BM ve Filistin Devleti… – (Süleyman Gündüz)

0
154

Geçen bir yıllık zaman diliminde Ortadoğu`da ciddi değişimler yaşandı/yaşanıyor. Mısır`da Mübarek dönemi sona erdi. Adalet ve Hürriyet Partisi hem genel seçimleri hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandı. Cumhurbaşkanlığına Muhammed Mursi seçildi.

Geçen yıl bu günlerde müthiş bir heyecan yaşanıyordu Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, BM`nin 194. bağımsız ülkesi olmak için başvuruya hazırlanıyordu.

Nitekim 25 Eylül 2011`deki BM Genel Kurulu`nun açılış toplantısında Filistinliler bağımsız devlet olmak için başvuruda bulundular. Abbas, kuruluş başvuru bildirgesini sunarken BM Genel Kurulu`nda anlamlı bir konuşma yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İslam ülkelerinin büyük bir kısmı sürece destek verdiler. ABD ve İsrail, bu talebe karşı çıktı. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu Filistinlilerin devlet taleplerinin ret edilmesi ile ilgili sert bir konuşma yaptı.

O günden bugüne yaşanan tek gelişme Amerika ve İsrail`in engelleme girişimlerine rağmen Filistin Devleti`nin UNESCO`ya üye olmasıdır.

Geçen bir yıllık zaman diliminde Ortadoğu`da ciddi değişimler yaşandı/yaşanıyor. Mısır`da Mübarek dönemi sona erdi. Adalet ve Hürriyet Partisi hem genel seçimleri hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandı. Cumhurbaşkanlığına Muhammed Mursi seçildi. Suriye krizi derinleşerek devam ediyor.

Suriye krizi ve Mısır`da İhvan hareketinin seçimleri kazanması Filistin siyaseti üzerinde etkili oluyor. Hamas yönetiminin Şam`da bulunması tartışma konusu olmuştu. Hamas`ın siyasi bürosunun Katar veya Ürdün`e taşınması düşünülüyordu. Nihayeti Şam`daki siyasi büronun Kahire`ye taşınacağı açıklandı.

Mursi`nin göreve başlamasıyla başlayan süreçte ilk olaylar Sina`da oldu. Mısır yönetimi Sina`da askeri operasyonlara başladı. Sina`nın güvenliğinin sağlanması için 30 yıl sonra İsrail`in izniyle zırhlı birlikler bölgeye sevk edildi. Operasyonlar sonucu marjinal İslami gruplara mensup bir çok kişi öldürüldü. Bu olaylara İsrail askerleri de müdahale etti. Bu esnada Mısır ile Gazze arasındaki Refah sınır kapısı kapatıldı. Mısır tarafındaki tünellerin yıkımına karar verildi. 15 tünel buldozerlerle yıkıldı.

Bu olaylar üzerine Mursi, askeri ve istihbarat bürokrasisi üzerine önemli değişiklikler yaptı. Böylece üzerindeki askeri vesayetin kaldırılması için önemli bir adım atılmış oldu.

Mursi`nin Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte ilk olayların Sina bölgesinde yaşanması son derece anlamlıydı. Seçim kampanyası da Mısır-İsrail ilişkilerinin yeniden gözden geçirileceği tartışmalarıyla geçmiş ve Mısır-İsrail arasındaki Camp David anlaşmasının yeniden gözden geçirileceği ifade edilmiş ve Sina`dan İsrail`e ücretsiz gönderilen doğal gaz kısa bir süreliğine de kesilmişti.

Artık Mursi`nin masasının üzerinde `İsrail-Mısır barışı ve Gazze-Hamas sorunu` bulunuyordu.

Klasik Ortadoğu siyaseti İran-Suriye-Hizbullah-Hamas versus İsrail ve işbirlikçisi Arap yönetimleri üzerine kuruluydu. İran ve İsrail bu gerilimden azami düzeyde yararlanıyordu.

Ortadoğu barışı için İsrail`in tek talebi Hizbullah ve Hamas tarafından tanınmaydı. Bunun İsrail açısından önemi, meşruiyetini dinden alan iki örgüt tarafından tanınması mevcut işgalin resmileşmesi ve İslam ülkeleri nezdinde psikolojik üstünlük sağlanmasıydı. İki örgüt de hiçbir zaman İsrail`in varlığını kabul etmeyeceklerini açıklıyorlardı. Ret varlık nedenleriydi.

Bundan dolayı FKÖ ve İsrail görüşmeleri Hamas tarafından desteklenmiyordu. İslam ülkeleri Filistin-İsrail barışının oluşması ve Filistin Devleti`nin kurulması için Hamas`a baskı yapıyorlardı.

25 Ocak 2006`da Filistin`de yapılan genel seçimleri Hamas kazanmıştı. İsmail Heniye başbakanlığında kurulan hükümet başta İsrail olmak üzere batılı ülkeler tarafından kabul edilmedi. Kabulün tek şartı İsrail`i tanımaktı. 2006 tarihinden sonra İsrail hükümeti Gazze ve Batı Şeria`da düzenlediği operasyonlar sonucu seçilmiş birçok parlamenter gözaltına alındı. Amerika eski Devlet Başkanı Jimmy Carter Filistin seçimlerine gözlemci olarak katılmıştı. Seçim sonuçları üzerine yaptığı değerlendirmede `demokrasiyle yönetilen birçok batılı ülkede bir bu kadar adil, şeffaf ve şaibesiz seçim yapılmamaktadır` demişti.

Buna rağmen batılı ülkelerin tehdit ve ambargoları sonucu Hamas hükümeti etkisizleştirildi ve sadece Gazze yönetimi elinde kaldı. Bugün Batı Şeria topraklarında atanmış bir hükümet bulunuyor. 2009`da yapılması gereken başkanlık seçimi de İsrail`in Aralık 2008`de başlattığı `Dökme kurşun operasyonu` sonucu iptal edildi!

Hamas İsrail`in meşruiyetini tanımadığı için Filistin Barış sürecine direkt destek vermiyor. FKÖ`nun Kudüs`ün başkent ve 1967 sınırlarını temel alarak yaptığı görüşmelere ses de çıkartmıyor. Bilinen bir gerçek ki: Sürece Hamas eklemlenmezse yapılacak barışın veya kurulacak devletin bir anlamı olmayacak. Bunu bilen ABD ve İsrail, Hamas`ı barış sürecine dâhil etmek için gizli çaba sarfediyor. Filistin`in devlet olma sorununu ayrı bir yazıda ele alacağız.

Gözüken o ki; `Filistin Devleti ve Hamas Sorunu` Mısır`a emanet edilmiş.

New York`ta BM Genel Kurulu`nun bu yılki açılışında Mısır`ın iki gündem maddesi bulunuyor: `Filistin sorunu ve Suriye Krizi.`

Arap Baharıyla başlayan süreçte Ortadoğu`da yeni haritaların ortaya çıkmasını sürpriz karşılamak gerekir.

Yenişafak

———————————-
Süleyman Gündüz
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI