Başbakanın İran ziyareti – (Beril Dedeoğlu)

0
84

Esad, her ne kadar Annan’ın yol haritasını kabul ettiğini açıkladıysa da anlaşılan o ki Baas generalleri bu kabul ile fazla ilgilenmiyor ve katliamlar sürüyor. Suriyeliler, Türkiye, Irak ve Lübnan’a kaçarak canlarını kurtarmaya uğraşırken

Suriye’deki iktidarın sona yaklaştığı şu günlerde Başbakan Erdoğan’ın geniş bir bakan heyetiyle İran’a yaptığı ziyaret, bu ülkeye hala seçim yapma şansı olduğunu hatırlatma amacı taşıyor denebilir.

İstanbul’da bir kaç gün sonra gerçekleşecek Suriyelilerin Dostları Grubu toplantısında, Suriye ile ilgili aksiyon planı ilan edileceği tahmin edilebilir. Zira, bizzat Başbakan ABD ile Rusya’nın bazı konularda mutabakata vardıklarını ve bu çerçevedeki açıklamanın da İstanbul’da yapılacağını açıklamıştı. Aksiyon planı İstanbul’da açıklanamaz ise, konu sonraki toplantıya yani Paris’teki buluşmaya kalacak. Türkiye, Suriye konusundaki ortak eylem planını Sarkozy’nin kendi başarısı gibi gösterip seçimlerinde kullanmasına ve Türkiye’nin çabalarını da gölgelemeye kalkmasına izin vermek istemiyor. Dolayısıyla konu İstanbul’da netleşsin diye büyük bir çaba gösteriliyor; zaten Suriye’de de bekleyecek hal kalmadı.

Esad, her ne kadar Annan’ın yol haritasını kabul ettiğini açıkladıysa da anlaşılan o ki Baas generalleri bu kabul ile fazla ilgilenmiyor ve katliamlar sürüyor. Suriyeliler, Türkiye, Irak ve Lübnan’a kaçarak canlarını kurtarmaya uğraşırken Baas rejimi de bu sığınılan ülkelerin yumuşak karınlarına değecek işler yapmaktan kaçınmıyor.

Sorun Suriye’de

Türkiye’nin yumuşak karnı Kürt halkı, sorunu da PKK. Dolayısıyla Türkiye Suriyeli muhalifleri desteklerken Baasçılar da Suriye’den gelip Türkiye’de terör estirebilecek kesimleri destekliyor. Boşuna Türkiye terörle mücadelede yeni stratejiden söz etmiyor.

Bir yandan Suriye’ye yönelik eylem planın bir an önce ortaya konma ihtiyacı, öte yandan terör riski, Türkiye’nin hızlı davranması ancak o oranda da hata yapmaması gereğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin hızlı ve hatasız davranması demek, Suriye’ye askeri müdahale anlamına gelecek bir faaliyette bulunmadan, iktidarın el değiştirmesini sağlamak. Bu yolla, hem ‘batılı’ güçlerin alana girmesine engel olmak hem de yeni rejimin garantörü pozisyonunda olmak gibi bir beklenti bulunuyor.

Anlaşıldığı kadarıyla ABD’nin buna bir itirazı yok; Rusya da ‘başkaları’ durumdan kendisine vazife çıkaracağına Suriye’de Türkiye ağırlığı olmasına razı. Üstelik Türkiye’nin Suriye angajmanın ‘arzu edilen’ düzeyde tutulması mümkün; PKK ve ‘su sorunu’ gibi konular olduğu sürece Türkiye’nin fazla ileri gidemeyeceği bile düşünülüyor olabilir. Zaten Türkiye’ye yaptırılabilecek hata da bu konularla beslenir, Türkiye terörist kovalama gerekçesiyle Suriye’ye giriverir ve tabi böyle girerse çıkması da zor olur.

Çözüm İran’ın tercihinde

İran’a yapılan ziyaret, tam da bu denklemin İranlı yetkililere anlatılması anlamına geliyor. Türkiye, Suriye’ye ‘batılıların’ girmesine engel olan ve aynı zamanda kendisi de girmeye meraklı olmayan bir ülke olduğunu söylüyor İran’a. Bu, İran’a kalelerinden birini her durumda kaybedeceği bildirip, bu kalenin kimin yanında yer almasına razı olacağının sorulması demek. Ahmedinejad’ın tansiyonunun yükselmesi doğal, zira zor bir seçim söz konusu.

İran’ın seçimini kolaylaştıracak unsur ise, Başbakan’ın heyetindeki bakanlara bakılarak anlaşılabilir. Enerji ve ticaretten sorumlu bakanlarla İran’a gidiliyorsa, bu uluslararası toplumun giderek izole ettiği İran’a ekonomik çıkış yolu sunulması anlamına gelir. Kısacası Türkiye İran’a şunu diyor: Suriye yeniden kurulurken, bu ülke üzerindeki klasik etki yerine ‘enerji’ etkisi inşa edilebilir; Türkiye’nin itirazı yok. Bu arada Irak, İran ve Suriye ile ticaret artırıcı önlemler alınır; İsrail-İran gerginliği ikinci plana itilir ve kalkınma öncelikli bir ‘çevre’ yaratılması için birlikte çalışılır.

İran’ın bu yolu seçmemesi halinde ise, Türkiye’nin İran’ı doğrudan büyük güçlerin rekabetine terk etme ve aradan çekilme ihtimali var; muhtemelen bu da riskleriyle birlikte kendilerine anlatılıyordur.

 Star


———————————-
Beril Dedeoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI