Bayezid'den Suriye Halkına Destek

0
133

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu’nun Beyazıt’ta düzenlediği, Suriye’de zalim Esad yönetiminin katliamlarının protesto edildiği programa yüzlerce kişi katıldı.

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu’nun Beyazıt’ta düzenlediği, Suriye’de zalim Esad yönetiminin katliamlarının protesto edildiği programa yüzlerce kişi katıldı.

Kılınan öğle namazını müteakip başlayan gösteride Mazlumder Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan BEYHAN, Özgür-Der Genel Başkan Yardımcısı Kenan ALPAY, Araştırma ve Kültür Vakfı Başkanı Şemsettin ÖZDEMİR, Suriye Ulusal Konseyi üyesi Halit Hoca, İHH Genel Başkanı Bülent YILDIRIM ve Suriye Yüksek Devrim Konseyi üyesi Muhammed Ebu Ömer birer konuşma yaptılar. Arapça bir konuşmayı da Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu adına Sait TOBA yaptı .

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu adına basın bildirisini okuyan Davut GÜLER’den sonra Grup Yürüyüş, “Unadikum”, “Özgürlük Türküsü” ve Suriye ile ilgili yeni bestelemiş oldukları “Diren” ezgilerini seslendirerek programa katkıda bulundu.

Basın Açıklamasının Tam Metni:

KATİL BAAS DİKTATÖRLÜĞÜNÜN KARŞISINDA

MAZLUM SURİYE HALKININ YANINDAYIZ!

11 Aralık 2011

40 yılı aşkın bir süredir Suriye’de baskı, işkence ve zulümle iktidarını korumaya çalışan Baas cuntası Suriye halkına yönelik katliam ve sindirme politikalarına hız vermiş durumda. Ortadoğu’da yükselen adalet ve özgürlük taleplerinin Suriye’de de yankılanması karşısında paniğe kapılan Esad diktatörlüğü Suriye İntifadasını tanklarla bastırmaya çalışıyor.

Suriye’nin muhtelif şehirlerinden her gün yeni katliam haberleri geliyor. Bilhassa Cuma ve cenaze namazları sonrasında düzenlenen protesto gösterileri kanlı bir biçimde bastırılmaya çalışılıyor. Sivil, barışçıl eylemlere karşı rejim güçlerince gerçekleştirilen vahşice saldırılarda her defasında onlarca insan hayatını kaybediyor. Hiçbir hukuk prosedürü işletilmeksizin yürütülen kitlesel tutuklama ve işkence kampanyalarıyla halk sindirilmek isteniyor.

Suriyeli kardeşlerimiz ise diktatörlük rejiminin tüm baskılarına, işkence ve hunharca katliamlarına rağmen sekiz aydır “Zulme ve diktatörlüğe hayır!” şiarıyla destansı mücadelelerini sürdürüyorlar. Ne gariptir ki, Baas’ın cinayet şebekelerine karşı hemen her şehirde işkence ve ölümleri göze alarak aylardır ısrarla meydanlara dökülen milyonlarca insanın uluslar arası güçler tarafından kışkırtılmış veya oyuna getirilmiş oldukları iddialarını halen seslendirenler, bu saçmalığa inananlar bulunabiliyor. Oysa adaletle ve insafla bakan herkesin de çok rahatlıkla görebileceği, şahitlik edebileceği gibi, özgürlük ve adalet için kıyam eden Suriye halkı izzet ve şerefinin Esad cuntası tarafından daha fazla çiğnenmesine tahammül edemeyeceğini kanı ve canı pahasına bütün dünyaya haykırmakta.

Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak Suriyeli kardeşlerimizin maruz kaldığı bu sistematik vahşetten ötürü büyük bir acı ve öfke; teslimiyet ve iradesizliğe karşı yükselttiği direnişle ise onur duymaktayız. Suriye yönetimi baskı ve zulüm politikalarına son vermeli, halkın özgürlük ve adalet taleplerini bastırmak için üzerlerine sürülen tanklarını, asker-sivil çetelerini derhal geri çekmelidir. Arabıyla Kürdüyle Sünnisiyle Alevisiyle tüm Suriye halkının kendilerini özgürce ifade edebilmeleri, işkence, tutuklanma, kaybedilme korkusu olmaksızın yönetimi eleştirebilme ve serbest seçimlerle değiştirebilme haklarının önündeki tüm engeller derhal kaldırılmalıdır.

Bizler Ortadoğu’da yaşanan sorunlara emperyalistlerin müdahil olmalarını asla haklı ve meşru bulmuyoruz. Bu yönüyle uluslar arası medyada dillendirilen Suriye’ye dış müdahale senaryolarını şiddetle reddediyor ve Suriye muhalefetine de hiçbir gerekçeyle sömürgeci güçlerden yardım dilenir pozisyona düşmemeleri gerektiğini hatırlatıyoruz. Bununla birlikte ülkeyi emperyalist güçlerin manipülasyonlarına açık hale getiren şeyin Baas cuntasının katliamcı politikaları olduğu gerçeğinden hareketle, bu tür kirli senaryoların boşa çıkartılması için öncelikle Baas rejiminin iktidardan çekilmesini talep ediyoruz.

Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak Tunus’tan başlayıp Mısır’a, Libya’ya, Bahreyn’e, Yemen’e, tüm Ortadoğu’ya yayılan İntifada ile onur duyuyoruz. Şii ya da Sünni olmalarına bakmaksızın, Müslüman halkların iradelerinin despotik azınlık yönetimleri eliyle gasp edilmesini reddediyoruz. Tüm Müslümanları da adaletli olmaya, tutarlı olmaya, kendimiz için talep ettiğimiz her şeyi kardeşlerimiz için de istemeye çağırıyoruz!

Bizler, İslam coğrafyasında özgürlük ve adalet şiarıyla ayağa kalmış tüm Müslümanların direnişlerini destekliyoruz. Baskıcı, zalim iktidarların zulümlerine karşı tüm Ümmeti ve insanlığı duyarlılığa, Müslüman ve müstezaf halklarla dayanışmaya davet ediyoruz. On yıllardır silah zoruyla geniş kitlelere hükmeden azınlık diktalarına, cuntalara, işbirlikçilere karşı harekete geçen halkların yanında saf tutmanın hem kardeşlik hukukunun bir gereği, hem de vicdani bir sorumluluk olduğunun altını çiziyoruz.

SURİYE HALKIYLA DAYANIŞMA PLATFORMU