Ana Sayfa Kategoriler Dosyalar Bütün katillere 'Lanet olsun'!

Bütün katillere 'Lanet olsun'!

0
Bütün katillere 'Lanet olsun'!

Amacımız; katilleri saklayan ayrımcılık diline karşı tevhid dilini dünyaya hakim kılmak için gayret sarfetmek olmalıdır..

Kim bir kişiyi, bir kişiye karşılık yahut yeryüzünde bir fesat sebebiyle olmaksızın öldürürse, insanları toptan öldürmüş gibidir. Ve kim bir kişiye hayat verirse insanlara toptan hayat vermiş gibidir. Maide suresi: 32

Bugün Srebrenitza katliamının 17. yıldönümü..

520 Boşnak kurbanın cenazeleri toprağa veriliyor ve BM’nin yaptığı katliam bir kez daha lanetleniyor.

17 yıl önce 11 Temmuz 1995’te BM gözetiminde silahsız 8733 kişi, Sırp birlikleri tarafından katledildi.

Şimdi bu yüz km.lik dağlık yol boyunca Sırpların katlettiği Müslüman Boşnakların anısına bütün din ve kimliklerden vicdan sahibi insanlar kavurucu sıcağa aldırmadan üç gün boyunca yürüyor.

Zor bir yürüyüş bu, anlamlı bir yürüyüş.. Barışa giden bir yürüyüş..

Avrupa’nın göbeğinde sözde ileri demokrasi yalanları, 250 bin Boşnak Müslümanın katledilmesini engellemedi. Engelleyemedi demiyorum. Bu olay Batı’nın haçlı zihniyetinin hala dipdiri olduğunun belgesi.

Srebrenitsa’nın Potaçari mezarlığında her yıl geleneksel olarak yapılan bu tören, hem olayın unutturulmaması hem de her yıl toplu mezarlarda bulunan kemiklerden test sonuçları tarafından, kimlikleri belirlenen Bosnalı şehitlerin gömüldüğü sessiz bir çığlık!.

Bu manada duygu yüklü bir tören bu. Her iman sahibinin iman tazelemek, özünü ve ümmete karşı sorumluluklarını hatırlamak için mutlaka ömründe bir defa katılması lazım.

Geçen yıl biz de 3. günü yürüyüşe katıldık. Zorlu bir etaptı. Ama ortalama her yıl on bin kişinin katıldığı coşkulu bir yürüyüş.. İnsan o sıcakta katliam korkusu olmadan yürürken Sırp katillerin insaf-sızlık-ına terk edilen masum insanların haleti ruhiyesini anlamaya çalışıyor. Sadece bir gölge ve su istiyor.. Başka bir şey değil..Saraybosna o kadar muhteşem bir coğrafya ki, bu kadar acımasız bir katliamın nasıl olabildiğini anlamakta zorlanıyor insan.

Heyhat! Bunu anlamak, ölüm makinasına dönüşen bir medeniyeti!, bu sözde medeniyetin Osmanlı adalet düzenine olan şuursuz kinini anlamlandırmak, bu vicdansız, insafsız bilinçaltını kavrayabilmek mümkün değil!

Potaçari mezarlığına girerken –ki, o bölge Sırpların kontrolünde- kapıda duran görevli giriş kartım olmadığı için beni sokmak istemedi. Çünkü o kapı protokol kapısıymış. Ben de abdest alayım derken yalnız kalmıştım. Ama bana fazla mukavemet gösteremedi. Müslümanlara karşı o izansız pervasız tavırların yerini temkine bıraktığını hissettim. Bunu ölüm yürüyüşüne katılanlar da teyid ediyor. Yürüyüş esnasında Sırp köylerinden geçerken ilk yıllarda Sırp çocuklar avlularına çıkıp boğaz kesme işareti yaparlarmış. Şimdi evlerine kapanıyor ve perdelerini çekiyorlar. Sırp polisler tarafından korunuyorlar.

Ben de sanki protokolden biri gibi yolda birlikte yürüdüğümüz İHH temsilcileriyle çelenk koyup fatiha okudum.

Daha sonra medyanın da bulunduğu kapıya yakın tümseğin kenarına oturdum. Yanımda Türkiye’den gelen bir aktivistin elinde ‘La ilahe illallah’ yazılı Tevhid bayrağı, sağımda öldürülenlerin adlarının yazıldığı mermer sütunlar vardı. Sol tarafta yeşil tabutlarda cenazeler sıra sıra dizilmişti. Kur’anlar ve dualara gökyüzü de serinleyerek, karararak eşlik ediyordu. Öldürülen bütün Bosnalıların ruhları bizimleydi..

Bu arada Sırp polislerden biri tam üç defa gelip Tevhid bayraklı Türkiyeli aktivisti uyardı. Kendi dilince bu bayrağı açmasının yasak olduğunu söylüyordu.

O da sarıyormuş gibi yapıp o arkasını dönünce tekrar önüne dikiyordu. En sonunda kalkıp mezarların arasına doğru gitti ve hüzünlü Bosnalıların arasına karıştı.

Topluca kılınan cenaze namazı sonrası Boşnak şehitlerin tabutları omuzlarda, mezarlar arasında gezdirilirken Bosnalılar elleriyle özlemle tabutlara dokundular. Tarifsiz duygular eşliğinde, gözyaşlarımızı içimize ve dışımıza akıtarak, insanlığa karşı işlenmiş bütün suçlara engel olamadığımız için Allah’tan ve bütün masumlardan af dilledik..

Geceyi evlerinde geçirdiğimiz Srebrenitsa’lı ailenin dere kenarındaki şirin ve çiçeklerle süslenmiş, iki katlı evlerinin içinin nasıl koyu bir fakirliğin belgesi olduğuna şahit olup şoka girmiştik. Kolları jilet kesikleriyle dolu, 13-14 yaşlarında iki kız çocuğu annesi Bosnalı kadının; hala katilleriyle iç içe yaşamasının ne demek olduğunu hissetmeye çalışıyor ama tahayyül bile edemiyorduk. Tören için giderken elini kolunu sallayarak sokakta yürüyen yaşlı bir çentik yani Sırp katille karşılaşınca Boşnakların içsel gücü karşısında saygıyla eğildik..

Bugün Potaçari mezarlığında acılı tören sürerken benzer katiller Suriye’de ölüm saçıyorlar.

Bosna’da adı Sırp, Hocalı’da Ermeni, Çeçenistan’da adı Rus, Halepçe’de Baas, Türkiye’de PKK ve Suriye’de Nusayri adı arkasına saklanan Haçlı Batı zihniyetiyle karşı karşıyayız.

Yüz yıl önce Anadolu’da adı Ermeni, Rum ve Bulgar olan figürenların aynı soykırımlarına şahit olmuştuk!

Onun için; bu etnik vurguların sadece asıl katilleri gizleme işlevi gördüğünü anlamak lazım!

İnsanlığı ve öldürmeyi sıradanlaştıran bir dünya düzeniyle karşı karşıyayız. Bu Allah’sız düzen bütün insanlığın düşmanı ve yerine göre farklı kisvelere bürünüyor. Ama yaptığı aynı insanlık suçu.. Yaptığı aynı kalleşlik..

Silahsız insanlara bomba yağdırmak ve infaz etmek..

Onlara karşı uyanık olmak ve her türlü faşist nitelendirmelerinden, tuzaklarından uzak olarak, yalın bir bilinçle onları teşhis etmek durumundayız..

İnsanlık düşmanlarının fiillerini, maskelerini bıkmadan usanmadan göstererek, sınırlara saygılı ve dünyayla barışık bir düzen kurmak için, çocuklarımızın geleceği için çaba göstermeliyiz.

Bosna’dan Hocalı’yı, Halepçe’den Felluce’yi, Afganistan işgalinden Suriye’de devam eden Esed katliamını ayırmadan, insanlık barışa ulaşıncaya kadar ve katliamların hesabı faşist Batı medeniyetinden soruluncaya kadar şehitlerimizin ruhları sükuna ermeyecektir.

Amacımız; katilleri saklayan ayrımcılık diline karşı tevhid dilini dünyaya hakim kılmak için gayret sarfetmek olmalıdır..

O Boşnak ezgisinde dendiği gibi;

Lanet olsun! (bütün katillere..)

Ayşe Doğu / Haber10