Atalarının İzinde Yolunu Şaşıran Neo-Selefiler

0
107

İslam’ın anlaşılması ve yorumlanması bağlamında hem itikadi hem de fıkhi alanda birçok mezhep ve ekol ortaya çıkmıştır. Bunların bir kısmı tarih içinde yok olurken bir kısmı da günümüze kadar ulaşmış olup Müslümanlar arasında varlığını sürdürmektedir. Bu mezheplerin tamamı kurucu ismin benimsemiş olduğu usul ve anlayışla gelişmiş ve genellikle de kurucu şahsiyetin ismiyle anılmıştır. Selefilik ise bu mezhepler gibi tarihsel süreç içinde ortaya çıkmış, kendine özgü bir metodoloji geliştirmiş bir yapı değildir. Rivayet eksenli bir anlama hatta taklit etme faaliyetidir. Literal okumaya dayanır ve içtihadı kategorik olarak reddeder. Bu zihniyeti tek bir ekole bağlamak da doğru değildir. Mesela Sünni ekoller içinde Selefilik zihniyeti olduğu gibi Şii ekoller içinde de Selefilik zihniyeti vardır. Şafii-Eş’ari çizgide yer alan veya Hanefi- Maturidi ekolüne mensup olduğu iddiasını taşıyıp da selefi bir zihniyetle hareket eden birçok şahıs/grup vardır. Dinin itikadi, ameli veya ahlaki bir konusunda akletmeyi, fıkhetmeyi, içselleştirmeyi ve cehd etmeyi terk edip ayetleri, hadisleri veya herhangi bir rivayeti slogan gibi kullanıp “Allah böyle diyor”, “Hz. Peygamber bunu buyuruyor” veya “falanca efendi, şeyh, imam şöyle söylüyor” diyerek tahakkümcülük yapmak tekelci bir zihniyettir ve Selefilik’tir. Bu söylem tarzı hangi mezhep veya meşrep ya da kişi tarafından dillendirilirse dillendirilsin apaçık bir Selefilik’tir. Bugün İslam dünyasında yaygın olan bu zihniyet maalesef birçok sorunumuzun da kaynağını oluşturmaktadır. Kısaca her mezhebin, her tarikatın ve her cemaatin selefileri arasındaki sürtüşme ve kavga çoğunluk olan, ana bünyeyi temsil eden diğer Müslümanları rehin almış durumdadır.

Ramazan Yıldırım

Makalenin tamamını tıklayarak okuyabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.