Bu Utancın Hesabı Verilmeli

0
161

Biz, bu zulümlerin üstünün daha fazla örtülmesine göz yummayacağız. Yaşanan katliamın faillerinin bulunmasını ve devlet nezdinde özür dilenmesini istiyoruz.

Basına ve Kamuoyuna

Bu Utancın Hesabı Verilmeli

Bir Çarşamba gecesi Roboski (Ortasu) kırsalında TSK komutasındaki F-16 uçakları, yaş aralığı 12-28 olan, aralarında ilkokul çocuklarının da bulunduğu ve sınır ticareti yapan 40-50 kadar gencimizi terörist oldukları gerekçesiyle bombaladı. Cesetler öylece bırakılıp geri dönüldü. Telaşlanan köylü olay yerine gelip ölü canlarını traktörlere, katır ve eşeklerin sırtlarına yükleyip battaniyeler içinde köyüne taşıdı. Böylece 35 masum insanımızın kanı daha geçmişteki katliamların yanında, Cumhuriyet sayfalarında arşivlendi. 

Şıracı bozacı hikâyesi misali açıklamalar peş peşe geldi. TSK, kendini haklı çıkaracak her türlü argümana sarılırken, devlete zeval gelmesi korkusu yaşayan Hükümet, ‘Ya oradakiler terörist olsaydı?’ diye yan çizmeye çalıştı. Yıllardır yaşamalarına imkân verilmeyen yoksul halkın nasıl yaşadığını bile bilmeyen şövenistlerin tek derdi ise ‘kaçakçılık’ mevzusunun meşrulaşması korkusu oldu. Sanki kaçakçılığın merkezinde kendileri yokmuş gibi verip veriştirdiler. Ezeli düşman gördüklerine övgüler yağdıran köşe yazarları içlerindekini kusmakta bir beis görmediler.

Tüm bu yaşananlara ister ‘edi bese!’ ister ‘yeter artık!’ diyelim her ikisi de zihinde aynı tepkiyi ortaya çıkaracaktır. Bir çeşit isyan bildirimleri olan bu kelimeler artık zihnimizde ciddi yerler kaplamaya başladı, sebebi ise yine, yeni ve yeniden ortaya saçılan onlarca ölü beden değil, insanlara gına getiren bu oyunun hala masadan kaldırılmamış olması. Biz şu ana kadar sadece oyunu izlemekle yetinen kişiler olarak ne oyunu tam olarak kimlerin oynadığını ne de oyunun sonunda ne kazanacaklarını biliyoruz.

Meydana gelen Uludere katliamında ölen 35 kişinin de daha önce öldürülen on binlerce kişiden aslında hiç bir farkı yok. Ölenler ister Kürt ister Türk olsun, hepsinin tek bir ortak noktası var insan olmak. Bu farklı kümeler arasındaki kesişimin farkına varamadıktan sonra ortaya yararlı bir şeyler konacağına da inanmıyoruz. Ölen kim olursa olsun, aslında her seferinde kendimizi ve insanlığı öldürüyoruz.

Bu zulümleri,  bu feryatları  cumhuriyet tarihinin hangi dönemine dokunsak duyuyor ve görüyoruz. Arşivler indiriliyor, rafları boşaltılıyor, davaları yeniden gündeme getiriliyor ama tez zamanda tekrar dolduruluyor o raflar… Yerine daha rafine yeni katliamlar ekleniyor.

Biz, bu zulümlerin üstünün daha fazla örtülmesine göz yummayacağız. Yaşanan katliamın faillerinin bulunmasını ve devlet nezdinde özür dilenmesini istiyoruz. Ve bölgeye barışın gelmesi için gereken bedelin ödenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu sorunun çözüme kavuşturulmamasının birilerinin ekmek kapısı olmaktan çıkarılmasını istiyoruz.

Yüzyıllar boyu kardeşçe yaşamış olan Müslüman toplumun ideolojik, sanal, baskıcı ve dışlayıcı düşünceler ve politikalarla birbirinden koparılmaya çalışıldığı çağımızda kardeşlerimizle aramıza örülen duvarları ortak noktamız olan İslam ile ortadan kaldırılacağını düşünüyoruz. Hepimiz Hz. Adem’in çocuklarıyız. Hz. İbrahim’in milleti, Hz. Muhammed’in ümmetiyiz. Bu durum her görüş ve kökenden insanlarımızın en temel ortak kimliğidir. Bu idrak dolayısı ile cumhuriyetin bütün yurttaşlarının eşit ve hür vatandaşlar olması gerektiğini söylüyoruz.

Bizler, tezgahlanan bu oyunu bozup, hak ettiği tozlu raflara kaldırmak isteyen, bu ülkenin gençleri olarak gereken neyse yapmaya hazırız.

Anadolu Öğrenci Birliği