Ana Sayfa Kategoriler Dosyalar Çağın Mus’ab’ı Musa Bangura

Çağın Mus’ab’ı Musa Bangura

0
Çağın Mus’ab’ı Musa Bangura

Her bir seyahatin sıhhat ve fırsat vesilesi olduğuna inananlardanım. Böyle inandığım içindir ki seyahat etmeyi hep sevdim.

Ufuk ve umut yüklü yolculukları sürekli özledim… Bu güne kadarki kişisel tecrübelerimin daha da öğrettiği seferin eğitici ve tamamlayıcı gücünü asla göz ardı edemem… Mekanik, statik, silik hayatlara dinamik bir cevaptır, seyahat… Hayat kitabını doğru okuma eyleminin adıdır sefer…

Bu giriş cümlelerini sözü son seyahatimize getirmek için durduğu-mu belirtmek isterim. 03.04.2013 ile 09.04.2013 tarihleri arasında, İHH’nın yetim projesi kapsamında, batı Afrika ülkelerinden Sierra Leone’ye dört arkadaşla bir seyahat gerçekleştirdik. Elmas kaynakları itibari ile dünyanın en zengin ülkelerinden biriyle karşılaşmayı beklerken, dünyanın en fakir ülkelerinden birinde bulduk kendimizi… Bu kaynaklara rağmen, bu kadar yoksulluğu anlamak mümkün değil… Belki olayın bu boyutunu ayrıca değerlendirmek gerekiyor ama bu yolculukta benim için en çarpıcı ve can alıcı yönüne değinmek istiyorum… Ekonomik sömürülmüşlük-ten belini doğrultamayan ülke halkı, kültürel yozlaşmışlıktan da kurtulamadığı için misyonerlerin cirit attığı bir arenaya dönüşmüş… Son kırk yılda %5’lerde olan Hıristiyan nüfus şimdilerde %30’lara ulaşmış durum-da… Bir toplumun kimliksizleştirilmesi ve dönüştürülmesinin vahim bir örneği ile yüz yüzeyiz… 40 yıllık bir zaman diliminde bir toplum bu kadar mı değerlerinden uzaklaşır, inancına yabancılaşır, anlam vermek oldukça zor… Bu şoktan nasıl kurtula-cağımızı düşünürken kendimizi WHY İSLAM IN ACTION FOUNDATION (WIAF) isimli İslami bir kuruluşun başkanı, Birader Musa Bangura’nın yanında bulduk.. Önceden ismini duyduğum bu Müslüman’ı çok merak ediyordum. Uzun boylu bir sohbet için randevulaştık ve akşam kaldığımız otelde bu kardeşin mücadelesini ve yaşam serüvenini dinledik… Dinledikçe nasıl bir insan harikası ile karşı karşıya olduğumuzu idrak ettik… Kısa bir ömre sayılamayacak kadar faaliyet nasıl sığdırılabiliniyormuş onu bize öğretti… Adeta büyülendik… Alabildiğine mütevazı ama bir o kadar da aksiyon ve azim yüklü bu yürekli insanla tanışmak bile başlı başına bir bahtiyarlıktı benim için… Şimdi Birader Musa’yı kendisinden dinleyelim:

Ben Hıristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Liberya’da Hıristiyan eğitimi aldım, rahip oldum. Nijerya’da Hıristiyanlığın en radikal mezhebi olan Evanjelistlerin faaliyetlerine katıldım. Daha sonra Güney Afrika’da Müslümanlarla nasıl mücadele edileceğini, onları Hıristiyanlaştırma yollarını öğrenmek için 6 aylık programlara tabi tutuldum. O zamanki ismim Mark Musıs Bangura idi. Yeteneklerim, başarılarım, güçlü irademden dolayı kilise beni çok önemsiyordu. İslam’a karşı profesyonelce yetiştirildim. Artık aktif bir rahiptim. Sierra Leone’nin her tarafında başarılı misyonerlik çalışmalarının başını çekiyordum. Etkili idim. Engel tanımıyordum. Yaşım 35 olmuştu. Bir gece rüya gördüm. Rüyamda biri beni İslam’a çağırıyordu. Bunun şeytanın bir aldatması olacağını düşündüm. Belli aralıklarla aynı rüyayı görüyordum. Bu durum üç ay sürdü ama direniyor Hıristiyanlığı yaymaya devam ediyordum. Ama hayatım artık tereddütlerle doluydu… Son gördüğümde bir genç net bir çağrı ile beni İslam’a çağırıyordu. Tanıdığım bir imamla durumumu paylaştım. O da bana: “Sen çok şanslısın, Allah seni doğrudan çağırıyor, niçin bekliyorsun, neden Müslüman olmuyorsun?” dedi.

Artık karar aşamasında idim. “Allah ile aram bozulmaktansa, Hıristiyanlarla bozulsun” dedim. Bir Cuma günü Mark Musıs olan ismimi değiştirip Müslüman oldum. Musa is-mini seçtim… Aynı gün Evanjelistlerin üst düzey bir toplantısı vardı. Ülkenin mahalli kıyafetlerini giyerek İslami kimliğimle toplantıya gittim. Başpiskopos toplantının notlarını tutma görevini bana verdi. Ben de söz aldım: “Bu gün saat 14’ten itibaren ben ne rahibim, ne Evanjelistim, ne de Hıristiyan’ım, ben artık bir Müslüman’ım” dedim. Son üç aylık sürecimi anlattım.

Toplantıya katılanlar şaşkındı, şokta idiler… Kimileri şaka sandılar… Kimileri “şeytan seni aldattı” dediler… Kimileri “ruhsal bir hastalık, depresyon” dediler… Beni evime yalnız göndermediler… İki papaz sabaha kadar, “sana ne oldu?” diye sordular ve arkasından ikna etmek için uğraştılar. Sabah umutları kesilmişti. Kararlarını verdiler: “Seni kaybettik.” Bir sonraki gün evime, eşyama, arabaya el koydular. Eşimi benden ayırdılar. “Sen tüm bunlara bizim sayemizde sahip olmuştum, artık hiçbir hakka sahip değilsin” diyerek ekonomik linçe tabi tuttular.

Öz abim bile: “Bu çocuk çok akıl-lı ve çok azimli birisidir, kendi hali-ne bırakırsak, Hıristiyanların başına bela olur, bunun işini bitirelim, yok edelim” teklifinde bulunuyordu. Canımı zor kurtardım. Sierra Leone’de büyük bir İslami şahsiyet olan Şeyh Mustaba gittim, durumu anlattım. İmamlar konseyi başkanı idi. Beni üç ay sakladı. Dışarıya yalnız çıkamıyordum. Şeyh Mustaba devlet yetkililerine ve Hıristiyan ileri gelenlerine haber gönderdi. “Müslümanlar Hıristiyan olunca bir şey olmuyor, bir rahip Müslüman olunca sorun çıkıyor. Şayet bu Müslüman’a bir şey olursa dinler arası savaş sebebidir” mesajını gönderince ortaklık duruldu.

O gün bu gündür İslam’a davet çalışmalarını sürdürüyorum. İncil’i ve Hıristiyanlığın detaylarını çok iyi bildiğim için onlarla halka açık düellolara giriyorum. Genellikle papazlarla girdiğim bu dini tartışma programlarında Allah’ın yardımı ile başarı ile çıkıyorum. Önce ilan ve afişlerle halka duyuruyoruz. Sadece Başkent Freetown’da 16 düelloya katıldım, biiznillah hepsini kazandım. Program öncesinde prensibim ise şudur: “Ben onları ikna edersem onlar Müslüman olacak, onlar beni ikna ederse ben Hıristiyan olacağım.” Ülkeyi yıllarca motosikleti ile bir baştan diğer başa gezerek İslam’ın hakikatini haykıran bu güzel davetçiye bakın Allah ne güzellikler lütfetmiş…

Birader Musa’nın ihlas, ittika yüklü cümleleri sayesinde, 18 yıllık davet ve gayretin bereketi ülkenin her tarafında kendini göstermiş durumda. Bu süre zarfında İslam’la şereflenen rahip sayısı 613 kişi. Hıristiyan halktan İslam’ı tercih edenlerin yekûnu 5115’e ulaşmış durumda…

Son altı ayda hidayete erenlerin 150 kişi olduğunu ifade ediyor. Sadece Hıristiyanlardan değil. 300’ü aşkın ateistin de Musa’nın gayreti ile İslam’ı kabul ettiklerini öğreniyoruz… Getto denilen uyuşturucu bölgelerine ulaştıklarını, irşad ve ıslah çatışmalarının kesintisiz devam ettiğini büyük bir coşkuyla anlatıyor. Şimdilerde fuhuş bataklığına sürüklenen kızlara tebliği götürdüklerini ve bunlardan 32 kızın hidayetine ve-sile olduklarını söylerken gözlerinin içi gülüyor. Davet engel tanımıyordu… Birader Musa’nın anlattıkları, sadece bu kadar mı? Değil.

“Rahip iken ilk görev yerim Kombiya ili Miliki köyü idi. Orada birçok insanın Hıristiyan olmasına ben sebep olmuştum. Müslüman olduktan sonra hemen oraya gittim. Bu defa aynı insanları İslam’a davet ettim. Hamd olsun çok etkili oldu. O gün 37 kişi Müslüman oldu. Cami istediler… Maddi imkânlarımız yok bu talebe nasıl cevap verebiliriz diye hep düşündüm…”

Musa kendini sadece davetle sınırlamıyor… İman eden yeni kardeşlerinin tüm sorunlarına çözüm bulma çabasında… Yeni Müslümanların karşılaştıkları boykot ve ambargo karşısında sığındıkları karargâh Musa’nın evi. “Şu an evimde 50 civarında yeni Müslüman olmuş kardeşimi barındırıyorum. Bunlara iş lazım, aş lazım, eş lazım…” O an anladım bu Müslüman’ın mücadelesinin bereketi, etkisi, gücü nereden geliyor…

Dışlananları bağrına basıyor, lokmasını paylaşıyor, ellerinden tutuyor. Yeni evlendirdiği 10 kişinin düğün programlarına bizleri davet etti. Bil-dik ortamları, sadelik, samimiyet, sıcaklık tütüyordu. Ensar-Muhacir kardeşliğinin güncellendiği bir gün yaşadık. İHH’nın hediye ettiği arabayı gösterdi, hızına hız katmıştı…

“İnşallah bu ülkede papaz kalmayacak” diyordu. Davası ile öyle-sine bütünleşmiş, davetinde çıtayı öyle yükseltmişti ki, birader Musa Bangura; “Hedef Liberya” diyordu…

Çalışmalarında birader Musa’yı hiç yalnız bırakmayan gençlerle tanıştırdı bizi; işte bunlar rahipken İs-lam’a gelmiş olan Alfa, Muhammed ve Obis… Hareket ahlakı ve disiplinin tüm güzelliklerini üzerlerinde taşıyorlar, Birader Musa’nın yükünü paylaşıyor, gücüne güç katıyorlar…

Konuşma esnasında Kenama ilinde bir papaz ile gerçekleşecek yeni bir düellodan bahsetti. Orada-ki Müslümanlar davet etmişler: Bizde Kenema’daki programa katılmak istediğimizi ifade edince, memnuniyetini bildirdi.

Birader Musa ekibi ile erken yola düştük. Biz geceden Kenema’ya doğru yola çıktık. Yolda yaşadığımız bir trafik kazasından dolayı gitmek nasip olmadı, biz Freetown’a dönmek zorunda kaldık. Hamd olsun kazayı ucuz atlattık ama programı kaçırmış-tık. Aklımız, fikrimiz Kenema’da idi. Acaba Birader Musa ne yapmıştı?

Bir gün sonra Musa’lar döndüler, yüzü gülüyordu: “Elhamdülillah Kenama’yı da hallettik. Rabbim bizi muvaffak kıldı. Revren Theophilus Bami Johnson isimli papaz bir münazara sonrası Müslüman olmayı kabul etti. Gerçi biraz zor oldu, papaz çetin bir cevizdi, sahasında yüksek lisans yapmıştı ama sonuç güzel oldu. Halk çok ilgi gösterdi. Binin üzerinde Müslüman, Hıristiyan halk birlikte izledi. 4 saat kadar düello sürdü. Hakem heyeti tartışmayı Müslümanlar kazandı deyince, Hıristiyanlar tepki gösterdi, olay çıkardılar. Bu işte şike var dediler. Müslümanlar Müslüman olan papazı güvenlik için evlerine aldılar, akşam namazında camide İslam’a girdi. Güvenlik güçleri eşliğinde benim de şehirden ayrılmama yardımcı oldular. Kenemo’da Müslüman gençler için farklı ve mutlu bir gün oldu. Şimdi ben de papazdan sonra cemaatinde acaba kaç kişi Müslüman olacak merakla onun haberini bekliyorum.”

Çarpıcı bir anısını daha bizimle paylaştı: “Benim İslami davette etki gücünü duyan bir papaz tartışmak için yanıma gelmişti. Beni görünce şaşırdı:

-Aaa! Dedi, sen rahip Mark Musıs Bongura değil misin?

-Doğru, ben bir zamanlar öyle idim, Müslüman oldum, şimdiki ismimde Musa Bongura.

-Evet, sen benim papaz olmama vesile olmuştun.

-İnşallah şimdi de Müslüman olmana vesile olurum, dedim ve İslam’ı anlattım, dua ettim. Rabbim hidayet nasip etti, Müslüman oldu.

O ara sordum, sizi üzen unutamadığımız anılarınız da herhalde?

-Hiç unutamadığım, hatırladıkça üzüldüğüm bir anımı paylaşayım,

Güney Afrika Cumhuriyetinde meşhur bir papaz Sierra Leone’ye gelmişti. Onunla geniş kitlesel katılımın olabileceği bir tartışma programı planladık. Başkentin en büyük stadyumu kiralanmıştı, duyurular başlamıştı.

Sierra Leone parası ile 12 milyon kadar bir masrafımız vardı. Anlaşma gereği bunun yarısını biz, yarısını Hıristiyanlar ödeyecekti. Bir Hıristiyan zengin bunun 8 milyonunu üstlendi, biz 4 milyonu temin edemediğimiz için program iptal edildi. Buna çok üzüldüm, büyük bir fırsatı kaçırmıştım.

-Diğer bir üzüntüm, birçok kişinin Müslüman olmasına vesile oldum ama hala aile büyüklerimin Müslüman olmayışlarına çok üzülüyorum.

Evet, davet ve gayret bizden, anlıyoruz ki hidayet Allah’tan… Binlerce kişinin hidayetine vesile olan Musa, kendi ailesine gelince farklı bir sınavla yüzyüze…

Davet çalışmalarımızın aksadığı bir dönemde Birader Musa ile tanışmak bu güzel mesajlara muhatap olmak nasip olmuştu…

Musa’yı dinlerken derin derin düşünüyordum ve sormadan edemedim:

“Musa kardeş biz Türkiye’de Müslümanlara İslam’ı anlatmakta zorlanıyoruz, sen Hıristiyanlara yönelik bu kadar güzel bir davet çalışılmasını nasıl başarıyorsun?”

-Sen Allah için olursan, Allah da senin için olur. Ve seni mahbup etmez, yalnız bırakmaz.

Evet, müthiş bir tespit ve mükemmel bir teslimiyet… Çağın Musab’ı, Musa ile birlikteydim…

Kim bilir, belki de yeni Medineler Afrika’ya inşa olunacaktır… Zaten İslam ilkin Medine’den önce Afrika’ya gitmemiş miydi?

Ramazan Kayan

Kaynak: Özgün İrade Dergisi 109. Sayı