Bilgisiz olmaz

0
172

“Şehre Kudüs adını veren Abbâsî halifelerinden Me’mûn’dur. Daha önce hiçbir kaynakta bu isme rastlamak mümkün değildir. Müslümanlar, fetihten sonra İlya demişler; Mescid-i Aksâ da ‘İlya Mescidi’ olarak geçmiş, ama Abbâsîlere kadar Kudüs ismini kullanan olmamış. Şehrin İslâm kültüründeki esas ismi Beytülmakdis’dir. Hz. Peygamber’in birçok hadisinde bu şekilde yer almıştır. Abbâsîler, tamamen ideolojik gayelerle ve Müslümanların zihinlerini yeniden şekillendirmek için, şehrin ismini değiştirmişlerdir.”

Prof. Dr. Abdulfettah Uveysî [El Awaisi] ile Kudüs üzerine sohbetimiz, onun “zihinsel işgal”i tanımlamak için verdiği bu örnekle başladı. Uveysî, akademik çalışmalarında ve kitaplarında “Kudüs” ismini kullanmaktan kasten kaçınıyor. Kendisinin kullandığı ve tavsiye ettiği kavram “Beytülmakdis.” Belki birçoğumuza küçük bir ayrıntı gibi gelebilir bu hassasiyet. Ama Uveysî, Kudüs’le ilgili “doğru bakış” iddiamızın, şehrin isminden başlaması gerektiğini düşünüyor.

1992’nin ortasında İsrail tarafından sınır dışı edilene kadar çalışmalarını Filistin merkezli olarak sürdüren Uveysî, akademik faaliyetlerine daha sonra Londra’da devam etmiş. Yemen, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Malezya’daki üniversitelerde dersler veren Uveysî’nin İngilizce ve Arapça yayımladığı çok sayıda eserden bazıları Fransızca, Malayca ve Türkçeye de çevrilmiş. “Beytülmakdis Bereket Daireleri Teorisi” ve “Rasulullah’ın Beytülmakdis Fethine Dair Stratejik Planı” bilhassa günümüz Türkiye’sinde Kudüs’le ilgili çalışma yapan herkesin okuması gereken iki temel kaynak.

Yaklaşık altı yıl önce Türkiye’ye yerleşen Prof. Dr. Abdulfettah Uveysî, “değişimi ve özgürlüğü yöneten bilgidir” düşüncesiyle, 2015’te Beytülmakdis Çalışmaları Vakfı’nı kurdu. Vakıf, uzun yıllardır farklı ülkelerde devam ettirilen akademik çalışmaların bereketli bir semeresi olarak değerlendirilebilir. Kurulduğunda “Türkiye’de Beytülmakdis merkezli akademik çalışmalar yapan ilk vakıf” olan kurumun Türkiye’deki üniversitelerde yaygınlaştırılması, Prof. Dr. Uveysî’nin en büyük dileği.

Beytülmakdis Çalışmaları Vakfı’nın İstanbul Şirinevler’deki merkezinde sohbet ettiğim Prof. Dr. Uveysî, “Filistin meselesinin, ilmî temellerini sağlamlaştırmaya çalışıyoruz. Bilgi olmadan adım atmamız mümkün değil” derken, ben de kendi adıma “bilgi” noktasında ne kadar geri kaldığımızı sorguluyordum. Onca iddiaya ve kabarık lafa rağmen, Mescid-i Aksâ’nın fiziksel sınırlarını bile ancak son yıllarda öğrenmemiz, kat etmemiz gereken çok uzun mesafeler olduğunu gösteriyor mesela.

Sohbet sırasında Uveysî Hoca’ya, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs konusunda çok hassas. Çalışmalarınızdan haberdar mı? Kendisiyle görüşebildiniz mi hiç?” diye sordum. İtiraf edeyim, otomatik olarak “Görüştük” cevabını beklediğim bir soruydu bu. Ancak Uveysî, şimdiye kadar görüşemediklerini, kendisinden randevu taleplerine de -henüz- dönüş olmadığını ifade etti. Altı yıldır Türkiye’de akademik çalışmalarını sürdüren böylesine donanımlı bir ismin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la çoktan görüşmüş ve çalışmalarını kendisine takdim etmiş olması gerekirdi. Çünkü Uveysî ve ekibinin yaptığı çalışmaların kıymetini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da takdir edeceğinde ve akademik camianın kendisinden daha fazla istifade etmesinin yollarını açacağında şüphe yok. Umarım, bu eksiklik hızlıca giderilir.

***

Milletimiz Kudüs konusunda en üst düzeyde duyarlı. Düzenlenen etkinliklere, toplantılara, mitinglere vs. katılım hep çok yüksek. Mescid-i Aksâ’da herhangi bir gerilim olduğunda, bunu Türkiye’nin her şehrinde anında hissetmeniz mümkün. Dualarda Kudüs’e her zaman yer var, gözyaşları Kudüs için akmaya hep hazır.

Ancak tüm bu duyarlılığa rağmen, Kudüs ve Filistin meselesinde bir dağınıklık ve kafa karışıklığı da göze çarpmıyor değil. Duygular ortalıkta somut olarak varlığını hissettirirken, tüm bu samimiyetin etkili bir şekilde sonuca doğru kanalize edilememesi problemini yaşıyoruz. Çabalıyoruz, koşturuyoruz, yoruluyoruz, ama ortaya derli-toplu bir netice çıkmıyor. Bunun da temel nedeni: Bilgi eksikliğimiz.

Bir konuda doğru ve etkili tepki verebilmek için, onu bütün yönleriyle kavramak ve derinlemesine tanımak gerekiyor. Sadece duyguyla hareket edenlerin veya savunduğu meseleyi yüzeysel şekilde bilenlerin, sahada herhangi bir tesir meydana getirmesi de mümkün görünmüyor maalesef. Slogan ve hamaset, mesele Kudüs ve Filistin olunca, tümüyle geçersiz akçeye dönüşüyor. Sıklıkla atıf yaptığımız ve eksikliğini hissettiğimiz “kültürel iktidar” kavramına “akademik iktidar”, “zihinsel iktidar”, “kavramsal iktidar” gibi başlıkları da ekleyerek, silkinip kendimize gelmemiz en doğrusu.

***

İşte Beytülmakdis Çalışmaları Vakfı, bu bilgi eksikliğinin giderilmesi için, Kudüs ve Filistin’le ilgili her türlü elzem veriyi ve bilgiyi, yüksek bir akademik seviye eşliğinde, ayağımıza getiriyor. Benzer kurumların çoğaltılması, bilginin üretimi ve yaygınlaştırılması noktasında daha hassas olunması, hepimizin görevi. Sadece Kudüs’le ilgili de değil üstelik, İslâm coğrafyasının her bir köşesiyle ilgili emsal çalışmaların yapılması gerekiyor. Ki, samimiyetlerimizin altı somut bilgilerle dolsun, duygularımız zemine daha sağlam bassın.

Taha Kılınç / Yeni Şafak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.