Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu İftarı Yapıldı

0
106

Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu tarafından düzenlenen iftar programı Bülbülzade Vakfı Eğitim ve Hizmet Merkezinde yapıldı.

Bülbülzade Vakfı Eğitim ve Hizmet Merkezi komisyonlar tarafından organize edilen iftar programlarına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Eğitim ve Hizmet Merkezimiz son olarak Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu tarafından organize edilen iftar programına ev sahipliği yaptı.

30 Haziran Salı günü yapılan iftar programına Anadolu Platformu Başkanı Başkanı Turgay Aldemir, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı Mustafa Solak, Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şeyhus Demir, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Yusuf Tüfekçi ve Vasıf Munis, Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu Başkanı Hıdır Akaslan ve komisyon üyeleri, eğitim yöneticileri, il dışından gelen davetliler, birlikte yaklaşık 500 kişi katıldı.

Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu üyesi Mesut Aydağ tarafından sunulan program Mustafa Şakı tarafından okunan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Kur’an tilavetinden sonra açılış konuşmasını yapmak üzere Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu Başkanı Hıdır Akaslan kürsüye davet edildi. Akaslan, iftar davetine icabet eden konukları selamlayarak başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü; “Suriye’den Arakan’a, Mısır’dan Patani’ye, son yarım yüzyıldır yüreğimizin hep kanayan yarası olan Filistin’e ve İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde tevhid adalet ve özgürlük için mücadele eden tüm samimi müminlere Rabbimden merhamet ve zafer dileyerek sözlerime başlıyorum.

Oruç İnsan Olmanın Bir Lüzumudur

Ramazan Kur’an ve oruç ayıdır. Oruç bizlere farz kılındığı gibi bizden önceki toplumlara da farz kılınmıştı. Çünkü oruç tamamen ve yalnızca insani bir eylemdir/ ibadettir. İnsandan gayrisi oruç tutamaz. Oruç insan olmanın bir lüzumudur. Çünkü bir tek insan içinden gelen arzu ve isteklere dur diyebilir. Oruç bu yönüyle bizleri beşer olmaktan insan olma mertebesine çıkaran bir ulvi ibadettir. Modern insan dur diyemediği için mal edinmede, zevkte, cinsellikte helaki yaşıyor. Oruç bizlere dur diyebilme mertebesini yaşatır. Oruç yeryüzü sofrasından beri durup gök sofrasından istifade edebilmeyi bizlere açar. Oruç rutinin dışına, düzenin dışına çıkmaktır. Her şeyin standartlaştığı insanın makinaya öykünür hale geldiği bir zamanda silkinip yeniden dirilişi yaşamaktır oruç. Oruç Allaha olan sadakatimizin bir ifadesidir. Sadaka ve sadakat, Oruç ayı aynı zamanda sadaka ayıdır da. Sadakalarımız Rabbimize olan sadakatimizin nişanesidir. Oruç ayı zekâtın en fazla verildiği aydır. Zekât arınma ve temizlenme demektir. Oruç ve zekât bizleri maddi manevi arındırır. Sorun emaneti mülk edindiğimiz anda başlıyor. Sadaka vermek emaneti mülk edinmemizi engeller. Kırkta birci olmamak lazım, bu cimrilerin zekâtıdır diyor Hz. Ali.

Örgütlenerek İyilik Üretmeliyiz

Örgütlenerek iyilik üretmeliyiz, iyiliği de örgütlemeliyiz. Ancak birbirleriyle senkronize olabilen iyilikler hayata damgasını vurabilir. Sözümüzü kalıcı kılmak adına adımlar atmalı hesaplar yapmalıyız. Çağlara ve nesillere uzanabilen iyilikler örgütlenebilen iyiliklerdir. Olayları kendi akışına bırakanlar mevcuttan asla şikâyet etmemelidirler. Tarihin nesnesi değil öznesi olmak isteyenlerin tembellikten, bana necilikten, onlar yapsın, inanın hiç vaktim yok,         çok yoğunum, bahanelerinden arınmaları lazımdır. Ramazan bu yönüyle de kendimizi muhasebe ettiğimiz bir bereket iklimi olmalıdır.

Fetret Döneminden Ancak Eğitim Yoluyla Çıkılabilir

Ülkemizin ve İslam dünyasının en önemli sorunlarından birisinin eğitim olduğuna inanıyoruz. Son yılarda ülkemizde gerçekleşen reformlardan en az nasiplenen alan maalesef eğitim alanı olmuştur.  Devletin eğitime müdahalesi mutlak sınırlandırılmalıdır. Bu konuda devletin sınırını sivil toplum ve ailelerin tercihleri belirlemelidir. Mevcut eğitim sistemi toplumun bütün kesimlerini eğitimde devlete mahkûm etmiştir. Eğitimde hızla sivilleşme adımları atılmalıdır. Eğitim konusunda aile ve sivil toplum belirleyici olmalı. Çocuklarımıza nasıl bir eğitim verileceği konusunda milletin kendisi söz sahibi olmalıdır. Bu anlamda Tevhidi Tedrisat kanunu tartışmaya açılmalı. Ve tüm olumsuz etkileriyle topyekûn kaldırılmalıdır. Bu milletin 1000 yılı aşkındır İslam'la, İslam medeniyetiyle olan yürüyüşü, son yüz yılda kesintilere uğratılmıştır. Medeniyet anlamında içine girdiğimiz bu fetret döneminden ancak eğitim yoluyla çıkılabilir. Bunlarla beraber özellikle İslam dünyasındaki sürdürülen eğitim dilinin ve eğitim anlayışının da mutlakla yenilenmesi, diri canlı, dinamik insanlarımızın ihtiyacına cevap verecek bir şekilde güncellenmesi gerektiğini inanıyoruz.

Dünya ve içindekiler, sonludur. İnsanlara huzur veren, sonsuz olan ahiret inancıdır. Ahireti unutup, dünyaya dört elle sarılmak tüm dünyayı felakete sürükleyen bir anlayıştır. Kalıcı olanın hayatta bıraktığımız öğrencilerimiz olduğunu unutmamalıyız” dedi.

Akaslan’ın konuşmasının ardından Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şeyhus Demir, Bülbülzade Vakfı’nın çalışmalarını ilgi ile izlediğini, bu bakış açısının ve çalışma metodunun tüm Türkiye’ye yayılmasını diledi.

Konuşmaların ardından program Celal Er’in yaptığı dua ile son buldu.