Bilgelik yolunda – (Orhan Miroğlu)

0
114

Bilgi çağında insanın içine düştüğü belirsizlik, boşluk ve bulanıklık; kaygı verici boyutlarda seyrediyor. Gerçekten bilgi çağında boğazına kadar cehalete batmış bir toplumla karşı karşıyayız. Buna “Enformatik Cehalet” mi deriz, yoksa “Pozitivist Musibet” mi bilemiyorum. Bilinen bir şey var ki, o da bilgi ile şımaran bir dünyanın tasallutu altındayız.

Batı’nın elinde bilgi, insanı nesneleştirme silahına dönüştü.

Bilgi obezitesine yakalanan çağın insanı; bilinç, basiret ve bilgelik iklimine uzak düştü. Kendini bilgin sayma gururu ve üstün görme kibri, yeni budalalıkların zemini oldu.

Artık bilgi, bize çok yakın… Tek bir tuşla ulaşmak mümkün… Peki ya bilgeliğe, insanlığa?

Bilgiye boğulduk, bilenlerin yorumları ile yorulduk, ancak insanlık yolunda ne kadar yol alabildik, bilemiyorum…

Bolca diplomalı, icazetli, etiketli, titri ve kariyeri olan okumuşlarımız var, ama kimlik erimesinin, şahsiyet yozlaşmasının önüne geçilemiyor…

Popüler, profan, pagan okumalar ufkumuzu açmıyor, umut vermiyor…

Bilgi peşinde koşanlar, bilgelik arayışında olanların açık ara önlerine geçti ve yol başlarını tuttular…

Seküler yaşam kodlarında, bilgiyi bilgeliğe dönüştürme kısırlığı yaşanıyor… Bilgesiz dünyalar çoraklaşıyor… Ciddi bir kaht-ı rical, başını almış gidiyor…

Peki, şimdi biz; bilginlik, bilgelik ve bilgiçlik üçlemesinde nerede duruyoruz?

Ama öncelikle bilgelik ne demektir, bu soruya cevap arayalım…

Bilgelik, sadece bilmek değildir; bilgiyi yerinde ve doğru kullanmaktır.

Bilgelik; dürüstlük, kararlılık, iyilik, doğruluk, isabetlilik, istikrar ve istikamet içerir.

Bilgelik, erdemin rahmidir.

Bilge, düşünceyi eyleme dönüştürendir.

Bilgeler geçmişe bakarken, geleceği de görebilme ferasetini taşırlar.

Bilgelik; kemale yürümenin, erdemi kuşanmanın adıdır.

Bilgelik; hikmet, irfan, marifet pınarından beslenmektir.

Görsel olana takılmadan, göksel lütuflara mazhariyetin tecellisidir… Hamd’e vesile olan, bilgidir… Malumat yığınları arasından, marifet iklimine yolculuktur…

Artık bize düşen bilginin müridi, bilgeliğin mürşidi olmaktır… Ancak bilgelikle; kaoslar, kâbuslar, karanlıklar, kumpaslar, karmaşalar aşılır… Dünya arınır… Hayat anlam kazanır…

Bilginin öznesi olan insan, bilgedir… Acısı, çilesi, derdi, davası olan bilge şahsiyetler, hayatın bereketi ve rahmetidir…

Bilgeliğin sihirli bir formülü yoktur, ancak bilgeliğin yol haritasından bahsedebiliriz;

Bir; kişi kendini bilecek…

İki; kişi Rabbini bilecek…

Üç; kişi haddini bilecek…

Dört; kişi hesabını bilecek…

Bir de bilgeliği anlatan bir Fars dörtlüğünü görelim;

O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini; çocuktur, onu eğitin, yetiştirin.

O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini; cahildir, ondan uzak durun.

O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini; belki uykudadır, onu uyandırın.

O ki, biliyor ama biliyor bildiğini; bilge kişidir, onu takip edin.

İnsanda bilgelik potansiyeli vardır; yeter ki kendini keşfetsin, fıtratına dönsün, vahyin öğretisine teslim olsun…

İyi bir kafaya sahip olmak yetmiyor; mesele onu iyi kullanmak, yani akletmektir. Kitabi tefekkür etmektir…

İleriye bakmak ve görmek de yeterli değil, önemli olan aynı zamanda kendine doğru içsel bir yolculuğa çıkabilmektir… O vakit anlarız, içimizde depreşen benlik ve bencilliklerimiz mi yoksa bilgelik potansiyelimiz mi?

Unutmayalım ki; biz neye hazırsak, o da bize hazırdır…

———————————-

Orhan Miroğlu

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI