Asıl çılgın proje – (Ahmet İnsel)

0
131

Neden çılgın projemiz Kürt sorununu çözmek olmasın?

Neden çılgın projemiz Kürt sorununu çözmek olmasın? On sene sonrasını değil, hemen seçim sonrasını önüne koyan bir çözüm projesi, haldeki duruma bakınca, yeteri kadar çılgın bir proje değil mi? Belki müteahhitleri, inşaat sektörünü, kanal hafriyatını yapacak olanları, arazi rantıyla köşe dönme hayali kuranları kesmeyecektir bu proje. Ama Kürt sorunu hızla ve barış içinde çözülmezse yaşanması muhtemel olan toplumsal çatışmanın, beklenen kâr gerçekleşmelerini de büyük ölçüde sekteye uğratacağını dikkate almak, ayakların biraz suya ermesini sağlayabilir.

Demokrasi, Eşitlik ve Özgürlük Bloku’nun adaylarını destekleme toplantılarından birinde, bağımsız aday çalışmalarına yıllardır emek veren bir kadın aktivist bu alternatif çılgın proje fikrini dile getirdi. Gerçekten de bugün bu toplumda en yakıcı sorun nedir deyince karşımıza çıkan sorunu çözmek olamaz mı çılgın projemiz? Her gün insanların öldüğü, yüzlercesinin tutuklandığı, Türklerle Kürtlerin arasının her ölümden sonra bir parmak daha açıldığı ve bu nedenle çok daha vahim olaylara gebe bir sorunu çözmekten daha çılgın bir proje var mı bugün bu ülkede?

‘Ustalık’ dönemi

Tayyip Erdoğan ‘ustalık dönemi’ni esas olarak sermaye birikiminin hızlanmasına yönelik çabalarla tarif ediyor. İçinde yer aldığı siyasal mecra açısından aykırı değil bu. Artık merkez sağda hegemonyasını kurmuş olan AKP ve Tayyip Erdoğan’ın olgunluk dönemlerinde merkez sağ siyasetin atardamarı olan kâr fırsatı yaratma politikalarını diğer tüm politika önerilerinin önüne çok daha açık biçimde koyacağını ilan etmesi bu açıdan normal.

Erdoğan, Kürt sorunu konusunda dile getirdiği gibi, diğer sorunları sorun olmaktan çıkmış konular olarak tanımlıyor. Klasik kalkınmacı zihniyete uygun olarak, ne kadar hızlı büyüme sağlanırsa diğer sorunların da o kadar hızlı ve büyük ölçüde kendiliğinden çözüleceğine inanmamızı istiyor.

Çılgın proje olarak Türkiyelilere Kanalistanbul’u ve onu beklerken oyalanmaları için İstanbul’da iki yeni uydu kent kurmayı öneren, 10 yıl sonra dünyanın en büyük onuncu ekonomisi olmayı kendi içinde yeterli ve anlamlı bir toplumsal hedef olarak benimsememizi isteyen Erdoğan, bu çılgın projelerin mimarı olarak ülkenin şefi olma hayali kuruyor. Aslında zordan kaçıp, kolayı seçiyor. Seçtiği kolay yolun küçümser gibi yaptığı zorluklar tarafından yoldan çıkarılması, tahrip edilmesi ihtimali çok yüksek.

Duygusal bağ yitirilirken

Erdoğan’ın önümüze bu tür ‘çılgın’ projeler koyması, artık Türk çoğunluğuyla duygusal bağlarını giderek yitiren Kürt gençleri tarafından bir provokasyon olarak algılanmaz mı? İstanbul ili içinde yaşayanların ortalama ulusal geliri ile Muş, Diyarbakır veya Siirt’te yaşayanların ortalama geliri arasındaki farkı katbekat arttıracak bir çılgınlık bu. 2023 Türkiyesi’nin bugünkünden bölgesel olarak çok daha eşitsiz olacağını muştuluyor Başbakan. Artacak eşitsizliği düzeltecek bir öneri getirmiyor. Getiremiyor. Kürt sorununu çözmeden bu bölgesel eşitsizliği çözmeye aday olmak kargaların bile güleceği bir fikir olurdu.

Siyasal eşitlik ve yönetime katılma talepleri artık ertelenemez ve bastırılamaz aşamaya gelmiş olan Kürtlerde bu çılgın projeye karşı ne tür bir tepki oluşabileceğini tahmin etmek zor değil. “O nimeti sana huzur içinde yedirtmem” diyecek başka ama otantik çılgınlıklara zemin hazırlıyor.

Kürt sorunu bugün salt kimlik tanınmasıyla durulma, çözülme aşamasını geri dönüşsüz biçimde aştı. Yönetime katılma, isterse kendi diliyle yerel alanda yaşamını sürdürme, kimliğini saklamadan, inkâr etmeden eşit yurttaşlar olma talebi bugün somut, elle tutulur öneriler var ortada. “Kürtler ne istiyor” sorusu artık riyakâr bir soru. Yanıtı elbette çoğul olan bu sorunun ortak paydası, Kürtlerin eşit yurttaş olarak tanınmak istemeleri.

Erdoğan, çok sevdiği bir ifadeyle ‘açık ve net biçimde’ artık dile getirilen Kürt sorununu çözmeyi gündemine almıyor. Çılgın nitelemesini büyük bir müteahhitlik projesine yaraşır buluyor. Halbuki bu ülkede yaşayanların ortalama zihniyet dünyalarını dikkate aldığımızda, Kürt sorununda somut ve gerçekçi bir çözüm önerisinden çok daha çılgın bir siyasal-toplumsal proje yok bugün Türkiye’de. Bu toplumun iliklerine işletilen milliyetçiliğin hâkimiyeti karşısında, gerçek çılgın fikir Kürt sorununu eşitlik ve barış içinde çözmeye girişmek değil midir?

Radikal
———————————-
Ahmet İnsel
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI