Büyük devlet miyiz? – (Sedat Laçiner)

0
106

Rekorlar kıran ekonomi ve Ortadoğu’da hayranlık uyandıran ‘Türk modeli’ Türkiye’nin ne kadar güçlü bir devlet olduğu konusundaki merakları arttırıyor.

Rekorlar kıran ekonomi ve Ortadoğu’da hayranlık uyandıran ‘Türk modeli’ Türkiye’nin ne kadar güçlü bir devlet olduğu konusundaki merakları arttırıyor. Başbakan Erdoğan’ın dış dünyadaki popülaritesi Türkiye’dekinden bile fazla. Erdoğan’ın Libya ziyareti bile Fransa ile İngiltere’yi korkutmaya yetti. Bu iki ‘büyük devlet’in liderleri Sarkozy ve Cameron apar topar, sanki yangından mal kaçırırcasına Erdoğan’dan önce Libya’ya gitmeye kalktılar. Kısacası büyüyen Türkiye birilerini korkutuyor, hem de çok korkutuyor

Evet, popüleriz… Pek çok yönümüz hem Batı’da, hem de Doğu’da hayranlık uyandırıyor ve dünyanın en karizmatik başbakanına sahibiz… Listeyi sizler daha da uzatabilirsiniz. Peki, büyük bir devlet miyiz? Tüm bunlar bizi ‘büyük güç’ yapıyor mu?

Küçük değiliz

Devletleri güçlerine göre sınıflandırmak kolay değildir. Birinin ‘büyük’ dediğine diğeri ‘orta büyüklük’te diyebilir. Ancak Uluslararası İlişkiler disiplininde kabaca bir tasnife gidecek olursanız mikro (mini), küçük, orta, büyük ve süper (çok büyük) devletlerden bahsedebilirsiniz. Örneğin Singapur, Malta ve Vatikan mikro devletlerdir. Mikro devletleri toprak büyüklüğüne göre (1.000 km kareden az) veya nüfusuna göre (500.000’den az) olarak tanımlayanlar vardır. Ancak aslolan ekonomik ve siyasi güçtür. ‘Küçük devletler’e bakıldığında ise Kıbrıs Rum Kesimi, Kırgızistan veya Gürcistan bu gruba dâhil edilebilir. Hatta Yunanistan, Bulgaristan, Şili gibi devletleri ‘küçük’ sayanlar da az değildir.

Dediğimiz gibi, devletleri güçlerine göre tasnif edebilmek kolay bir iş değildir. Ancak şurası kesindir ki Türkiye küçük bir devlet değildir. Fakat henüz büyük bir devlet de değildir. ‘Büyük devlet’ (great state) dediğimiz devlet kısaca ‘gelişmiş ülke devleti’ olarak tanımlanabilir. Buradaki gelişmişlik ekonomik refahta belli bir seviyeyi aşmakla, teknoloji üretebilmekle, eğitim seviyesinin yüksek olmasıyla, nükleer teknolojiye/silahlara sahip olmakla, diplomasi kalitesiyle, kültürünün diğer halkları etkileme kapasitesiyle, belirleyici askeri ve siyasi güç olmakla vs. ilgilidir. Büyük devletler etkilerini sadece kendi bölgelerinde değil, küresel düzlemde de hissettirebilirler. Bunları temin etmek için toprak ve nüfus büyüklüğü gereklidir, ancak bu da tek başına yeterli değildir. Örneğin Hindistan bile hala büyük devlet aşamasına geçebilmiş değildir. Hatta Almanya ve Japonya bile ekonomik açıdan ‘büyük’ sayılsalar da ABD ve Fransa gibi devletlerce hala ‘orta büyüklükte güç’ sayılmaktadırlar. Süper devletler ise küresel anlamda adeta rakipsiz devletlerdir. 19. yüzyılda Büyük Britanya, 20. yüzyılda ABD ve SSCB, günümüzde ise sadece ABD böyle devletlerdir. Bir devletin ‘süper’ olduğunu anlamak zor değildir. Onu diğerleri ile kıyaslamak dahi imkânsızsa o devlet artık ‘çok büyük güç’ statüsüne giriyor demektir. Örneğin tüm dünyanın askeri harcamalarını üst üste koysanız ABD’nin bir yıllık savunma bütçesini yakalayamazsınız. Aynı şekilde Hollywood’un bir yılda ürettiği filmler, tüm dünyanın ürettiği sinema ürünlerinden her açıdan daha büyüktür. Benzeri örnekler teknolojide veya eğitimde de verilebilir.

Daha yolumuz var

Bu tabloya Türkiye’yi oturttuğumuz zaman Türkiye’nin henüz ‘büyük güç’ olmadığını söyleyebiliriz. Doğrudur, Türkiye çok hızlı büyümektedir ve belki de bu gidişin sonu ‘büyük güç’ olmaktır. Ancak şu anki ekonomik, siyasi, askeri, toplumsal ve kültürel veriler dikkate alındığında Türkiye hala ‘orta büyüklükte bir güç’tür. Onu bazıları ‘bölgesel büyük güç’ olarak tanımlasa da, pek çok açıdan Türkiye’nin alacağı yol uzundur. Elbette başkasının uzun yıllarda aldığı bu yolu Türkiye daha kısa bir sürede de alabilir. Ancak henüz alınmamış bir mesafeyi yok saymak da doğru değildir. Çünkü güç gelecekten avans alınamaz. Tam aksine devletler reel hayatta asıl güçlerinin ötesinde değil, çoğu kez onun bir hayli altında bir gücü kullanabilirler.

Star


———————————-
Sedat Laçiner
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI