Bir Hakikat Yolcusu: Selman-ı Farisi

0
466

Mecusi âteşkedesinde kutsal ateşin sönmemesini sağlamakla görevli iken yeni bir din arayışına girerek kaçıp çöllere düşen Selman-ı Farisi’nin sıradışı hayat hikayesi… 

İslam’ı kabul eden İran asıllı ilk sahabe olan Selman-ı Farisi’nin asıl adı Mâhbe (Mâyeh) b. Bûzehmeşân (Bûzekhân, Bûzihşân, Hûşbûdân) b. Mürselân b. Yehbûzân’dır.

Müslüman olduktan sonra kendini Selman İbnü’l-İslâm diye tanıtmış, Selman el-Hayr, Selman-ı Pak veya Selman el-Hakim diye de anılmıştır. Mecusi dinine mensup olan babası köyünün reisi (dihkan) idi. Selman, Râmhürmüz’de doğdu ve ilk çocukluk yıllarını burada geçirdi.

Küçük yaşlarda ailesiyle birlikte buradan ayrılıp Ceyy (Ceyyân, daha sonra Şehristan) diye anılan bir köye göç etti. Zengin ve itibarlı bir aileye mensup olan Selman biri Kindeli olan, diğeri vefatı sırasında baş ucunda bulunan Bukayre isimli iki hanımla evlendi.

Abdullah adlı bir oğlu ile biri İsfahan’da, diğerleri Mısır’da yaşayan üç kızından bahsedilmektedir. Oğlu Abdullah’tan torunu olan Abdurrahman dedesinin Müslüman oluş kıssasını rivayet etmiştir.

Mecusi âteşkedesinde kutsal ateşin sönmemesini sağlamakla görevli iken yeni bir din arayışına giren Selman ailesinin şiddetli muhalefetine rağmen Hıristiyanlığı benimsedi ve önce Dımaşk’a kaçtı, ardından Musul, Nusaybin ve Ammûriye’ye (Amorion) gitti.

Müslüman olma serüveni

Ammûriye’de kendisinden Hıristiyanlık hakkında bilgi aldığı bir papaz, ölüm döşeğinde iken kendisine pek yakında Arap yarımadasında İbrahim peygamberin Hanif dini üzere gönderilecek son peygamberin geleceğini haber verdi. Onun hediye kabul etmekle beraber sadaka almayacağını, ayrıca kürek kemikleri arasında nübüvvet mührü bulunacağını söyledi.

Bir Arap tüccarıyla tanışan Selman, kendisini çölden geçirmesi karşılığında sahip olduğu hayvanları ona verip kervanına katıldı. Ancak kervan Vâdilkurâ’ya ulaştığında tüccar Selman’ı bir Yahudi’ye köle olarak sattı. Ardından bu Yahudi onu Medine’de yaşayan Benî Kurayza’ya mensup bir başka Yahudi’ye (Osman b. Eşhel) sattı.

Selman, Medine’yi görünce Ammûriyeli rahibin tarif ettiği şehre geldiğini anladı. Daha sonraki günlerde Hz. Peygamber’in Medine’ye doğru yola çıktığını ve Kubâ’ya geldiğini duyunca hemen oraya gitti ve rahipten öğrendiği nübüvvet alametlerinin kendisinde bulunduğunu görünce Müslüman oldu.

Âzat edilmesine kadar meydana gelen Bedir ve Uhud gazvelerine katılamadı. Hendek Gazvesi’nden önce Resûl-i Ekrem’in tavsiyesi üzerine efendisiyle anlaşıp muhtemelen İslami dönemin ilk mükâtebe (yazışma) sözleşmesini yaptı.

Bedel olarak kararlaştırılan 300 hurma fidanı dikme işi Resûlullah’ın nezaretinde ashabın da yardımıyla gerçekleştirildi ve beytülmâlden 40 ukıyye ödenerek Selman’ın âzat edilmesi sağlandı.

“Selman bizden, Ehl-i beyt’tendir”

Hz. Peygamber, Selman ile Ebü’d-Derda’yı kardeş ilan etti. Selman, Hendek Gazvesi’ne ve ondan sonraki bütün savaşlara katıldı. Bu gazve sırasında bir hendek kazılmasını teklif etmesi ve hendek kazmadaki başarısı dolayısıyla ensar ve muhacirler Selman’ı kendilerinden sayma konusunda ihtilafa düşünce Resûlullah, “Selman bizden, Ehl-i beyt’tendir” diyerek bu tartışmaya son verdi.

Resûl-i Ekrem’in bu sözüne dayanan Hz. Ömer diğer Ehl-i beyt mensuplarına olduğu gibi ona da maaş bağladı; fakat Selman bu parayı sadaka olarak dağıtıp hurma liflerinden ördüğü hasırları satmak suretiyle hayatını kazanma yolunu seçti.

Zahid bir kişiliğe sahip olan Selman-ı Farisi, Resûl-i Ekrem’in övgüsünü kazandı. İlim öğrenmeye düşkünlüğü ve sünnete bağlılığı ile mensubu bulunduğu ashab-ı Suffe arasında önemli bir yer edindi. Medain valiliği sırasında bile mütevazı yaşayışını değiştirmediği için halkın teveccühünü kazandı.

Çok yer gezip farklı tecrübeler elde etmesi sonucu geniş birikime sahip olan Selman’ın Taif’in fethi sırasında mancınık ve debbâbe kullanılmasını tavsiye ettiği ve bunların yapımını bizzat gerçekleştirdiği belirtilmektedir.

Irak bölgesindeki fetihler başlayıncaya kadar Medine’de yaşadı. Hz. Ömer’in halifeliği zamanında İsfahan’a döndü. Kadisiye Savaşı’na, Medain, Celûlâ ve Belencer fetihlerine katıldı. Hz. Ömer’in emriyle Kûfe şehrinin kuruluşu aşamasında ve daha sonra önemli katkıları oldu ve halife onu Medain’e vali tayin etti.

Hz. Osman’ın hilâfetinin sonlarına kadar valilik görevine devam eden Selman’ın bu sırada vefat ettiği belirtilmektedir. Buna göre Medain’de 35 (656) yılı sonu veya 36 (656) yılı başlarında ölmüş olmalıdır. Onun bu tarihten önce veya daha sonra vefat ettiği de söylenmektedir.

Kabri Selmânıpâk kasabasında

Selman’ın IV. Murad tarafından yeniden yaptırılan türbesi Bağdat yakınlarında onun kabri etrafında oluştuğu belirtilen, bugün Selmânıpâk diye bilinen kasabadadır. Remle’de ve Mardin ilinin Nusaybin ilçesinde de birer makam türbesi bulunmaktadır.

Bazı İslâm ülkelerinde adı çeşitli mekânlara verilen Selman’ın kaç yıl yaşadığı konusunda ihtilâf edilmiştir. Zehebi, İbn Ebû Hâtim’den naklettiği bir rivayete dayanarak Selman’ın seksenli yaşlara varmadan öldüğünü, muhtemelen kırklı yaşlarda iken Hicaz’a geldiğini ifade etmiştir.

Hendek kazımı sırasında güçlü kuvvetli bir kimse olması dolayısıyla ensar ve muhacirlerin onu kendilerine nisbet etmeye çalışması Zehebi’nin bu tesbitini teyit etmektedir.

Selman’ın uzun yaşadığına dair haberler Abbas b. Yezîd el-Bahrânî tarafından nakledilmiş, hiçbir isnadı bulunmayan rivayetlerdir.

Fatiha Suresini Farsça’ya tercüme etti

Selman’ın Rumca ve İbranice öğrendiği, Farslar’ın, Romalılar’ın, Yahudi ve Hıristiyanların kutsal kitaplarını okuduğu rivayet edilmektedir. Bu sebeple onun hakkında “sâhibü’l-kitâbeyn” (Kur’an’ı ve Kitâb-ı Mukaddes’i iyi bilen) veya “önceki ve sonrakilerin ilmini öğrenmiş bitmez tükenmez bir umman” ifadeleri kullanılmıştır.

Selman’ın Fatiha suresini Farsça’ya tercüme ettiği ve Resûlullah’ın bunu menetmediği kaydedilmektedir. Selman, Hz. Peygamber’den hadis nakletmiş, kendisinden de hanımı Bukayre ile birçok sahabe, ayrıca birçok tâbiî hadis rivayet etmiştir. Selman’ın rivayet ettiği hadisler Kütüb-i Sitte’de bulunmakta, Ahmed b. Hanbel de el-Müsned’inde onun otuz yedi rivayetine yer vermektedir. En geniş müsned kabul edilen Baki b. Mahled’in eserinde altmış rivayetinin yer aldığı belirtilmektedir.

Hz. Peygamber’in saçlarını tıraş etmesi sebebiyle berberlerin pîri sayılan Selman, fütüvvet teşkilâtının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Kaynak: İbrahim Hatiboğlu / İslam Ansiklopedisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.