Cemaat aynasından yansıyan tablo – (Ömer Faruk Söyler)

0
196

Bir cemaat 100 yıl önce gövdesinden budanan bu topraklar üzerindeki ülkeyi, 100 yıl sonra henüz filizlenmekte olan Yeni Türkiye çınarını kesmek isteyen düşmanlarımızla işbirliği yapar mı?

Bir cemaat dünyanın Müslüman halklarının umudu ve hamisi olan Başbakan’a kurşun sıkar mı, bölgesinin ümidi olmaya başlayan Yeni Türkiye’yi çökertmek isteyenlerin önüne yem olarak atar mı?

Bir cemaat uluslararası şer odaklarının taşeronluğunu üstlenir mi?

Bir cemaat halk tarafından seçilmiş hükümet üzerinde vesayet kurmak için her şeyini seferber eder mi, vesayet kuramadığında da o iktidarı yolsuzluk ve hırsızlıkla suçlayarak savaş açar mı?

Bir cemaat kendi çıkarlarını ülke çıkarlarının önüne alarak ülkesine ve devletine ihanet eder mi?

Bir cemaat devleti ele geçirmek gibi bir hedef belirleyip “bu hedefe giden her yol mübahtır” mantığıyla hareket eder mi?

Bir cemaat on yıl boyunca desteklediği Başbakan’a “istediklerimizi yapmıyor” gerekçesini de gizleyerek son bir yılda “Diktatör, Firavun, Karun, Belam, Yezit” diyerek iftira atar mı, “Boşbakan” diyerek hakaret eder mi?

Bir cemaat “Başbakan sürünsün, ölsün, sonu Menderes’ten daha kötü olsun” diye topluca dua eder mi?

Bir cemaat Başbakanı’nı itibarsızlaştırmak ve hükümeti devirmek için İsrail’le, Amerika’yla iş tutar mı?

Bir cemaat devşirdiği sözde aydın ve gazetecileri “kullanışlı aptallara” dönüştürerek, bunlara her gün Başbakan’a küfürler ve hakaretler içeren yazılar yazdırır mı?

Bir cemaat eğitim için ev ve yurtlarında barındırdığı gençleri ve çocukları yurtlarda bir araya getirerek ibadet şuuru içerisinde Başbakan ve hükümet aleyhine Twitter seansları düzenler mi, fitne ateşine odun taşır mı?

Bir cemaat devletine ait istihbarat örgütüne husumet besler mi, MİT’in operasyonlarını deşifre ederek/saptırarak devletinin teröre destek veren ülkeler listesine alınması için çırpınır mı?

Bir cemaat ümmet bilincine sahip olmaz mı, kendisi dışındaki Müslüman toplulukların dertlerini dert edinmez mi?

Bir cemaat bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğunun vilayeti olan ve çoğu diktatörlükle yönetilen çevresindeki ülkelerin masum ve mazlum Müslüman halklarının dertleriyle dertlenen bir hükümete “Arap ülkelerindeki zalim yöneticiler Müslümanların, mustazafların kanını dökmeye devam etsin, bırak ne halleri varsa görsün” diye baskı yapar mı?

Bir cemaat milli irade hırsızlığı yaparak halkın oylarıyla gelen bir hükümeti devirmek için kumpas kurar mı, siyaseti dizayn gibi bir görevi ve sorumluluğu üstlenir mi?

Bir cemaat “siyasetle işimiz olmaz” dedikten sonra hükümetin stratejik politikalarına savaş açar mı?

Bir cemaat her fırsatta İsrail’e, İngiltere’ye ve Amerika’ya selam durur mu?

Bir cemaat “günü gelir kullanırım” düşüncesiyle gizli bir şekilde ses ve görüntü kayıtları arşivler mi, gayrı ahlaki görüntüleri çekip bunları çıkarları için kullanır mı?

Bir cemaat irtibat kurduğu kişileri “namaz kılıyor, namaz kılmıyor, sadece cuma namazını kılıyor, ülkücü, radikal vb.” gibi tasniflerle fişler mi, istihbarat örgütü gibi çalışır mı?

Bir cemaat otuz yıldır akmakta olan kanın durdurulması için hükümetin başlattığı ve bir yıldır şehit haberlerinin gelmediği “çözüm sürecini” sabote etmek için operasyonlar organize eder mi, kardeş kanı akmasından zevk duyar mı?

Bir cemaat kendi çıkarları için dini terminolojiyi sonuna kadar kullanarak içini boşaltır mı, İslami değerleri ve kavramları işlevsizleştirir mi?

Bir cemaat kendisi de dahil olmak üzere tüm dindarların “güven duyulan, yalan söylemeyen, dürüst, mert, içi dışı bir, iyi niyetli, ülkesini seven” şeklinde kabul gören imajını yerle bir etmek için bu kadar efor sarf eder mi?

Bir cemaat istisnai durumlar için önerilen takiyyeyi uyulması gereken temel bir kural haline getirir mi?

Bir cemaat aynı düşünce dünyasına sahip kendi dışındaki grupları düşman olarak görüp bunun dışındaki her türlü gücü kutsayan fırsatçı bir tavır sergiler mi?

***

Bir cemaat lideri başka imkânlar varken neden ısrarla karanlık medya organları (BBC, WSJ) üzerinden mesaj vermeyi tercih eder?

Bir cemaat lideri kendisinden gayet emin bir ifadeyle; “Bir yolsuzluk olduğu muhakkak” diyerek devam eden yargılama sürecini beklemeden insanları mahkûm eder, devamında “Bunu herkes kabul ediyor” cümlesini kurarak yalan söyler mi?

Bir cemaat lideri BBC’ye verdiği mülakatta ismi geçen herkesi abartılı saygı cümleleriyle anarken, söz Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a geldiğinde alaycı bir üslupla “arkadaş” diyerek ve “çevresindekilerin yanlış yönlendirdiğini” ima ederek Türkiye’nin Başbakan’ına hakaret eder mi?

Bir cemaat lideri Müslümanlara beddua eder mi?

Bir cemaat lideri iş adamlarına rafineri pazarlar mı, banka kurtarmak için tezgâh kurar mı, büyük bir şirketin mali denetiminden o şirketin patronunu haberdar eder mi?

***

Bir cemaat ve lideri hiçbir işe karışmamalı, sosyal hayata ve çevresindeki olaylara duyarsız kalmalı gibi bir düşünce söz konusu olamaz, bu hayatın doğal akışına ve İslam’ın düsturlarına aykırı bir talep olur.

Ama 12 Eylül ve 28 Şubat gibi dönemlerde takiyye yapan, karşısındaki güce mutlak surette itaat eden bir cemaatin, “Kıtmir“ edebiyatıyla mütevazılığın doruklarında gezinen cemaat liderinin efelenmek için Müslüman bir Başbakan’ı ve onun hükümetini seçmiş olması manidardır.

Cemaat yukarıdaki söylemleri ve icraatları gerçekleştirmiş olmasına rağmen, toplumun büyük bir kesimini aptal yerine koyarak “Bizim bu işlerle hiçbir ilgimiz bulunmamaktadır” şeklinde açıklamalar yapabiliyor.

Peki bu açıklamaların gerçekçi bir tarafı var mı?

Cemaat aynasından yansıyan tablo, aslında tam olarak tanımlayamadığımız bir cemaatin liderinin konuşmalarından, ileri gelenlerinin açıklama ve demeçlerinden, gazetelerinin manşetlerinden, köşe yazarlarının yazılarından, televizyonlarının haberlerinden ve dizilerinden kamuoyuna son birkaç ayda yansıyan görüntülerden oluşmaktadır.

Cemaatin bizzat kendisinin oluşturduğu bu çarpıcı resim nedeniyle başkalarını suçlamasının hiçbir gerçekçi tarafı yoktur.

Aynanın karşısına geçsinler ve kendilerine baksınlar.

Bu resim kendilerini rahatsız ediyorsa, acilen bir yerden değişime başlamaları gerekiyor.

Yalan ve kurgusal manşetleri nedeniyle son aylarda tetikçi bir gazeteye dönüştüğü için aboneliğini iptal ettirdiğimiz Zaman Gazetesi manşetlerini düzeltmekle ve köşe yazarlarına terbiye dersleri vermekle işe başlayabilir.

———————————-

Ömer Faruk Söyler

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI