Ceviz ile sincap

0
339

Ceviz görkemli bir ağaçtır bilirsiniz. Yaprakları bir hoş kokar. Yaz günleri gölgesi acaip serin olur ya, nedense ceviz gölgesinde yatmak iyi sayılmaz. Galiba yapraklarından insan sağlığı için zararlı bir salgı mı çıkıyormuş, neymiş. Kemirgenlerin en sevimli ve ürkek olanlarından sincap, cevize, palamuta, meşeye yakın yerlerde yaşar.

Ormandaki ceviz ağaçları mevsimi gelip (insanlar tarafından alınmıyorsa) meyvesini dökünce, sincaplar hummalı bir faaliyete girişiyorlar. Kızıl kır fareleri de onlara ortak. Hayvanlar yiyebildikleri kadar yiyor, artan cevizleri pençeleri arasına sıkıştırarak ağacın gölgesinden en az elli metre, yüz metre, üç yüz metre uzakta bir yere götürerek toprağa gömüyorlar.

Her ceviz tanesi için ayrı ve birbirinden uzakta çukurlar açılıyor. Sincap ve farelerin hayvan aklıyla bu çukurları kazmaları, cevizleri gömmeleri, orada bir ceviz tanesi olduğu fark edilmesin diye üzerini dallar, yapraklar ile kapatmaları izlenmeye değer.

Bütün bunları “Dünya Ailesi” adlı bir belgeselde seyrediyorum. Verilen izahatta hayvanların bu işi kendi nesilleri kadar ceviz neslinin devamı için yaptıkları açıklanıyor. Eğer ağaçtan düşen cevizler, ağacın dibinde, yani gölgesinde, toprak üstünde kalırsa yeni bir ceviz olma ihtimali hiç yok. Çürüyüp yok olacaklar. Sincap ve fareler ceviz tanelerini gölge almayan, açık bir araziye gömüyor, orada yeni bir ceviz fidanının yeşerip gelişmesine zemin hazırlıyorlar. Böylece sincap ve fare nesli ile ceviz nesli birbirini besleyip tamamlayan bir halkanın zincirleri olarak yaşayıp gidiyor. Bir küçümen farecik binlerce ceviz gömüyor. Her bir ceviz tanesi için yüzlerce metre yol katediyor.

Kış gelip her yanı karlar kaplayınca sincaplar sonbaharda gömdükleri cevizleri aramaya başlıyor. Hikmet-i Hüda cevizlerin % 70’ini buluyor, ancak % 30’unu unutuyorlar. İşte bu % 30’luk dikim ormandaki ceviz ağacı sayısını hep beslemiş oluyor.

Kâinatın kitabını seyrederken, orada cereyan eden doğrudan ilişkilere bakarken ilahî nizamın nasıl tıkır tıkır işlediğini görüyorum. İçime bir ferahlık ve güven hissi doluyor. Bu âhengi bir tek insanoğlu bozmakta. Ceviz ve sincap ilişkisinden, insanların birbirleriyle ilişkilerine geçtiğimizde türlü ihtiraslar, kinler, zulümler, fesatlıklar, ikiyüzlülük, riya, açgözlülük, israf, tabiata karşı duyarsızlık, bönlük, gurur ve nefretle karşılaşıyoruz.

Beton denizi içinde yüzen bir apartımanın bilmem kaçıncı katında, bir beton dairede, gözlerim TV ekranında, tabiattan uzak ve fakat onun görüntülerine dalmış öylece hüzünlere garkoluyorum.

Neyse ki şu doğa belgeselleri bir sükunet ve içtenlik adası olarak bizleri zaman zaman içimize döndürebiliyor. Ağaçlar, sular ve kuşları bırakıp mecliste bir kanun teklifinin görüşülmesine mi, rezil bir tolk-şow programına mı, kan-revan içindeki haberlere mi bakalım yani. Sağolasın sincap kardeş.

Mustafa Kutlu / Yeni Şafak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.