Bingazi notları – (Hakan Albayrak)

0
122

Havaalanında, Geçici Ulusal Konsey karargâhında, yollarda, Tahrir (Kurtuluş) Meydanı`nda gencecik askerler ve polisler var.

Havaalanında, Geçici Ulusal Konsey karargâhında, yollarda, Tahrir (Kurtuluş) Meydanı`nda gencecik askerler ve polisler var.

Bazılarının daha tüyü bitmemiş, yaşları 14-15.

Hepsi gönüllü.

Yüzlerinden vazife aşkı okunuyor.

Bir `ulu önder`e değil de halka –yani kendilerine- ait olan bir devleti temsil etmenin huzuru da okunuyor.

Üniformaları pırıl pırıl.

Duruşları vakur (ama kibirli değil).

Birçok Arap ülkesindeki asker ve polislerde görülen pejmurdelikten, bezginlikten eser yok.

O çöl sıcağının altında vaziyeti iyi idare ediyorlar.

İtimat ve iftihar telkin ediyorlar.

* * *

Kaddafi rejimi ülkeyi kontrol altında tutmak için sıkı bir istihbarat rejimi kurmuştu.

Bingazi`de o rejim yerle bir olduğu halde şehir `kontrol` altında.

“Asayiş sorunu var mı?” diye sorduğum Bingazililer, “Yok, Kaddafi`nin ordusu çok uzakta” diyorlar.

Yani rejimin saldırılarından başka kayda değer bir asayiş sorunu yok.

Hani Bingazi birbirini yemek için fırsat kollayan ilkel aşiretlerin şehriydi?

* * *

İki sene evvel Libya`ya geldiğimde Kaddafi resimlerinin ülkeyi boğduğunu hissetmiştim.

Bingazi`de bir tane Kaddafi resmi kalmamış.

Şehrin üzerinden ağır bir yük kalkmış adeta.

Sağda-solda Şehid Ömer Muhtar resimlerine / posterlerine rastlanıyor, ama `kültçülük` derecesinde değil.

Ay-yıldızlı yeni bayrağa (aslında eski bayrağa) gelince…

O`nu her yere asmışlar.

Normal zamanlar olsa bayrak fetişizmi derdim, ama normal zamanlar değil.

Devrim zamanları.

Bu topraklarda yeni bir günün başladığını vurgulamak için öyle yapmak gerekiyor.

* * *

Libyalı bir arkadaşıma “Beni şehrin en kalabalık yerine götürür müsün?” dedim.

Saat 15:00 civarıydı.

Arkadaşım, “Bu saatte kalabalık bir yer yoktur, çünkü millet kaylule yapıyor” dedi.

Kaylule: Öğle uykusu.

Şehir merkezine gittik, gerçekten de tek-tük insan gördük.

-Bingazi uyurken Kaddafi saldırıya geçerse ne olacak?

-Merak etme, bu saatte o da uyuyor.

* * *

Saat 17:00 sularında bir alışveriş merkezine girdik.

Bir pastaneden Kurtlar Vadisi`nin müziği geliyordu.

Girdik, baktık, tezgâhtar gençler televizyonda Kurtlar Vadisi`ne seyrediyorlar.

Selamlaştık, Türkiye`den geldiğimizi söyledik, çok sevindiler.

Polat Alemdar`a selamları var.

* * *

Bingazi`de petrol çok, ama üretimi ve satışı durduğu için şu günlerde kimseye bir faydası yok.

Yakında petrol ihracatına yeniden başlanması bekleniyor; o zamana kadar Bingazi yardıma muhtaç.

Libyalı arkadaşıma bu ekonomik krizi sordum, “Sıkıntılarımız var ama çok mutluyuz” dedi; “Kaddafi`den kurtulduk, hürriyete kavuştuk, istediğimiz gibi konuşuyoruz.”

* * *

Aylardır Bingazi`de vazife yapan bir Kızılay çalışanıyla görüştüm.

En son, 63 bin paket erzak gelmiş.

Her paket 1 ailenin 1 aylık yemek ihtiyacını karşılıyormuş.

-Yardımları nasıl dağıtıyorsunuz?

-Cami hocaları mahallelerin nabızlarını çok iyi tutuyorlar. Mahallelerin önde gelenleriyle beraber ihtiyaç sahiplerini belirleyip listeler hazırlıyorlar. Yardım faaliyetlerini genellikle onların üzerinden yürütüyoruz.

* * *

Tahrir Meydanı`nın yanındaki bir binada Türkiye ve İHH bayrakları asılı.

* * *

Duvarlar yazılarla, sloganlarla dolu.

Bir duvar yazısı şöyle:

“Kaddafi üst düzey bir Mossad ajanıdır”.

* * *

Camiler çok güzel, çok temiz.

Abdesthaneler de öyle.

Bol bol sabun var.

* * *

Geçici Ulusal Konsey karargâhında, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Konsey Başkanı Mustafa Abdulcelil arasındaki görüşme sürerken, devrimin ilk günlerinde telefonda tanıştığımız, süreç boyunca irtibatta olduğumuz, 3 ay önce Ankara`da yüz yüze de görüştüğümüz bir Konsey yetkilisiyle karşılaştık.

Mart ayındaki ve Nisan ayı başlarındaki telefon konuşmalarımızda Ankara`ya haklı olarak teessüf edip durmuştu.

Artık o teessüften geriye eser kalmamış.

Çok mutlu, çok heyecanlıydı.

“Bu tarihî bir an” dedi.

-İşi tatlıya bağladık mı?

-Hem de nasıl!

Evet, hem de nasıl!

Davutoğlu, Geçici Ulusal Konsey`in petrol, ekonomi, ticaret gibi konulardan sorumlu bakanlarıyla görüşmelerinin derinleşmesi üzerine, “Buyurun beraber Ankara`ya geçelim, orada mevkidaşlarınızla teferruatlı olarak görüşün” dedi… ve ilgili bakanlar (3 bakan) bu daveti memnuniyetle kabul edip Davutoğlu ile beraber apar topar Ankara`ya geldiler.

Tam bir dost muhabbeti, akraba muhabbeti.

Yeni Şafak

———————————-
Hakan Albayrak
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI