Bireysel silahlanma – (Beril Dedeoğlu)

0
237

Cezaları caydırıcı görmeyen Türkiye vatandaşları, bu kadar tabanca tüfek edinme ihtiyacını neden duyuyor diye sormak gerekiyor. Bireylerin güvenlik ihtiyacını devlet sağlayamadığı için mi yoksa insanların kafasındaki adalet

İzmir’de rastgele açılan ateş, parkta kaydıraktan kayan altı yaşındaki Umut’un ölümüne yol açtı. Bu üzücü olay ne yazık ki Türkiye’deki bireysel silahlanma sorununu hatırlamaya yol açtı.

Umut Vakfı’nın verilere göre Türkiye’de 8 milyon evde silah bulunuyor, bu silahların % 65’i de ateşli silahlar. Ülkemizde ateşli silahlar arasında en fazla tüfek tercih ediliyor ve ölümlere de en fazla bu tüfekler yol açıyor. 2012’de bireysel silahlar nedeniyle 1200’den fazla olay yaşanmış, yaklaşık 2000 kişi mağdur olmuş. Asker, polis, jandarma dışında neredeyse birçok ülkenin ordusundan daha büyük rakama ulaşmış olan 217 bin güvenlik görevlisi gayet tabi ruhsatlı silah kullanıyorlar. Ruhsatlı silah edinen ve aslında görevi bu silahları kullanmasını gerektirmeyen çok sayıda insan var, bunların büyük bölümüne bulundurma ruhsatı veriliyor.

Bir insan kullanmayacağı bir eşyayı neden bulundurmak ister, orası anlaşılabilir değil. Silah biblo değil ki sehpanın üzerine koyup bakalım. Zaten verilere bakılırsa, bulundurma ruhsatı olanlar silahlarını kullanmaktan çekinmiyorlar. Üstelik bulundurdukları yer de genel olarak evleri değil, kendileriyle birlikte hareket eden motorlu araçları.

Artan silah sayısı

‘Meskun mahalde silah atma’ adı verilen ama nedense literatüre maganda kurşunu olarak geçen olaylarda her yıl % 12’lik bir artış oluyor. Maganda, evinde ruhsatlı ya da ruhsatsız tabancasıyla karısını vuran adama değil, düğünde eğlenirken ya da maç seyrederken şuursuzca sağa sola kurşun yağdırana deniyor. Tıpkı, araç kullanırken uyuyup sekiz kişinin ölümüne yol açana suçlu değil de trafik canavarı denmesi gibi.

Ruhsatlı silahların artış oranı neredeyse sabit. Ancak anlaşılan o ki bu artış silah piyasası için makul bir artış değil, bu nedenle tabanca ve tüfek edinmeyi kolaylaştıracak hukuki arayışlar devam ediyor. Verilere göre Türkiye’de 40 milyon kişi istediği an evini ve aracını bu yararlı aletlerle donatabilir.

Son 10 yılda, bireysel ateşli silahlar on kat artmış. Çevremizde yaklaşık 40 kişiden birinde ruhsatlı silah bulunuyor. Ruhsatların yarısı kullanma, yarısı da bulundurma için verilmiş. Birleşik Krallık’ta bireysel silahlanma yasak, Fransa’da son derece uzun ve zorlu bir prosedür var, Belçika’da atıcılık kulübüne üye olmak gerekiyor.

Artan vaka sayısı

Ruhsatsız silahlarla ilgili veriler ise çok daha vahim. Ruhsatsız silah sayısı, tahminlere göre, yaklaşık ruhsatlıların on katı. Bu durumda neredeyse her altı kişiden birinde silah olduğu söylenebilir. Ölümle sonuçlanan vakaların yaklaşık % 75’inde de ruhsatsız silahlar kullanılıyor.

Ruhsatlı silah, magandanın bulunmasını kısmen mümkün kılarken ruhsatsız silah sahibinin yakalanması pek mümkün olmuyor. Silah sahiplerini kayıt altına almak için ruhsat vermeyi kolaylaştırmak bir yöntem olarak görülüyor olabilir. Ancak Türkiye’deki silahlanma merakına bakılırsa, ruhsatlı ya da ruhsatsız fark etmez, insanlar bunları kendilerini büyük tehlikelerden korumak için değil birilerini öldürmek için ediniyorlar. Dolayısıyla kayıt altına alınsalar, suç işlediklerinde yakalanabilseler ve hatta ceza alsalar bile, birilerini öldürmekten vazgeçmeyecekler.

Cezaları caydırıcı görmeyen Türkiye vatandaşları, bu kadar tabanca tüfek edinme ihtiyacını neden duyuyor diye sormak gerekiyor. Bireylerin güvenlik ihtiyacını devlet sağlayamadığı için mi yoksa insanların kafasındaki adalet anlayışının hukuk sisteminde karşılığı bulunmadığı için mi insanlar bu yola sapıyorlar? Yani boşanmak için mahkemelerde sürüneceğine, karısını vurup kurtulmak daha mı kolay geliyor insanlara?

Belki de Türkiye’nin ruhsal durum haritasını çıkarmanın zamanı çoktan gelmiştir.

 Star

———————————-
Beril Dedeoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI