Babür ve Bir Tohum

0
190

“Büyük olma yolundaki ilk adım, dürüst olmaktır.”

BABÜR VE BİR TOHUM

Bir zamanlar, giderek yaşlanan ve arkasında bir veliaht bırakması gerektiğini düşünen bir hükümdar vardı. Hükümdar, vezirlerinden veya çocuklarından birisini veliaht bırakmayı doğru bulmuyordu. Bunun için farklı bir şey yapmaya karar verdi.

Ülkesindeki hükümdarlığa aday olabilecek bütün gençleri huzuruna çağırdı ve onlara şöyle seslendi:

-Artık tahttan çekilmemin ve yerime yeni bir hükümdar seçmemin vakti geldi. 

Bugün her birinize bir tohum vereceğim, tek bir tohum. Ama çok özel bir tohum. Evlerinize dönüp tohumu ekmenizi, sulamanızı ve bir yıl sonra tohumdan çıkan bitkiyle geri gelmenizi istiyorum. O zaman bana getireceğiniz bitkiler hakkında hüküm verip benden sonra tahta geçecek hükümdarı seçeceğim.

O gün saraya çağrılanlar arasında Babür adında fakir; ama dürüst bir genç vardı, herkes gibi ona da bir tohum verilmişti. Babür, eve dönüp başından geçenleri heyecanla annesine anlattı. Annesi ona bir saksı ve biraz da toprak verdi. Babür, tohumu itinayla ekti, onu güneş ışığı görebileceği bir pencere kenarına koydu. Her gün onu suluyor, açacağı günü sabırsızlıkla bekliyordu.

Bir ay kadar sonra mahalledeki gençlerden bazıları tohumlarının nasıl açtığını, bitkilerin nasıl büyümeye başladığını anlatmaya başladı. Babür bu sözleri duyduktan sonra her defasında eve gidip kendi tohumuna bakıyordu. Gelgelelim, tohum filizlenmiyordu. Haftalar geçti; ama değişen hiçbir şey olmadı.

Bu arada Babür’ün arkadaşları ballandıra ballandıra saksılarındaki çiçeklerden bahsediyordu hep. Babür’ün ağzını ise bıçak açmıyordu; çünkü hakkında konuşacağı bir çiçeği yoktu. Elinde toprak dolu bir saksı vardı, o kadar. Ve artık başarısız olduğuna inanmaya başlamıştı.

Aradan altı ay geçti. Babür’ün saksısında çiçekten eser yoktu hâlâ. Tohumunu çürüttüğünü düşünmüştü. Başka herkesin kocaman çiçekleri ya da ağaç fidanları olmuştu; ama onun koca bir saksısı vardı sadece.

Nihayet bir yıl tamamlandı ve ülkenin gençleri yetiştirdikleri bitkileri hükümdarın huzuruna getirdiler. Babür, annesine boş bir saksıyı hükümdara götüremeyeceğini söylediyse de annesi saksıyı götürmesini ve dürüst davranmasını istedi.

Saraya ulaştığında diğer gençlerin getirdiği çeşit çeşit bitkiler karşısında hayrete düştü. Hepsi de rengârenkti ve misk gibi kokuyordu. Birbirlerine bu tohumları nasıl böyle güzel yetiştirdiklerini anlatan gençler, Babür’ün elindeki boş saksıyı gördüklerinde kahkahalarla ona güldüler. 

Hükümdar gençlerin yanına geldi ve bitkileri tek tek inceledi. Bu sırada Babür arkalara kaçıp gizlenmeye çalışıyordu. 

-Ne kadar da büyük ağaçlar ve çiçekler yetiştirmişsiniz öyle, dedi hükümdar. 

Sonra elinde boş saksıyı tutan Babür’ü gördü. Muhafızlara onu yanına getirmelerini söyledi. Babür korkudan titremeye başladı. Hükümdar yanına getirilen Babür’ün ismini sordu. Diğer gençlerin hepsi gülmeye ve kendi aralarında Babür ile alay etmeye başladılar. Hükümdar bir el hareketiyle hepsini susturdu. Babür’ü yanına aldı ve kalabalığa ilan etti: 

-Yeni hükümdarınızı selamlayın! Adı, Babür…

Babür, kulaklarına inanamadı. Tohumundan tek bir filiz bile çıkmamışken nasıl hükümdar olabilirdi ki?

Hükümdar, sözüne devam etti ve şöyle dedi:

-Bir yıl önce her birinize bir tohum verdim, onu ekip sulamanızı ve bir yıl sonra da bana getirmenizi istedim. Ama sizlere verdiğim tohumların hepsi kaynatılmıştı ve büyümeleri mümkün değildi. Babür hariç hepiniz bana çeşit çeşit ağaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdiniz. Tohumunuzun büyümediğini görünce, size verdiğim tohumun yerine başka bir tohum ektiniz. İçinizden sadece Babür kendisine verdiğim tohumun olduğu saksıyı bana getirme cesaretini ve daha da önemlisi dürüstlüğünü gösterebildi.