Bir Fil Hikayesi

0
701

“Fil”ler, çok geniş vadilerde yaşarlar ve “yol” olarak da her gün gidip-geldikleri güzergâhı kullanırlar…
Kâh “rüzgâr”la tayin ederler yönlerini, kâh “en yaşlı fil”in yol göstermesi ile…

Ama, asla yoldan çıkmazlar…
“Fil avcıları” da, gayet iyi bilir bu durumu… Bildikleri için de, “fillerin geçeceği yolu” derince kazarlar!..
Üzerini ince bir tabakayla örterler ve en önde yürüyen filin, kazılan o çukura düşmesini sağlarlar!..
Ya sonra?!?
Fil avcıları, “siyah elbiseler” içerisinde ve yüzleri kapalı olarak gelir, çukurda çırpınan fili “kırbaçla dövmeye” başlarlar!..
Birkaç gün hiç yiyecek vermezler, fili aç ve susuz bırakırlar!..
Birkaç gün sonra; aynı avcılar bu defa “beyaz elbiseler” içerisinde ve “son derece sevecen” bir yaklaşım içinde, filin sevdiği yiyeceklerle gelirler ve filin karnını doyururlar…
Tabii; filin sempatisini ve güvenini kazanmak için, hortumunu, yüzünü ve gözünü okşamayı da ihmal etmezler!..
Avcılar, fili kendilerine alıştırdıktan sonra çukurun önünü kazarak, fili oradan çıkarırlar ve hortumundan tutarak, kendi “fil damları”na götürürler…
Ölünceye kadar da, “ehlileştirdikleri” fili, kendi işlerinde kullanmaya başlarlar!..
Kâh “yük” taşıtırlar, kâh “sirk”lerde oynatırlar!..
Fil; evet “canını” kurtarmıştır, ama “fil olmaktan” da çıkmıştır!..
Üstelik, artık “özgür” de değildir!..