Berfo Ana ve Zekeriya Şengöz – (Arife Köse)

0
154

Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın, plazma ekranlardan ifade verdikleri, daha doğrusu vermedikleri, duruşmada mahkeme salonundaydım.

Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın, plazma ekranlardan ifade verdikleri, daha doğrusu vermedikleri, duruşmada mahkeme salonundaydım.

Berfo Ana’nın öldüğünü duyduğum an duruşmanın her bir anı yeniden geçti gözlerimin önünden. Berfo Ana tekerlekli sandalyede mahkemeye gelirken, Evren ve Şahinkaya’nın hastane odasındaki yataklarından utanmazca mahkemeyi tanımadıklarını söylemelerini anımsadım. “Biz darbeye teşebbüs etmedik, darbe yaptık. Bu mahkeme bizi yargılayamaz” diyordu Kenan Evren.

Kenan Evren’in, “Katıldığınız bir programda, adaletli olsun diye `Bir sağdan bir soldan astık` şeklinde bir cümle kurdunuz. Bunu ne amaçla söylediniz? Adam asmak eylemi bu kadar basite indirgenebilir mi? Bu hususu açıklar mısınız?” sorusuna, “Söyledim. Sağda olanlar var, solda olanlar vardı. Bununla hiçbir tarafı tutmadığımızı, bitaraf olduğumuzu anlatmak istedik” diyerek cevap vermesini anımsadım.

Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, plazma ekranlarda görünür görünmez, mahkeme salonundakilerin, kimin duyup duymadığını umursamadan, yüzlerine karşı “katil” demelerini anımsadım.

Yanımda oturan kadının, sistemi salona kuran teknisyene “Evren de bizi görüyor mu?” diye sorup, “evet” cevabını aldıktan sonra, işaret parmağını Evren’in yüzüne doğru “hesap vereceksin” dercesine sallayışını anımsadım. Etrafın “aman, dur, ne yapıyorsun” uyarılarına aldırmadan, “bunca yıldır korktuk bu adamlardan, yeter artık, niye duracakmışım ki” demesini anımsadım.

Berfo Ana rahatsızlığından dolayı o duruşmaya gelememişti ama oğlu oradaydı.

Dün, omuzlarda uğurlandı Berfo Ana.

Hepimizin hissettiği üzüntüyle karışık suçluluk duygusuydu aslında. Oğlunun mezarını göremeden öldü Berfo Ana.

Berfo Ana’nın oğlunun mezarını göremeden ölmesine, “İşte bakın, AKP darbelerle ancak bu kadar hesaplaşır. Zaten bu davalar da bir tiyatrodan ibaret” diyerek işin içinden çıkmak ne kadar kolay değil mi?

Ya da “zaten mahkemeler devam ediyor, darbeciler yargılanıyor, çok da üstüne gitmemek lazım” demek de çok kolay.

Bu iki tutumdan birine sahip olarak, ama hiçbir şey yapmayarak, hem darbe karşıtı olduğumuzu iddia edebilir hem de suya sabuna dokunmadan, en keskin muhalif ya da en keskin taraftar olarak siyaset yaptığımızı düşünebiliriz.

Ama asıl mesele şu; Berfo Ana’nın oğlunun mezarı nerede?

Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu olarak, 12 Eylül 2008’de, 12 Eylül darbesini yargılayan bir vicdan mahkemesi yapmıştık. O mahkemenin başkanı Fethiye Çetin, açılış konuşmasında şöyle demişti; “Geçmişle yüzleşme, suç ve suçlu için en ağır cezayı; yani suçun ve suçlunun toplumu oluşturan bireylerin vicdanlarında mahkum edilmesi cezasını bünyesinde barındırdığı için önemli. Derin acılara ve mağduriyetlere neden olan eylemlerin bir daha yaşanmamak üzere hayatımızdan çıkarılması, toplumun vicdanında o eylemlerin mahkum edilmesine bağlı. Toplum izin vermezse zulüm yaşanmaz. Seyircisiz zulüm olmaz.

Türkiye’de bu zulümlerin en büyüğünden bir tanesi de 28 Şubat’ta yaşandı.

Mesela 28 Şubat darbesi sürecinde tutuklanan Zekeriya Şengöz’ün hala neden cezaevinde olduğunu bilen var mı? Adı bile belli olmayan bir örgüte üye olmaktan dolayı 28 Şubat darbesi döneminden beri Malatya’da cezaevinde yatıyor hala kendisi.

Peki ya Fahri Memur, Salih İzzet Erdiş (Salih Mirzabeyoğlu), İrfan Çağrıcı, Rıdvan Çağrıcı, Can Özbilen, Osman Erdemir, İsmail Şah Balta’nın neden hala hapiste olduğunu? Hala cezaevinde olup ismini yazmadıklarım varsa lütfen beni affetsinler.

Evet, seyircisiz zulüm olmaz, toplum izin vermezse zulüm yaşanmaz!

Zaten bu mahkemeler tiyatro” ya da “nasıl olsa yargılanıyorlar” demeyelim. Biz izin vermezsek, ne Berfo Ana’nın vasiyeti yerde kalır ne de Zekeriya Şengöz hayatının geri kalanını cezaevinde geçirir.

Yazıyı bir hatırlatmayla bitirmiş olayım. Bir sonraki 12 Eylül davası 18 Nisan Perşembe günü. Lütfen bugün Berfo Ana’ya verdiğimiz sözü unutmayalım.

arifekose@gmail.com

Düzce Yerel Haber

———————————-
Arife Köse
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI