Bülbülzade Vakfı Gönüllüleri İftarda Buluştu

0
100

Bülbülzade Vakfı’nın geleneksel iftarında 400’ü aşkın gönüllü ve davetli buluştu. Gaziantep Sistemli AVM’de gerçekleşen iftara çok sayıda konuk iştirak etti.

Bülbülzade Vakfı’nın geleneksel iftarında 400’ü aşkın gönüllü ve davetli buluştu. Gaziantep Sistemli AVM’de gerçekleşen iftara Ak Parti Gaziantep Milletvekili Ali ŞAHİN, Şehitkamil Kaymakamı Mehmet AYDIN, Vakıflar Bölge Müdürü İsa GÜVEN ve diğer ilgililer katıldı. 

İftar yemeğinin sona ermesinin ardından İdris TEKİN sunumunda gerçekleşen programda, Ankara’ya gitmesi gerektiği için iftara katılamayan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma ŞAHİN telgrafı davetlilere okundu. Muhammet BÜYÜK’ün Kur’an-i Kerim tilavetinden sonra Bülbülzade Vakfı ve Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay ALDEMİR konuşma yaptı.

ALDEMİR şöyle konuştu: “Geleceğe dair öngörülerimiz, projelerimiz olmalı. Yüzyılı aşkındır süren sinmişlik, dağılmışlık modundan çıkmalıyız. Acıyı, kederi, varlığı, yokluğu paylaşma zamanıdır, yaşadığımız hassas zaman dilimi. Elimizle ürettiklerimizin bizim merhametimizin ve insanlığımızın üzerini örtmesine seyirci kalamayız.”

“Mevcut ekonomik gelişmeler, ahlakla buluştuğu zaman anlamlıdır. Mevcut büyüme rakamlarına oranla merhamet, ahlak, adalet, vicdan rezervimiz daralıyor.”

“Bazı verileri incelediğimizde güvenlik ihtiyacı artıyor, adalet duygusu zayıflıyor. Adliyeler hızla büyüyor ve yetmiyor, suç oranları çeşitlenerek artıyor.

Hülasa tahammülsüzlük artıyor. Örneğin komşu ilimiz Şanlıurfa’da meydana gelen çocuk kavgasında 5 kişi öldü.”

Norveç, İngiltere ve Suriye’de yaşananlara değinen ALDEMİR, bunları düşündüğümüzde temel insani değerlere dönük ciddi daralmaların ortaya çıktığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diğer taraftan kendisine verilen yardımı almayıp kendinden daha fazla muhtaç komşusunu işaret eden kadınlar görüyoruz yardım çalışmalarımızda… Yol parasını vakfa bağışlayıp kilometrelerce yürüyen çocuk sayılan genç gönüllülerimiz var. Bu yüzden diyoruz ki; erdeme, fazilete, ahlaka, adalete, merhamete, özgürlüğe, tevhide yatırım yapmalıyız.”

“Dünyada bu yaşanan zulümlere ve acılara karşı çaresizlik içinde ekranların karşısına geçip sızlanıp ağlayamayız. Çare biziz. Yeni bir heyecan dalgası üretmeliyiz. İnsanlığın kurtuluşu için yeniden vicdan sızlamasına, merhamete ihtiyacımız var. Allah’ın ismi anıldığında titreyen kalplere muhtacız. Bu güzel günlerde kendimizi yeniden inşa etmeliyiz.”

Tarihin önemli bir nöbet değişimine, dönüm noktasına şahitlik ettiğimizi belirten TURGAY ALDEMİR şöyle konuştu: “Mücadeleci, kötülüğe eliyle, diliyle hiç değilse kalbiyle karşı durup iyiliği, adaleti, merhameti örgütleyen aktif iyiler olmalıyız. Nemelazımcılığı bırakmalıyız. Açıktan işlenen günahlar umumi azaba sebep oluyor.”

“Birçok şeyi yeniden ele almalıyız. Eski cevaplar yeni sorular üretti, eski cevaplar yetmiyor. Biz inananlar yaşadığımız zamanın faili olmalıyız. Ancak inançsız insanlar kendilerini zamanın mahkumu görür. Akif’in ifadesiyle asrın idrakine sunmalıyız Kur’an-ı.”

Ramazan hakkında ALDEMİR şöyle konuştu: “Kur’an bir zihniyet kitabıdır. Bu ayda belirsizliklerimizi / kara deliklerimizi onarmalıyız. Hz. Peygamber: “İçinde Kur’an okunmayan ev, sakinlerine daralır. Evinizi Kur’an okuyarak genişletin.” buyurur. (Darimi) Okunan Kur’an’lar bizde ete kemiğe bürünmeli, çarşıda pazarda adalet, merhamet ve paylaşıma dönüşmeli. Oruç hali, Kur’an okuma, cemaatle namaz, ikramlar, davetler, yardımlaşmalar ramazandan sonrada sürmelidir.”

“Yetim bir çocuk bana demişti: “Amcacığım Ramazan neden bu kadar geç geliyor, kısa sürüyor.” Çocuk neden böyle diyor? O halde; kesintisiz, devam eden sâlih ameller oluşturmalıyız. Merhamet, adalet, rezervimizi güçlendirmeliyiz.”

Somali ve Suriye’de olup bitenlere değine ALDEMİR sözlerini çöyle sürdürdü. “Her birimiz bulunduğumuz noktada birer kandil olmalıyız. Her insanın içinde var olan insani fıtri duygulara dokunarak iyiliği yaygınlaştırabiliriz. Derin bir tefekkür halinde, coşkun bir hareket içinde olmalıyız. Bu hayatı yalın yaşayıp elimizle ürettiklerimize karşı mesafeli durabilmeliyiz.”

“Bizler iki kişi isek üçüncümüzün Allah olduğu bilinci ile hareket etmeliyiz.  Tıpkı Sevr’de olduğu gibi.  Aslında tevhit Allah’ın var olduğuna inanmak değil, onun varlığına göre yaşamak ve davranmaktır. Yani insanın işini doğru yapmasıdır.”

Artık evrensel değerlere sahip, vicdanlı, adil nesiller yetiştirmeli, iyilik rezervimizi arttırmalıyız diyen ALDEMİR vakıf faaliyetleri ve anayasa çalışmalarına değinerek sözlerini tamamladı. 

Kürsüye davet edilen Şehitkâmil Kaymakamı Mehmet AYDIN, selamlama konuşmasında kurumsallaşmanın önemine değinerek vakıf faaliyetleri ve iftarın gerçekleşmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek bu tür çalışmalarla iyilik hareketlerinin devam edeceğini ifa etti. 

Ak Parti Gaziantep Milletvekili Ali ŞAHİN ise yaptığı selamlama konuşmasında vakıf ve derneklerimizin yurt dışına daha da çok açılmalarının gereği ve önemi üzerinde durarak mülteci kamplarında Angelina Jolie yerine Ayşe, Fatma, Haticeler olmalı şeklinde konuştu.

Yakın çevremizi kuşatan coğrafyamızda özgürlüklerin tesis edilmesinin önemine değinen ŞAHİN, sivil Anayasa’nın öncelikleri olduğunu ve sivil toplum kuruluşlarının gereken önemi göstermeleri ve katkıyı yapmaları gerekliliğini belirtti.

Vakıfçılığın önemi üzerinde duran Milletvekili Ali ŞAHİN, vakıfçılığın dinamiklerinin iyiliği emretme, kötülükten sakındırma (Emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker) temel değerinden ve ilkesinden kaynaklandığını ifade ederek “Dünyada çok sayıda ülke dolaştım. Ancak ülkemizdeki gibi bir dayanışma ruhu yok. İslam coğrafyasına baktığımızda vakıf çalışmaları neredeyse yok gibi” şeklinde konuştu.

Vakıfçılık ruhu üzerinde duran ŞAHİN, bu büyük mirasın atalarımızdan bize kaldığını vurgulayarak 6-7 ay önce BÜLBÜLZADE VAKFI’na yaptığı ziyarette vakıfçılık ruhunun bütün vecheleriyle, alanlarıyla burada yaşatılmaktan memnun kaldığını belirtti.

Ali ŞAHİN sözlerini şöyle sürdürdü: Batı-doğu terazisinde doğunun kefesi ağır basmaya başlıyor. Batı maddeyi esas alarak materyalist bir felsefeyle hayatını yaşıyor. Doğu ise, işe ruhunu da katıyor, değerlerini de katıyor, fakir-fukarayı da düşünüyor. 

Ali ŞAHİN sözlerini şöyle tamamladı: ”1845’te Amerika’yı etkisi altına alan salgın İrlandayı da etkiler. Oluşan kıtlık sonucu 1846 yılında 1 milyon İrlandalı ölür, 2 milyon İrlandalı ise göç eder. Açlık ve kıtlık felâketi karşısında Sultan Abdülmecid, İrlanda halkına 10.000 Sterlin yardımda bulunmayı kararlaştırır. Fakat sömürgesi durumundaki bir ülkeye 2.000 Sterlin vermeyi kararlaştıran İngiltere Kraliçesi Victoria, İstanbul’daki büyükelçisi vasıtasıyla, Sultan’ın teklifine karşı çıkar ve neticede Osmanlı bağışı 1000 sterline iner. Sultan Abdülmecid bunun üzerine İrlanda’ya tahıl yüklü beş gemi gönderir. Fakat İngilizlerin Dublin Limanı’na sokmadıkları erzak dolu yardım gemileri, yüklerini Drogheda Limanı’na boşaltır.

1847 yılından bu yana her yıl bir İrlandalı bu büyük yardım karşılığında bir büyük vefa örneği göstererek her yıl İrlanda’dan İstanbul’a kadar yürüyerek gelir. Yine bir vefa ve şükran duygusunu yaşatmak için Drogheda Şehri’nin şehir amblemi ile ülkenin en ünlü futbol kulübü Drogheda United’ın simgesinde Osmanlı hilâl ve yıldızı bulundurulmaktadır.”

İftar programı İbrahim ÖZMANTAR’ın yaptığı dua ile son buldu.