu tarihten örneklerle anlattı. Çiçek, Çözüm sürecinin bu bölünme korkusuna yeniden büyümek kararı ile verilmiş tarihi bir cevap olduğunu belirttikten sonra sürecin geçirdiği aşamaları, karşı karşıya olduğu riskleri, kullanılan yöntemleri ve her iki tarafın zaman zaman yaptığı hataları tahlil etti. Çiçek konuşmasının sonunda 7-8 Mart’ta Diyarbakır’da yapılan “Kürt Meselesine İslami Çözüm Arayışı Çalıştayı” gibi programların devamının gelmesi gerektiğini vurguladı.

 

Program, dinleyicilerin sorularına, konuşmacıların verdiği cevaplarla son buldu.