Bir Anadolu efsanesidir Zeki Baba – (Arif Altunbaş)

0
99

Malatya`yı hatırlayınca, önce o gelir aklıma. Onu hatırlayınca da çocuk sokakta gözleri aydınlık yarınlar için parlayan ilk, orta ve Lise okul çağı çocukları.

Benim zihnimde o ve Malatya ikiz kardeş gibidir. Bir birinden kopmayan iki kardeş gibi. Mevlana`nın ‘`Ben oyum onda, o bendir bendedediği gibi.

O işinin başında olunca çocuk sokağın çocukları da bir başka dünyanın çocuklarıdır. O orada yoksa Malatya gençlerinin boynu bükük ve hüzünlüdür. Babalarını kaybetmiş çocukların acılarını okursunuz yüzlerinde. Her birinin yürekleri çığlık çığlık Kerbeladır.

Onun ve onun arkadaşları gibi güzel insanları kucağında büyüttüğü için Malatya`nın farklı bir ayrıcalığı vardır.

İhanet, vefasızlık, kalleşlik bulamazsınız onların edebiyatında. Adam gibi adamdırlar velhasıl. Her haliyle, duruşuyla babalığı hak etmiş bir ağabey, bir öğretmen, bir babadır Zeki Baba.

Malatya ve Malatyalılar adına cemiyet meydanında dik duran, soylu tavırlar sergileyebilen, bakışları, duruşlarıyla bir kimlik ve kişilik ortaya koyabilen gençlerin üzerinde Zeki Baba ve arkadaşlarının emeği, alın teri ve göz nuru vardır.

Birçok dava adamının sabırla, çileyle, inanç ve imanla ördüğü muhkem kaleler vardır Anadolu`da. Onlar ülkemizin mihenk taşları ve sütunları gibidir. Eğer sırtınızı o sütunlara yaslarsanız, gözü yumuk gideceğiniz yere varırsınız. Her biri çağımızın sahabeleri ve yıldızları gibidirler.

Gönül erlerinin ömürleri sürgünlerde, hapishanelerde, çilehanelerde geçer. Onlar can pazarlarında sınana sınana, idam sehpalarında denene denene geleceğe yürürüler. Onlar dik yürüdükçe arkalarından bir nesil yürür, her biri tek başına bir ordudur. İnsanlık tarihinin ibret sahnesi, onur abidesidir onların mücadelesi.

Hakkın bayrağını yüceltmek Hz. İbrahim gibi yüreğini ateşe vermekten geçer. Ateş o kor yürekle temas ettimi ateş olmaktan çıkar, bir cennet bahçesinin içinde kendinden geçer.

Dava adamı olmak işte böyle bir şey. Yani, zor şartlarda dertleri zevk edinmektir.

Gençlerimizi bir anne şefkatiyle bağrına basan, bir baba merhametiyle kucaklayabilen bir Mustafamız, Cavitimiz, Bahaddinimiz ve Zeki Babamız ve daha onlar gibi niceleri vardır şükürler olsun ülkemizde. Her biri kendi başlarına birer efsanedir.

Anadolunun, Balkanların, Kafkasların İslamlaşmasının en önemli aktörleri Yeseviler, Nakşibendîler, Yunuslar, Hacı Bayramlar ve Hacı Bektaşi Veliler gibi onlar

Horasan erlerinin ve erenlerinin bizlere emanet ettiği yolda yürürler. Bir millet kendi küllerinden tekrar onlarla birlikte doğar, dirilir ve ayağa kalkar böylece.

Ruh ve Kültür olarak gittikçe çoraklaşan, Bizanslaşmaya doğru kayan, tavanı tabanı çatırdayan yurdumuzda gönül erlerine, erenlerine, yani yoldan çıkan yolu yola getirecek Zeki Baba gibi gönül erlerine ne kadar da çok ihtiyacımız var bugün.

Bu gönül erlerinin her bu toprağın bağrında tütüp duran birer diriliş ocağıdır.

Malatya Çocuk Sokak`taki MTTB ‘de yetişen çocukların hepsi birer aksak
allı alperendir şimdi. Hepsinin Türkiyenin aynası olan yetişmiş çocukları ve torunları vardır.Onların bile nesillerinin bir çoğu ne yazık ki Çocuk Sokağın çocukları gibi çetin mevsimlerde, yetişmiş eşi benzeri az bulunan yaban gülleri gibi değil, inkâr ve Tuğyan fırtınalarının kavurduğu şehirlerin apartmanlarında yetişmiş, ruhları preslenmiş saksı gülleridir. Çünkü onlar Zeki Baba gibilerinin torna ve frezesinden geçmemiştir. İletişim çağında düş ve düşünceleri çağdaş firavunlarca katledilmiş ‘`X“ ve ‘`Y“ Gezi nesilleridir. Alfa olmaları pek mümkün değil.

Rahmetli Hamit Fendoğlunun Menderese işkence eden bir çavuşun kıçına attığı tekmeden sonra üzerine çullanan askerlerin yumruklarını hiç hissetmediği gibi

Zeki Baba 28 Şubat`ın kurbanı olarak Malatyanın suçunu çekmektedir. Dışarıda olsaydı yine bu yükü kardeşleri incimesin diye tek başına taşırdı bunu herkes bilir.

Şimdi 28 Şubat`ın failleri, katilleri, tetikçileri, maşaları dışarıda ya yazlıklarında veya sahil kenarlarında tatilde güneşleniyorlar. Birçok tutuklu daha cezaları dolmadan çeşitli bahanelerle Çankaya tarafından affedilip gün yüzüne çıkarılırken, o hala zindanda bu ülkeye aydın insanlar kazandırmanın bedelini ödüyor.

Zeki Baba anlatılmaz. O, yaşayan Anadolu efsanelerinden biridir. Efsane şu anda hala suçsuz yere hapishanededir. Acaba sesimizi duyan bir devlet yetkilisi veya Çankaya`nın zirvesine bu yazımızı ulaştıracak, şu Ramazan günde hayra vesile olacak bir Allahın kulu yok mu?

Vefasızlık ne kadar da kötü bir meslekmiş…

Suçsuz yere hapishanelerde yatan tüm mazlumlara selam olsun.

Arif Altunbaş – Haber 7
arfltnbs@hotmail.com

———————————-
Arif Altunbaş
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI