Başbakan için endişeliyim – (Serdar Turgut)

0
111

Tayyip Erdoğan, 21 `inci yüzyılın Fidel Castro`su oldu. Nasıl ki Castro 20`nci yüzyılda siyasi çıkışları ve tavrıyla dünya sisteminin hiyerarşik yerleşik yapısını ve düzenini bozduysa, aynen Erdoğan da siyasi tavrı ve çıkışlarıyla global düzenin kurallarını bozdu, eski düzeni yıkmaya çalışıyor.

RECEP Tayyip Erdoğan, 21 `inci yüzyılın Fidel Castro`su oldu. Nasıl ki Castro 20`nci yüzyılda siyasi çıkışları ve tavrıyla dünya sisteminin hiyerarşik yerleşik yapısını ve düzenini bozduysa, aynen Erdoğan da siyasi tavrı ve çıkışlarıyla global düzenin kurallarını bozdu, eski düzeni yıkmaya çalışıyor.
Immanuel Wallerstein`in oluşturduğu kavramla kapitalist dünya sistemi diye adlandırılabilecek bir global düzen var. Bu düzende merkez ülkeler ve çevre ülkeler bulunuyor. Oyunun kurallarına göre sistem içindeki her ülke, kendisine tanınan sınırları zorlamadığı takdirde düzen kesintiye uğramadan işliyor.

MERKEZ-ÇEVRE DİNAMİĞİ

Kapitalist dünya sisteminde merkez ülkeler, çevre ülkelerden kendi hegemonyalarına yönelik bir başkaldırı gelmesini katiyen hoş karşılamazlar ve bu tür düzen yıkıcı başkaldırılar bir süre içinde mutlaka cezalandırılır ki ne düzen tamamen bozulsun, ne de başka ülkeler aynı başkaldırıya girişmesinler.
Fidel Castro bu düzenin işleyişine öyle bir çomak soktu ki, Amerika suikast ve askeri işgal dahil her yöntemi denedi onu devirmek için. Bugünlerde aynı kapitalist dünya sistemi ilk defa kendi hegemonyasına karşı başlatılan bu denli büyük saldırıyla karşı karşıya. Biraz da şaşırmış durumdalar. Tüm merkez ülkelerde bu şaşkınlık görülüyor; çünkü hiçbiri çevre diye tanımlanabilen bir ülkeden böylesine güçlü bir saldırı beklemiyordu.

TÜRKİYE`NİN MERKEZ OLMA ATAĞI

Tarihte daha önce hiçbir ülke, Türkiye`nin bugün yaptığı gibi çevre konumundan bu kadar hızlı çıkarak merkez ülke olmaya başlayıp diğer merkez ülkelerin alışmış oldukları hegemonik düzeni yıkmaya çalışmamıştı.
Çevre konumundaki ülke kabul edilen Türkiye, kendisine amaç olarak ilk önce bölgesinin sonra da dünyanın merkez ülkesi olma hedefini koydu. Bir süreç başlatıldı ve merkez konumundaki ülkelerin şaşkın bakışları altında sürüyor.
Sistemin alışılmış bütün kuralları yıkılıyor, işleyiş mekanizmaları yeniden tanımlanıyor. Bir anlamda kapitalist dünya sisteminin kuralları yeniden tanımlanıyor. Türkiye kuralları yeniden yazmaya soyundu. Merkez ülkeler bu kural yazma işinin sadece kendilerinin olduğunu düşünüyorlardı; şimdi baktılar ki kendilerinin çevre ülke olarak görmeye alıştıkları bir ülke hem kendini merkez olarak tanımlıyor hem de sistemin kurallarını yeniden yazmaya başlamış.
Obama`nın Türkiye ile İsrail konularında iniş çıkışları, kararsızlıkları ve Fransız Lider Sarkozy`nin diplomatik panik atakları gösteriyor ki eski merkezde hakikaten bir panik var.

BU ÇOK TEHLİKELİ BİR DURUM

İşte ben bu yüzden Başbakan Erdoğan için endişelenmeye başladım.
Aslında yazının başlığını “Erdoğan`ın hayatından endişeliyim” diye atacaktım ama bu çok fazla panik yaratıcı bir cümle olduğundan son anda vazgeçtim.
Kendi hegemonyasına ve kendi koyduğu kurallara daha önce böylesine güçlü bir saldırı görmemiş olan merkez, hakikaten panik içinde ama bu da tehlikeyi büyüten bir durum.
Panikleyen merkezlerde hâlâ başkalarına kötülük yapabilme gücü bolca var. Ve bu merkezler sistemin işleyişine dokundurmamak için buna kalkışanlara karşı güçlerini her zaman acımasızca kullanabilirler. Paniklemişken atacakları her adımın kötülük yapma etkisi daha büyük olacaktır. Daha önce Castro`ya karşı suikast da dahil her şeyi denediler; bugünlerde dünyanın yeni Castro`su haline gelmiş Başbakan Erdoğan`a da hiç hoş bakmadıkları kesindir.
Üstelik hemen herkes Türkiye`nin bu hegemonyaları sarsma cüretini sadece Erdoğan`ın karizmasından ve cesaretinden aldığını biliyor, o olmasaydı Türkiye`nin bugün yaptıklarını yapmasının imkânsız olduğunu söylüyorlar

OPERASYONLAR OLABİLİR

Ben açıkçası Türkiye`ye yönelik ve özellikle de Başbakan Erdoğan`ı hedef alan birçok operasyon bekliyorum önümüzdeki günlerde. Başbakan`ın otoritesini sarsmak için ekonomik operasyon yapılabilir. (Bunun şu anda denenmekte olduğuna yönelik şüphelerim var.) Büyük terör eylemleri olabilir ve hatta bunu söylemek bile hoş değil ama birtakım suikast girişimleri de olabilir. Unutmayalım ki yabancı güçlerin Türkiye`deki bir operasyonda kullanabilecekleri birçok Erdoğan düşmanı insan, potansiyel işbirlikçi bu ülkede var.

BİZLERE DÜŞEN

Eğer bugün Türkiye`nin girdiği yoldan memnunsak, koyulan hedefleri benimsemişsek, yapacağımız iş hepimizin gücü yettiği kadar Başbakan Erdoğan`a sahip çıkıp onu korumaya çalışmaktır. Bilim adamı bunu Türkiye`nin ihtiyaç olduğu yeni fikirleri sunarak, yazar da doğru bildiğini hiçbir şeyden çekinmeyerek ve eğer Başbakan`a gittiği yolda yardımcı olacak bazı fikirlere sahip olduğunu düşünüyorsa bunları ortaya koyarak yapabilir. Her meslek grubunun, her bireyin Türkiye`nin bugünkü mücadelesinde yapabileceği bazı şeyler mutlaka vardır.

TEHLİKEYİ SEVEN KARANLIK GÜÇLER

Unutmayalım ki dünyamız karanlık günlerden geçiyor. Var olan yapılar çöküyor, güç dengeleri yeniden tanımlanıyor, her türlü uyumakta olan karanlık güçler canlanmış durumdalar ve var güçleriyle bela çıkarmaya çalışıyorlar.
Bütün karanlık güçlerin ortak hedefi, bir büyük savaş çıkarmaktır. Ve bölgemiz merkezli bir dünya savaşı ihtimali her geçen gün artmaktadır. Bu bölgemizi ve özellikle de Türkiye`yi daha çok özel operasyonların hedefi haline getirmiştir.
Aman dikkatli olalım, aman Erdoğan`ı hep birlikte korumamızın hepimizin meselesi olduğunu
unutmayalım. Ve yine unutmayalım ki, Fidel Castro onca beladan arkasında halkın desteği olduğu için kurtulmuş ve bugüne kadar gelmiştir.

Habertürk

———————————-
Serdar Turgut
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI