Bülbülzade’de Hizmet İçi Eğitim Semineri

0
84

Bülbülzade Eğitim Sağlık ve Dayanışma Vakfı çalışmalarına yeni bir soluk kazandırmak amacıyla hizmet içi eğitim seminerleri başlattı.

        Çeşitli periyotlarla üç program olarak planlanan seminerin ilkinde Vakıf Başkanımız ve Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay ALDEMİR hizmet içi eğitim semineri kapsamında vakıf gönüllülerimizle buluştu.

Öğretmen Komisyonu üyesi İbrahim Kutlu ÖZMANTAR’ın sunumu ve yönetiminde gerçekleştirilen seminerde ÖZMANTAR kısa bir bilgilendirici konuşma yaptıktan sonra seminere geçildi. Ardından forum atmosferinde soru-cevap bölümü gerçekleştirildi.

Vakıf Başkanımız Turgay ALDEMİR yaptığı konuşmada tarihi bir eşikte olduğumuzu ifade ederek bu fırsatın birkaç yüzyılda bir geldiğini belirterek sorumluluklarımıza sahip çıkmamız gerektiğini ifade etti. Aldemir konuşmasında “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”(Zümer: 9); dünyada yaşananları fark edenle seyreden bir olur mu; açlığın, sefaletin, neslin ve arzın kirlenmesinin farkında olanlarla olmayanlar, bu acıların kötü bir kader olduğuna inananlarla inanmayanlar bir olur mu; bu durumun değiştirebileceğini bilen ve çabalayanlarla acısını içine akıtanlar bir olur mu?” diyerek farkındalığın, bilincin, sorumluluk duygusunun önemine değindi.

ALDEMİR şöyle konuştu: “Bizler bu acıların dinip Hak, adalet, merhamet ve tevhidin hâkim olması için yola koyulduk. Allah bildiklerimizle amel ettikçe bizi bize, bizleri, birbirimize, birbirimizi içinde yaşadığımız topluma açtı. Toplumsal sorunlara duyarlılığımız oranında Rabbimizin Rahmetin kapıları bize açıldı.”

“Namaz, Hac, Oruç, Zekât vb. ibadetler ile Bireysel Müslümanlık diyebileceğimiz sorumluluklarımız kıyamete kadar var olacak. Bu ibadetlerin yanı sıra Sosyal Müslümanlık tarafımızı da önemsemeliyiz. Çünkü tarihin akışını dönüştürme fırsatıyla karşı karşıyayız. O halde tarihin akışını değiştirecek yeni çaba, gayret ve projelere yoğunlaşmalıyız. Böyle yapmak zorundayız. Çünkü fırsatların telafisi asla olmaz.”

“Hadid Sûresi’nde ‘iman edenler için hâlâ vakit gelmedi mi? Onlar üzerinde zaman uzadı da kalpleri katılaştı’ şeklinde bir âyet var. Bizler, kimi hedef ve başarılara ulaşamadık diye kalplerimiz mi katılaştı? Sorumluluk duygumuz mu zayıfladı. İşte bu konulara yoğunlaşmalıyız.”

Düşünceyi yeniden ihya ederek davet çağrısını tüm zamanlara ve nesillere yapmalıyız diyen ALDEMİR sözlerini şöyle sürdürdü: “Katılımcı meşveret, Kurumsal önderlik ilkeleriyle yoğurduğumuz vakıf ve platform çatısı altında her birimiz kendi özgünlüğümüzü koruyarak bu çatı altındayız. Her birimiz parmak izi kadar biricik ve farklı durumdayız. Horlanmadan, dışlanmadan maskelere bürünmeden birlikte olmak… İşte bunun için buradayız.”

“İş verilince mi yapıyoruz yoksa iş edinme, dert edinme özelliğinde miyiz? Önceliklerimiz ne? Hayatımızın ana fikri ne? Yaşamımız neyin etkisinde; Bizim birlikteliğimiz korkular üzerine kurulu bir buluşma olmayıp sevgi ve kardeşlik üzerine yükselen bir örgütlü iyilik hareketidir.”

“Herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi çok önemli. Uhut’ta sorumluluk zincirinin bir halkası küçük bir darbe alınca ödenen bedel büyük oldu: Okçular geçidi terk ettikleri için umulmayan bir darbe alındı.”

“Bizler bize emanet edilen sorumluluk alanlarımıza sahip çıkmalıyız. Uçurumun kenarında bize uzanan kardeşlik eliyle kurtulduk, o vesileyle buradayız. Uçurumun kenarında elimizi bekleyen yığınlar var. Dışımızdaki dünyayı ihmal etmemeli, unutmamalıyız.”

“Bizlerin gelişimi ve eğitimi, ruhi ve ahlaki olgunlaşmamız teşkilat içindeki ahenkli ve eşgüdümlü yoğun çabamıza bağlı. Toplumsal dönüşüm fikirlerimizi birlikte hayata taşıdığımız oranda gerçekleşir.

Âyette buyrulduğu gibi: “Ey iman edenler Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olunuz.” Aliya İzzetbegoviç “Çalışma ve mücadele olmadan yapılan her türlü ibadet ve tebliğ sadece riyadır” derken Muhammed İkbal ise “Mücadelesi verilmeyen hayat yaşanmamış gibidir” diyerek yolumuzu aydınlatıyorlar.”

Turgay ALDEMİR dikkatleri örgütlülük ve özgürlüğe çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Örgütlü çalışmadığımız takdirde yalnızlaşır, depresyon, ait olmama, tedirginlik duygusu, yabancılık gibi olumsuz düşüncelerin pençesine düşeriz. İnsanda kişilik ve kimlik kaybı, madde ile kendini başkalarına kabullendirmeye sevk eder. Bu da yalnızlık kadar kötüdür.”

“Örgütlülük; insanda ‘ait olma duygusu, kabul görme, sevilme, aranma, özgüven gelişimi, dünyayı geliştirebilirim duygusu’ mayalar. Burada olmak rastgele bir seçilmişlik değildir. Sorumluluk hayatımızın kontrolünün bize verir. Yaşamın zorluklarına sorumluluk bilinciyle yaklaşmak bize olayları değiştirme gücünü kazandırır.”

“Sahih bilgiyi önemsemeliyiz. Ders programlarımız okuma bilinci (gazete, dergi, kitap vb.) kazandırmalı bize. Öte taraftan özgürlük ve adalet talebimiz her zaman vaz geçilmez ideallerimizdendir. Unutmamalıyız ki özgürlük ve adalet her zaman gelişmenin huzurun vazgeçilmezidir. İslam ancak özgürlük ortamızda gelişir. Ancak özgürlük derin bir fikre yaslanmazsa dejenere eder.”

Hayata renksizleşmeden anlam katmayı, yolsuzluk ve yönsüzlükle mücadeleyi, sürdürülebilir bir dindarlık ve üretken bir zihni önemsiyoruz ve gündemimizden düşürmüyoruz diyen ALDEMİR konuşmasının devamında “Bizler yardımı, eğitimi ve aile eksenli çalışmayı en önemli sacayağımız olarak korumaya devam ediyoruz. Bunun yanı sıra aile meclisleri de kurmalıyız. Bizler biliyoruz ki aynı zamanda İslam dünyasının umuduyuz.” diyerek sözü özgürlük mücadelesine getirdi:

 “Rabbimiz, Ankebût Suresi ayet 69’da “Bizim uğrumuzda mücadele edenlere yollar gösteririz.” buyurmaktadır. Örneğin Tunus’la başlayan Ortadoğu halklarının özgürlük meşalesi gibi… Görülüyor ki değer üretenler medeniyet oluşturabilir ve düsturumuzu burada hatırlamalıyız.”

Örgütlü yapılarda aidiyet duygusu çalışmalarda katalizör görevi görür. Burada ihmal ettiğimiz bir şeyi, aidatlarımız meselesini tekrar hatırlatmak isterim diyen ALDEMİR sözlerini şöyle tamamladı: “Bozulmamak için buradayız. Hepimiz suların durgunluğunun suları ifsat ettiğini biliriz. Hayalci olmamalıyız ama hayal kurabilmeyi de öğrenmeliyiz. Çalışmalarımızın farkında olmalıyız”

“Geleceğe dair ön görülerimiz olmalı. Toplumların sorunları sivil toplumun gücü oranında çözülüyor. Bencillik ve çıkarcılık haysiyeti zedeliyor. Kendimize güvenerek yaptıklarımıza inanmalıyız. Ruhumuzu, fikrimizi ve pratiğimizi düzenli okumalarla zenginleştirmeliyiz.”

“Bizim derdimiz davamız, değerlerimizi çoğaltmaktır. İnsan yetiştirme de ocak olmalıyız. Evrensel değerlere sahip insan yetiştirmeliyiz. Müslüman bakınca imrenmeli, Müslüman olmayan bakınca anlamaya tanımaya çalışmalıdır.”