Ana Sayfa Kategoriler Bir Bayram Hikayesi: Çocuk ve Elbise

Bir Bayram Hikayesi: Çocuk ve Elbise

0
Bir Bayram Hikayesi: Çocuk ve Elbise

Her yıl bayram gelince mutluluk gelir çocuklara Güzel bayramlıklar alınır ve sabahın gelmesi dört gözle. Acaba her çocuk bayramlık sahibi olurmu?

Yaşlı adam bir konfeksiyon mağazasının vitrinine uzun uzun baktıktan sonra ilerideki yeşillikte oynayan çocukların en zayıfına dönerek “küçüüük!” diye seslendi, “bana biraz yardımcı olur musun?”

Çocuk hafta sonlarında yaptıkları misket oyununu ilk defa kazanmış olmasına rağmen, arkadaşlarını bırakıp geldi. 7-8 yaşlarındaydı ve üzerindeki elbiseler tek kelimeyle dökülüyordu. Yaşlı adam çocuğun saçlarını okşadıktan sonra “Vitrindeki elbiseyi giymeni istemiştim. Bakalım üzerine uyacak mı? dedi.

Çocuk bu teklifi ilk önce saka sandı. Ama adam son derece ciddiydi. Onunla birlikte mağazaya girerken ilk önce rüyada olup olmadığını düşündü. Genellikle ailedeki büyük çocuğa alınan veya komsular tarafından verilen giyecekler, elbiselerin ona dar gelmesiyle birlikte ortanca kardeşe kalır, birkaç sene sonra da dizleri aşınmış veya delinmiş vaziyette kendisine yamanırdı.

Ama her zaman hasta dedikleri babasının ne kadar zor para kazandığını bildiğinden, bu ise bir kere bile itiraz etmemişti. Simdi ise ilk defa yeni bir elbisesi olacaktı. Üstelik bayrama üç gün kala…

Çocuk yaşlı adamın gösterdiği elbiseleri giydiğinde büyümüş olduğunu ilk defa fark etti. Hepsinin üzerine giydiği kaban bir başkaydı ve artik üşümeyecekti.

Çocuk misketleri onun cebine bıraktığında iyice keyiflendi, irili ufaklı misketler, gayet derin olan ceplerin bir kösesinde kalmıştı. Demekki her bir cep en az elli misket alabilirdi.

Yaşlı adam çocuğu sağa sola döndürdükten sonra, elbiselerin paketlenmesini istedi. Ve is tamamlandığında tezgahtara dönerek “Elbiseleri torunuma alıyorum” dedi. Kendisine sürpriz yapacağım için, onları bu çocuğun üzerinde denedim.

Çocuk bir anda beyninden vurulmuşa döndü ve ne diyeceğini bilemedi. Ama artik büyüdüğüne göre bir şey belli etmemeliydi. Aynaya son bir defa daha baktıktan sonra üzerindekileri yavaşça çıkartarak, bir kenara fırlattığı eskileri giydi.

Adam elbiselerin torununa uyacağından emindi. Yaptığı hizmet için çocuğa bir çiklet parası vermek istediğinde onu yanında göremedi “haylaz velet” belli ki bu isten sıkılmıştı. Çocuk arkadaşlarının yanına döndüğünde, bir kenara çekilerek, onları seyretmeye koyuldu.

Ve bütün ısrarlara rağmen oyuna katılmadı. Arkadaşları “niçin oynamıyorsun”? diye sorudular , “En güzel misketleri sen kazanmıştın?”

Çocuk inci gibi yaslar süzülen gözlerini arkadaşlarından kaçırmaya çalışırken “Misketlerim bu elbiseye yakışmayacak kadar güzeldi.Bu yüzden onları bayramlık kabanlarımın cebine sakladım.”