Ana Sayfa Yazarlar Ömer Faruk Söyler Çatı katındaki ceset! – (Ömer Faruk Söyler)

Çatı katındaki ceset! – (Ömer Faruk Söyler)

0
Çatı katındaki ceset! – (Ömer Faruk Söyler)

Başarabilirlerse belirledikleri çatı adayı, çatı katına yerleştirmek ve burada oluşturacakları patırtı ve gürültüyle binanın tamamını ele geçirmek istiyorlar.

 

Hepsi evli olan beş yakın arkadaşın sakladıkları gizli bir anlaşmaları vardır. Bu beş arkadaş birlikte bir çatı katı kiralarlar. Sırasıyla kullandıkları bu çatı katında metresleri ile buluşmaktadırlar. Günahlarını gizledikleri bu çatı katında her şey planladıkları gibi gitmektedir. Ta ki bir sabah uyandıklarında tanımadıkları bir cesedi çatı katında bulana kadar. Cesetle birlikte her biri bir diğerinden şüphelenmeye başlayan arkadaşlar, aslında birbirlerinden gizledikleri birçok sırları olduğunu fark edeceklerdir.

Hikâyesi özetle böyle olan Çatı Katı adlı yabancı filmi izlemenizi elbette tavsiye etmiyorum.

Ancak iki muhalefet partisi liderinin cumhurbaşkanlığı seçimleri için çatı aday belirleme çalışmaları kapsamında yaptıkları görüşmeler, görüşme süreçlerinde medyaya yansıyan isimler ve finalde açıklanan sürpriz çatı adayı ister istemez bu filmi hatırlattı.

Çatı Katı’nın Yeşilçam versiyonu bir hafta önce vizyona girdi.

Bir medya patronunun yapımcılığını üstlendiği, iki muhalefet partisi liderinin birlikte yönettiği filmin başrolünde beklenenin aksine adı bugüne kadar hiç gündeme gelmemiş biri oynuyor.

Galası yapılana kadar, sürpriz finaliyle sinema eleştirmenlerini bile ters köşeye yatıran filmin başrolünde kimin oynadığını yapımcısı, yönetmenleri ve o oyuncu dışında kimse bilmiyordu.

İki muhalefet partisinin üst yönetiminin bile bilmediği bu başrol oyuncusu (belki de figüranı) yapılan çatı adayı görüşmelerinde de hiç gündeme gelmemişti.

Bu nedenle ana muhalefet partisi lideri tarafından çatı adayı görüşmeleri yapılan diğer siyasi partiler, STK’lar, sendikalar, vakıf ve dernekler, kanaat önderleri ve sanatçılar büyük bir aldatılmışlık hissi yaşıyor.

Ciddi bir siyasi mühendislik çalışması sonucu bir yerlerden dayatıldığı apaçık ortada olan ve ana muhalefet partisi lideri tarafından açıklanan çatı adayı, savunucularının profilleri nedeniyle, Türkiye`nin bugüne kadar elde ettiği daha fazla demokrasi, sivilleşme, barış ve özgürlükler gibi kazanımları geri almak isteyen bir görüntü veriyor.

Açıklanan çatı adayı Kenan Evren’in ve Ahmet Necdet Sezer`in ne yazık ki kötü bir kopyasıdır ve Yeni Türkiye hedefi için doğru bir isim değildir.

Mısır için Sisi, Suriye için Beşşar Esed isimleri hangi anlamı ifade ediyorsa çatı aday da Türkiye için an itibariyle aynı anlamı ifade ediyor.

Bu nedenle Türkiye halkı, 10 Ağustos’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu projenin başarıya ulaşmasına müsaade etmeyecektir.

Cumhurbaşkanlığı için uygulamaya konulan bu projeyle; barıştan yana, özgürlüklerden yana, halkların kardeşliğinden yana, daha fazla demokrasiden yana olan Yeni Türkiye özlemlerini yok etmek, Türkiye`yi sınırları içine hapsetmek istiyorlar.

Başarabilirlerse belirledikleri çatı adayı, çatı katına yerleştirmek ve burada oluşturacakları patırtı ve gürültüyle binanın tamamını ele geçirmek istiyorlar.

Evimizi, yurdumuzu elimizden almak, bizi eski Türkiye’ye mahkûm etmek istiyorlar.

10 Ağustos akşamı çatıda bir cesetle karşılaştıklarında gerçeklerle yüzleşecekler.

Bu ceset, projeye destek veren yerli ve yabancı güç odaklarının yenilgisinin tescillenmesi olacaktır.

Çatıdaki bu ceset; kişiliksiz siyasetin ve siyasetçilerin, kurulan kirli ve gayrı ahlaki ilişkilerin ve ülkeye ihanetin belgesi olacaktır aynı zamanda.

Bedenini ve ruhunu kraliçenin emrine sunan, çözümü Londra’da, Tel Aviv’de, Washington’da arayan ama kendilerini bize hizmet hareketi diye sunanlar, ulusalcı, Kemalist ve solcu geçinenler, kendilerini batıcı ve laik olarak tanımlayanlar, kendilerine milliyetçi payesi verenler bir kez daha çaresizlik içinde kahrolacaklar.

Benzer bir duyguyu Gezi kalkışması sonrasında yaşadılar.

17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarında niyetleri kursaklarında kaldı.

Lice’de tertipledikleri bayrak kriziyle çözüm sürecini sabote etmek ve ülkeyi büyük bir kaosa sürüklemek istediler ama yine elleri boş döndüler.

Kürtler ve Türkler bu tür provokasyon girişimlerine rağmen bu tarihi fırsatı kaçırmak istemiyor ve çözüm sürecinin başarılı olması için dua ediyor.

Yeni Türkiye’den rahatsız olanlar Türklerin Kürtlerle barışmasını istemiyor, Türkler, Kürtler ve Arapların aynı ideal ve tarih etrafında toplanmasını istemiyor.

Selahaddin’i Eyyubi ruhunun Kudüs’ü bir kez daha özgürlüğe kavuşturmasını istemiyorlar.

İşte tam da bu nedenle Musul’da IŞİD’i taşeron olarak kullanıp Konsolosluğumuzu bastılar ve oradaki vatandaşlarımızı rehin alarak Türkiye’yi Irak bataklığına sürüklemek istediler, ancak devlet aklının sağduyulu davranması nedeniyle şu ana kadar bunu da başaramadılar.

Son kozları ise cumhurbaşkanlığı seçimleri için ismini açıkladıkları çatı adaydır.

Kraliçe’nin, Pensilvanya’nın, baronların kısaca eski Türkiye’yi geri isteyenlerin adayı olmaktan onur duyanlar, bu senaryo için medya gücünü kullananlar ve bu senaryo için bize yüzyılın şakasını yapmaktan çekinmeyen parti yöneticileri çatıdaki cesetle karşılaştıklarında bakalım ne yapacaklar?

Diğerlerini bilmeyiz ama bu senaryo için gecesini gündüzüne katarak çalışan ve kendisini bu makama getirenlere diyet borcunu ödemek isteyen ana muhalefet partisinin lideri, başarısızlıkla sonuçlanan ve ‘’kendileri gibi olmayan’’ çatı adayı önerisinin hesabını, çok yakında partisinin tabanına vermek zorunda kalacaktır.

Yeni Türkiye ise henüz başka bir cenahtan bu hedefe hizmet edebilecek somut bir irade ortaya konmadığından, bu sürecin taşıyıcısı ve talibi olan iktidardaki partinin belirlediği ve 10 Ağustos`ta halkın teveccühüne mazhar olacak cumhurbaşkanı ile yoluna devam edecektir.

Diğerleri derin uykularında tatlı rüyalar görmeye devam etsinler.

 

 

 

 

———————————-

Ömer Faruk Söyler

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI