Bu Zulmü Durdurun!

0
109

Bu çağrı; 40 yıldır devam eden diktatörlüğün ve ellerine kan bulaşmış Baas Rejiminin insanlığa karşı işlediği suçlara göz yumanlara; Vicdan ve insaf sahibi farklı dil, din, renk, ülke ve farklı kültürlerden insanların “ZULMÜ DURDURUN!” çağrısıdır.

Sivil toplum kuruluşu temsilcisi, eğitimci, medya mensubu, hukukçu, yazar, ev hanımı ve çeşitli mesleklerden kadınların bir araya gelerek oluşturduğu Suriyeli Kadınlar İçin Kadın Dayanışması Platformu bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Feshane’de gerçekleştirilen basın toplantısında Türkiyeli kadınlar Suriyeli kardeşlerine destek verdi ve halka uygulanan zulmün mümkün olan en kısa sürede bitirilmesi çağrısında bulunuldu.

Fatma Kutluoğlu: “Suriye’de akan kan bizim ayaklarımızı ıslatıyor.”

Moderatörlüğünü Tuğba Albrayrak’ın yaptığı toplantıda ilk olarak Eğitimci-Yazar Fatma Kutluoğlu bir konuşma yaptı. Kutluoğlu, “Orada bizim algılarımızın üzerinde zulümler yapılıyor. Bunu daha iyi anlayabilmek için hiç olmazsa Türkiye’deki kampları gidip ziyaret edin” diyerek görüştüğü Suriyeli kadınlardan birisinin kendisine ‘Bizi anlamaya çalışın. Bizim damarlarımızdan kan değil korku akıyor. Tahmin edebileceğinizden çok büyük eziyetler yaşıyoruz’ dediğini ifade etti. Suriye halkının 8 ay boyunca bir taş bile atmadan özgürlük ve adalet talebinde bulunduğunu söyleyen Fatma Kutluoğlu, “Zalim Esed rejimi babasına rahmet okutacak katliamlar yapmaya başladı. Bu zulmü yargılamak, insanlığın insanlığa borcudur. Biz kadınlar olarak Suriye rejimine karşı hukuki mücadelemizi başlatacağız. Oradaki kardeşlerimizin canı, malı, dini bize emanettir. Hiçbir gerekçe Esed rejiminin yanında olmayı meşru gösteremez. Oradan akan kan bizim ayaklarımızı ıslatıyor, oradan akan gözyaşı bizim vicdanlarımızı ıslatıyor, oradan yükselen çığlık bizim kulaklarımızı tırmalıyor” dedi.

Sibel Eraslan: “Suriye’de insancıl hukuk imha ediliyor.”

Daha sonra konuşan Gazeteci-Yazar Sibel Eraslan, Suriye’deki katliamın ne siyasi, ne de hukuki olarak meşrulaştırılamayacağını belirterek başladığı konuşmasında “‘Ah’ın çıktığı yere kulağımızı dayamamız gerekiyor. 12 yaşındaki bir kıza tecavüzü hangi ideoloji, siyaset, din onaylayabilir? Suriye’de insancıl hukuk imha ediliyor. Bunun en büyük sıkıntısını da kadınlar ve çocuklar çekiyor” dedi. Eraslan konuşmasının sonunda Türkiye, Rusya ve İran’daki kadın siyasetçilere çağrı yaparak Suriye’deki vahşetin son bulması için aktif siyaset beklediklerini ifade etti.

Yıldız Önen: “Bugün Suriye’de tecavüz, direnişe karşı bir araç olarak kullanılıyor.”

Yıldız Önen ise “Esed rejiminin gitmesi için herkes elinden ne geliyorsa onu yapmalıdır. Türkiye’den verilen en ufak bir desteğin, savaş bölgelerindekilere umut olduğunu biliyoruz. Arap Baharı bize yepyeni bir dünyanın mümkün olduğunu ve bu mücadelede kadınların ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Suriye’deki kadınlar ümitlerini korkularının üzerinde tutmalılar, bizler de onlara bu noktada destek olmalıyız. Bugün Suriye’de tecavüz, direnişe karşı bir araç olarak kullanılıyor. Biz her zaman Suriyeli kadınların mücadelesinde yanlarındayız.

Suriyeli Zeynep: “Esed rejimi önce yaktı, sonra yıktı, şimdi de tecavüze başladılar.”

Son olarak konuşan Suriyeli Zeynep Hanım, orada yaşadıklarını, şahit olduklarını anlattı. “Orada yaşananları sizlere tam olarak anlatabilmem mümkün değil” diyerek konuşmasına başlayan Suriyeli Zeynep Hanım şunları söyledi: “Suriye Esed’in bir çiftliğiydi. Biz özgür değildik ve kalbimize ektiği korkuyla yaşıyorduk. Esed, kendisini destekleyenlere her şeyi verdi, yükseltti. Onun diktatörlüğüne itiraz edenlere ise 20 sene hapislerde çürümeyi reva gördü. Geçmişte ve bugün yaşananlar yüzünden biz korkuyoruz. Esed rejimi önce yaktı, sonra yıktı, şimdi de tecavüze başladılar. Son iki yılda birçok kadına tecavüz edildi. 8 yaşında bir kıza tecavüz ettiler, 12 yaşında bir kızı hamile bıraktılar. Birçok kadına camilerde tecavüz ettiler. Onları kurtarmaya gelenleri de öldürdüler. Tecavüz ettikleri kadınların hepsini de öldürmüyorlar. Birkaçını bırakıyorlar ki yaşadıklarını anlatsınlar. Böylece korku salmaya devam etsinler”. Suriye’de birçok camiinin Esed’in askerleri tarafından yıkıldığını, bazılarına da ‘Beşar’dan başka tanrı yoktur’ yazıldığını söyleyen Zeynep Hanım, “Suriye 100 yıl geriye gitti. Kamplarda da hayat çok kötü durumda. Ama yine de Türkiye’deki kamplar Arap ülkelerindeki kampların yanında 5 yıldızlı otel gibi. Türkiye bizim için akciğer gibi oldu, soluğumuzu Türkiye’de aldık. Biz özgürlük, barış istiyoruz” dedi.

Toplantı, Zahide Çakır Çilesiz’in ortak basın açıklaması metinini okuması ile son buldu.

Bu çağrı; 40 yıldır devam eden diktatörlüğün ve ellerine kan bulaşmış Baas Rejiminin insanlığa karşı işlediği suçlara göz yumanlara; Vicdan ve insaf sahibi farklı dil, din, renk, ülke ve farklı kültürlerden insanların “ZULMÜ DURDURUN!” çağrısıdır.


İŞTE BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ

SURİYE DE İNSANLIK ÖLÜYOR!

Suriye’de kadınlara, kız ve erkek çocuklarına tecavüz ediliyor. İnsanlar aile fertlerinin gözleri önünde tecavüze uğruyor, eşlerinin önünde tecavüze uğrayan kadınlara eşleri ve çocuklarının öldürülüşü seyrettiriliyor. Suriye’deRejim tecavüzü bir savaş yöntemi olarak kullanıyor. Esed Rejimi ve destekçileri insanlık suçu işliyor!

Çocuklar, annelerinin gözleri önünde diri diri toprağa gömülüyor. Erkekler, kadınlar ve çocuklar, Esed’e bağlı Şebbiha çetelerce akıl almaz yöntemlerle katlediliyor. Katliam görüntüleri sosyal medyada paylaşılıyor, binlerce kez tıklanıyor. İnsanlar susuyor!
Suriye’de insanlar evlerinden alınıp sorgulanıyor. Sorgulama sadece muhalif(!) olanlara yapılmıyor. Komşular, akrabalar, arkadaşlar yıllardır görmedikleri tanıdıklarının bilgisini veremedikleri için işkence görüyor, tırnakları çekiliyor, vücutları dağlanıyor, uzuvları kesiliyor. Suriye’de vahşet kayıt altına alınıp “caydırması!” için meydanlarda, camilerde toplanan insanlara izletiliyor.

Suriye’de 40 yıldır evinden, işyerinden alınan insanlardan bir daha haber alınamıyor. Son üç yıldır hayat belirtisi veren her canlı,son nefesini verene dek sorgulanıyor. Suriye’de Esed ve destekçileri savaş suçu işliyor.
Ülkede yaşananlar akıllara durgunluk veriyor. Uluslararası İnsan Hakları Örgütleri ve basın kuruluşları, yaşanan vahşeti kanıtlarıyla dünyaya servis ediyor. 30 yıl önce Hama ve Halep’te Baba Esed’in yaptığı katliam, bugün yaşananların yanında masum kalıyor.

Suriye, Dera Şehrinde 15 Mart 2011 tarihinde 12-14 yaşlarında bir grup çocuğun okul duvarına yazdığı Arap Devrimlerinin meşhur sloganı olan “Halkın isteği Rejimin Düşmesi” yazısının bedelini kan ve gözyaşı ile ödüyor. İnsanlar, okul duvarına yazı yazdı diye evlerinden alınıp işkence ile alıkonulan çocuklarına sahip çıkıyor. Suriye özgürlük talep ediyor. 15 Mart 2011 den bu yana Suriye direniyor. Suriye Halkı Adalet istiyor. Azınlığın çoğunluğa tahakkümünü reddediyor. Onurlu bir yaşam istiyor. Suriye Halkı yıllar öncesi kaybettiği özgürlüğünün mücadelesini veriyor. Ağustos 2011 tarihine kadar devam eden silahsız sokak gösterilerinde öldürülen yüzlerce sivil, artık geri dönüş olmayacağının sinyalini veriyor. Suriye, her geçen gün derinleşen bir bataklık halini alıyor. Bu çağrı resmi kayıtlara geçen katledilmiş 70.000 (5250 çocuk,5040 kadın) insanın, 100.000’i aşkın kayıp vakasının, sayısı tespit edilemeyen tecavüzün, hapsin, işkence vakasının, vicdan sahiplerine muhasebe çağrısıdır.

Bu zulmü durdurmak, sorumluları yargılamak, suçluları cezalandırmak, insanların insanlığa borcudur.Suçluları cezalandırmak üzere derhal harekete geçilmelidir. Yer yüzünde yaşayan her insanın yaşam hakkı yani canı, malı, onuru, namusu, dini kadın-erkek bütün Müslümanların ve erdemli insanların sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yerine getirmemiz gerekliliği açıktır.

Suriyeli kardeşlerimizin yanında-maddi-manevi- yer almak üzere bütün Müslüman Halkları ve farklı inanışlarda, farklı anlayışlarda aynı ortak noktada “İNSANLIKTA” hem fikir olduğumuz tüm erdem sahibi insanları “SES” vermeye davet ediyoruz.
Bugüne kadar zalim Esed Rejimi’nden yana tavır sergileyenlere, çocuklarına ve gelecek nesillerine bir utanç ve günah bırakmamak için acilen yanlışlarından dönmeleri ve taraflarını Mazlum Suriye halkından yana çevirmeleri için çağrıda bulunuyoruz.

SURİYE KADINLARI İÇİN KADIN DAYANIŞMASI