Çocukluk Dönemi Dini Gelişim Özellikleri ve Din Eğitimi

0
962

Çocuk eğitimi söz konusu olunca, gelişim evrelerinin ve gelişim özelliklerinin bilinmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Eyüp Şimşek’in makalesi:

Bebeklik, din eğitimine başlama açısından hazırlık, bebek açısından ise bilinçsiz etkilenme evresidir. Bu evrede din eğitimi faaliyeti bazı etkinliklerle başlatılabilir. Doğum sonrası bebeğin kulağına ezan okunması ile çocuğa İslam’ın ilk şiarı telkin edilebilir. Bu uygulama ile Allah inancı eğitimi başlatılmış olur.

Öncelikli olarak yapılması gereken işlerden birisi, çocuğa güzel bir ismin konulmasıdır. Öyle ki çocuğun isminden dolayı, alay ve eğlence konusu olmasına sebep olacak, çirkinlik ve kabalık ifade edebilecek isimlerden sakınmak gerekir. Bu tip isimlerle çağrılmak, çocuğun şahsiyetinin zedelenmesine veya çocuğun iç çatışmasına sebep olabilir.

İçinde Allah kelimelerinin geçtiği “Maşallah, Allah bağışlasın, Allah’a emanet ol, Allah’a ısmarladık” gibi sözlerin söylenmesi, çocuğun sürekli bu sözleri işitmesi din eğitimi açısından faydalı olabilir. Bu evrede çocuklar, anne-babalarının kullandıkları her türlü dini kavramlardan etkilenebilirler ve bu evrenin sonlarına doğru kendilerine öğretilen, birer ikişer kelimelik dini kavramları söyleyebilirler.

Ayrıca annenin çocuğu uyuturken söylediği ninniler din eğitimi açısından dikkate değerdir. İçerisinde dini motifler bulunan ninniler ve cümleler, çocuğun ileriki dönemlerinde din eğitimi açısından olumlu sonuçlar doğurabilir.

İlk çocukluk evresi, din ve din eğitimiyle tanışma evresidir. Çocuk, üç yaşından itibaren dini inançlarla ve dini nitelikli davranışlarla ilgilenmeye başlamasıyla, dini inanç gittikçe canlılık kazanmaya başlar. Çocuğun kafasında yavaş yavaş güçlü ve büyük sıfatlar ile özdeşleştirdiği ve çevresinde bu sıfatları taşıyan kişilerle somutlaştırdığı bir Allah tasavvuru oluşur.

Çocuğa Allah inancı gereği gibi anlatılsa onun da olumlu karşılık vereceği aşikârdır. Fakat bu karşılık, yeterli seviyede olmayabilir. Zira Allah, iman ve inanma gibi soyut kavramları, ilk çocukluk evresindeki çocuğun idrak ve algısı karşılayamaz. Bununla birlikte altı yaşındaki çocuğa, Allah ve ona inanma eğitimi ile ilgili çalışmalar başlatılabilir. Bu noktada eğitimciye düşen görev Allah’ı sığınılacak bir varlık olarak çocuğa tanıtmaktır.

Onun için anne-baba, çocukları ile Allah arasındaki bağı, sevgi çerçevesi içinde kurmalıdır. Çocuk Allah’ı sevmeli, Allah’ın da kendisini sevdiğine inanmalıdır. Böylece ona güvenecek ve gerektiğinde ona sığınacaktır. Öyle ise çocuk, Allah’ı, esirgeyen bir varlık olarak tanımalıdır. Çocuğun Allah’ı tanımasında yapılabilecek en büyük hata, Allah’ı, sürekli olarak kendisinden korkulması gereken bir varlık olarak tanıtmaktır.

Anne-baba, çocuğun yanlış davranışlarının cezalandırıcısı olarak Allah’ı ortaya sürmeleri, işin kolay ve kestirme yolu gibi gözükse de bu tutum, çocuğun zihninde çok olumsuz bir Allah düşüncesinin oluşmasına yol açabilir. Ayrıca ilk çocukluk evresindeki çocuğa, Allah inancı ile ilgili olarak onun güzel isimler ve sıfatları İslam inancına uygun olarak öğretilebilir. Çocuğun, Allah’ı güzel isimler ve sıfatları ile tanıması, onda sevgi temeline dayalı bir Allah imajı oluşmasına sebep olabilir.

Yine ilk çocukluk evresi, Allah’a iman konusunda hazırlık evresi olarak görülmeli, basit anlamda bazı sözler çocuğa öğretilmeli ve çocuk, dini faaliyetlere zorlanmamalıdır. Çocuk dini faaliyetlerle, bir nevi oyun anlayışı içinde tanıştırılmalıdır. Modern eğitim, öğrenmede oyunun rolü üzerinde çok durmaktadır. Şüphesiz çocukta namaza karşı ilk ilgi, oyun şeklinde ortaya çıkabilir.

Namaz esnasında sırta atlama veya secdede yanına yatma, sırta binme gibi haller, çocukta bir ilgi alanı oluştuğunun göstergeleri olarak kabul edilebilir. Zaten Peygamberimiz de (sav) böyle yapmış, namaz esnasında sırtına, hatta başına binen çocuklara hoşgörü ile yaklaşmış, onların keyfini kaçırmamak için secdeyi uzatmış, namazda kendisi ile oynamalarına izin vermiştir.

Ayrıca bu evrede çocuğa bazı dini sözler ve melodiler öğretilebilir, dini oyunlar oynatılabilir. Yine bu evrede din eğitiminin bir başka yolu kıssalar, hikâyeler ve masallardan yararlanmaktır. Çocuğa anlatılan masallarda dini ve ahlaki motiflerin bulunması din eğitimi açısından verimli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Dini ve milli değerler taşıyan çizgi filmler ve çocuk filmlerinden yararlanılabilir.

Ayrıca çocuğun oyun ve oyuncaklarında dini motiflerin bulunması, evde dini eşya ve tabloların bulunması, evde ezan sesinin duyuluyor olması din eğitimi açısından yararlı olabilir. Yine çocuğu Allah’a yöneltecek ve çocuğun Allah’la iletişimini sağlayacak dualar da öğretilebilir.

Ancak, dua alıştırması yaparken Allah’a yönelen, ondan isteklerde bulunan çocuğa, makul isteklerde bulunması konusunda ikazda bulunulmalı, hele hele gerçekleşmesi mümkün olamayacak istekler konusunda çocuk bilinçlendirilmelidir.

Soru sorma, ilk çocukluk evresinin en belirgin özelliklerinden biridir. Ailenin yaşantı biçimi, çevredeki dini atmosfer, yapılan dualar vb. gibi hususlar çocuğun dini tecrübelerini çoğaltarak, soru sormasını kolaylaştırır. Zaten bu evredeki çocuk, sorgu çağının en yüksek düzeye ulaştığı dönemi yaşamaktadır. Öyle ise büyükler çocukların sorularına ciddi ve doğru cevaplar vermeli, onların güvenlerini hiçbir şekilde sarsmamalıdırlar.

Allah hakkında soru soran çocuğa doğru ve kalıcı bilgiler verilmeli ve soru sorma aşamasında taklit yolu ile başlayan Allah’ı arama faaliyetleri, eğitim yoluyla inanca dönüştürülmelidir. Belki de en doğru yaklaşım, çocukluk dininin, ailelerin ve öğretmenlerin davranışları ve sözlerinin çocuk tarafından bilinçsiz bir şekilde gözlemlenmesi ve taklit edilmesidir. Onun için yapılan hatim törenlerine, okunan mevlitlere, bayramlara, vb. gibi merasimlere çocuklar götürülmelidir.

Ayrıca kutsal gecelerde namaza ve cemaatle ibadete teşvik edilmelidir. Bu evrede üzerinde durulması gereken diğer bir konu da ibadetlerle ilgili bilgilendirme hususudur. Bu yaşlarda özellikle ibadet olarak namaz ve orucun üzerinde durmak gerekmektedir. Zira Hz. Peygamber, yedi yaşına gelen çocuklara namaz eğitimini başlatmamızı istemektedir. Öyleyse bu evrede, namazla ilgili bazı bilgiler çocuğa öğretilmeye başlanmalıdır.

İlk çocukluk evresindeki çocuğa din eğitimi verilirken, önce bir takım dualar ve ibadet şekilleri tekrar tekrar gösterilmeli, dinin soyut ve derin düşünceleri yerine, dinin basit şekilleri derine inmeden çocukların daha kolay anlayacağı ve onlara daha yarar sağlayacağı tarzda sunulmalıdır.

Çünkü, daha yüksek ve kompleks bilgiler çocuğun algısı dışında kalabilir. Dinin, çocuğun kafasında sevindiren ve kolaylaştıran bir unsur olarak canlandırılması, din eğitiminde son derecede önemlidir. İşin bu yönü hiç bir şekilde ihmal edilmemelidir.

Yine çocuğun din eğitiminde kutsal gecelerin, ramazan günlerinin ve bayramların önemi oldukça büyüktür. Bu günlerde çocuğa hediyeler alınmalı, özellikle hediyeleri zihninde yer edecek şekilde kendisine verilmeli, böylece çocuk bayram psikolojisi içine sokularak, kendisine bu sevinç ve coşku halini yaşatan olgunun kendi dini olduğu vurgulanmalıdır.

Bu evrenin sonuna doğru da çocuk okula gönderilmeli ve örgün öğretim başlatılmalıdır. Zira bu evrenin sonuna doğru çocuğun zihni kapasitesi öğrenmeye müsait hale gelmesiyle okuma-yazmayı öğrenmesiyle, Kur’an okumayı öğrenmesi daha kolay olabilir. Öyle ise çocuk bu evrede Kur’an okumaya da teşvik edilebilir.

Son çocukluk evresini, din ve din öğretimine başlangıç evresi olarak kabul edebiliriz. Bu evrede çocuğa, dinin temel bilgileri dediğimiz ilmihal bilgileri öğretilebilir ve din kültürü oluşturma başlatılabilir. Bu evrede yapılması gereken dini faaliyetlerden biri erkek çocuklar için sünnet törenidir. Sünnet ilk çocukluk evresinde de yapılabilir, ancak çocuğun daha iyi hatırlaması için bu evrede yapılması daha uygun olabilir.

Bu evrede çocuğa Allah inancı ile ilgili bilgiler öğretilmeli ve çocuğun Allah ile içtenlikle ilişki kurması sağlanarak Allah’a dua edecek duruma getirilmelidir. Yedi yaşından başlayarak on iki yaşına doğru çocukta Allah inancı konusunda bir değişme ve gelişme olur. Zira çocuk bu yaşlarda Allah’ı, daha soyut olarak düşünmeye başlar.

Ondaki bu değişiklik dikkate alınarak çevresindeki kişilerde özellikle anne-babada Allah ile ilgili tutum ve tavırları bilinçli olarak ve ona örnek teşkil edecek şekilde ortaya konmalıdır. Çocukla çevresinin iletişimine göre çocukta dini kavramların anlam kazanıp yücelecekleri unutulmamalıdır.

Ayrıca Allah tasavvuru konusunda çevrenin telkinlerinin zararlı yönleri önlenmelidir. Çünkü çocuğun zihninde, fiziki çevreden aldığı Allah tasavvuru ile yetişkinlerin ona öğrettiği bilgilerin çelişmesi, onda, gerçek değer taşımayan bir teoloji bilgisinin doğmasına sebep olabilir. Onun için bu evredeki çocuklara Allah’ı “sadece kendisine ibadet edilen ve sadece kendisinden yardım istenen” bir varlık olarak düşünmeleri öğretilmeli ve din eğitimi bu yöne kaydırılmalıdır.

Sadece Allah’a ibadet eden ve yine sadece ondan yardım isteyen bir insan, diğer insanlar karşısında hür olma tavrını geliştirir. Onlara bağımlı kalmaz. Bu yaklaşım giderek onda insanların eşit olduğu düşüncesini de oluşturur.

İlk çocukluk evresindeki çocuk açısından oyuna ve taklide dayalı namaz alışkanlıkları bu dönemde bilinçli bir şekilde ele alınmalı, eğitim gerektiği gibi yürütülmelidir. Grup halinde kılınan cuma ve bayram namazları, özellikle teravih namazı, bu evredeki çocuğun kafasında ve gönlünde uzun yıllar tatlı bir hatıra olarak yerleşir, çocuk için de renkli ve ilgi çekici bir özellik taşır.

Namaza ön hazırlığı olarak düşünülen şartlar, hem namazın hem de hayatın vazgeçilmez alışkanlıklarına temel olacak davranışlar olarak ele alınmalıdır. Özellikle abdest, çocuğa temizlik alışkanlığı kazandırma çalışılmalarına temel yapılmalıdır. Namaz eğitiminde özellikle dikkat edilecek husus, namaza karşı sevgi ve sempatiyle kavratmadır. Namazın sonunda yapılan dua ile çocuğa Allah’a sığınma ve kendisini O’nun korumasına bırakma alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Zaten çocuğun dünyasında dua; kişisel kanaatlerin, heyecanların, beklentilerin, istek ve şikâyetlerin Allah’a sunulması, bir bakıma korunma ve savunma aracı, bir yakarış ve isteme faaliyetidir. Çocuğa duasında anne-baba ve kardeşlerine yer vermesi hatırlatılmalı ve çocuktaki diğergamlık ve paylaşma duygusu güçlendirilmeye çalışılmalıdır.

Çocuğa bu evrede oruç ibadetini öğretme çalışmaları da başlatılmalıdır. Bu konuda öncelikle Ramazan ayının getirdiği sosyal ve psikolojik ortamdan yararlanılabilir. Sahur ve iftar vakitlerinin çocuklar için çok değişik özelliklerinden de yararlanılmalıdır. Sahurun değişik ortamına çocuk, zaman zaman ortak edilmeli ve iftarlarda çocuğun sevdiği yiyeceklere yer verilmelidir. Ayrıca çocuğa, basit olarak orucun bireysel ve toplumsal hayattaki öneminden bahsedilmeli, onun sabır ile olan yakın ilişkisi vurgulanmalıdır.

Sonuç

Çocuk eğitimi söz konusu olunca, gelişim evrelerinin ve gelişim özelliklerinin bilinmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü çocuğa hangi konuda eğitim verilirse verilsin, çocuğun içinde bulunduğu gelişim özellikleri bilinmesi gerekmektedir.

Çocuğa din ile ilgili konular anlatılırken de onun algı düzeyi ve hazırbulunuşluğu dikkate alınmalı ve çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal, törel ve dini gelişim özellikleri bilinmelidir. Bununla birlikte çocuğa din eğitimi verilirken de onun dini gelişim özelliklerinin bilinmesi ayrı bir önem arzetmektedir.

Bu durumdan hareketle diyebiliriz ki dini öğretiler; çocuğun gelişimine uygun ve gelişimi destekleyici yönde sunulmalıdır. Çünkü çocuk, Allah’ı; önce süper bir insan gibi, daha sonra sevimli bir hayalet gibi, daha sonra da görülemeyen yüce bir varlık olarak algılar. Onun için çocuğun gelişim özellikleri bilinmeli ve bu doğrultuda eğitim verilmeye çalışılmalıdır.

Zira çocuğun kafasındaki Allah tasavvuru yetişkinlerinkine uygun hale getirmeye çalışmak ne kadar yanlışsa, onu köreltmeye çalışmak da o kadar yanlış bir tutum olarak karşımıza çıkar. Onun için, çocuklara soyut kavramları anlayacakları yaşa gelinceye kadar, din ile ilgili inançlar, duygu boyutları ile sunulmalıdır. Diğer duygu ve düşüncelerin eğitiminde olduğu gibi, dini duygu ve düşüncelerin eğitiminde de çocukları yetiştirenlerin yaklaşım ve tutumları oldukça önemlidir.

Bu noktada diyebiliriz ki yetişkinler, her konuda çocuklara sevgi ve hoşgörüyle yaklaşmalı, iyi model olmalı ve yaşayışlarıyla çocuklara örnek teşkil etmelidirler. Öncelikle çocukların duygularına hitap edilerek din öğretimi vermeli ve sevgi esas alınmalıdır. Çocukları baskı altına almak için, Allah’tan korkutma yönteminin kullanılması, sağlıklı bireye ve sağlıklı topluma giden yolun önünü kapatmaktadır. Bu yöntemin, dini ve ahlakı gelişime engel olacağı da unutulmamalıdır.

Eyüp Şimşek / Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi