Arap, Kürt ve Türkmen Kültür Buluşması Gaziantep’te Yapıldı

0
183

Merkezi Gaziantep’te bulunan İmran Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından organize edilen Arap, Kürt ve Türkmen Kültür Buluşması 03 Haziran Salı günü Gaziantep Uğur Plaza Otelde düzenlendi.

 

Toplantıya Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Geçici Hükümeti eski Başbakanı Gassan Hito, Suriye Ulusal Devrim Konseyi Üyesi Celalettin Hancı, Anadolu Platformu Suriye Koordinatörü Mahmut Kaçmazer, Arap, Kürt ve Türkmen gruplarının temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Son Yüzyılda Ortadoğu’daki İstibdat Yönetimleri Halkları Birbirinden Kopardı

Toplantıda bir konuşma yapan Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir Kürt, Türkmen ve Arapların bu topraklarda bin yılı aşkındır birlikte yaşadıklarını belirterek son yüz yılda Ortadoğu’daki istibdat yönetimlerinin halkları birbirimizden kopararak azınlık zulmüne maruz bıraktıklarını söyledi. Aldemir konuşmasını şöyle sürdürdü; “Bu buluşmalar bu anlamda bin yılı aşkındır var olan kardeşliğimizin, hafızanın yeniden tazelenmesidir. Bir kültürü, bir toplumu var kılan onun kültürel hafızasıdır. Sanatta, edebiyatta, mimaride, estetikte bin yılı aşkındır tarihten gelen ucu açık birikimlerdir. Bizler Suriye’de 80’lerde yaşanan Hama katliamına maalesef sahip çıkamadık. Fakat şuanda Suriye’de ve Ortadoğu’da yaşananları kendimizden ayrı görmeyerek kardeş olduğumuza, akraba olduğumuza ve aynı inancı paylaştığımıza inandığımız için karşılıklı birbirimize kucaklarımızı açtık. Bu buluşmaların bu kardeşliklerin elbette daha da derinleşmesi gerekir. Size Türkiye halkı olarak yeterli bir ev sahipliği yaptığımızı söyleyemeyiz. Halkımızın bir kısmı sizlere ön yargılı davranabilir. Onlar adına sizlerden özür diliyor ve gün geçtikçe kardeşliğimizin derinleşeceğine inanarak bu çalışmaların sizin kadar da bizim olduğunu bilmenizi isterim.

Farklılıklarımız Tehdit Değil Fırsattır

Bizler farklılıkların bir tehdit değil fırsat olduğuna inanıyoruz. Bin yıl önce olduğu gibi Selahaddin Eyyubi Kürtleri, Türkleri, Arapları bir çatı altında toplayarak o günün haçlılarını yenmiş Kudüs’ü özgürleştirmişti. Bizler Anadolu’da uzunca bir süredir istibdat yönetimleri eli ile Kürt kardeşlerimizle hiç uğruna kavga ettik. Ama ne zaman ki oturup kendi topraklarımızda konuşmaya başladık, çözümü batı başkentlerinde değil kendi başkentlerimizde aramaya başladık şuan Türkiye’de Kürtler ve Türkler yeniden kardeş oldu. Ortadoğu’nun topyekûn huzura kavuşması Türklerin, Kürtlerin ve Arapların yeniden üst bir kimlikle kardeş olmalarından geçiyor. Bunun için bizler Suriye’deki bu olaylar olduğundan beri bizzat kendim defaten Suriye’ye giderek çatışma bölgelerindeki çalışmaları yerinde inceleme fırsatlarımız oldu. Yardımlarımızın yanında onlarca toplantılar yaptık. Bunlara buradaki bir kısım kardeşlerimiz de katıldı. Suriyeli âlimlerle Türkiyeli âlimleri buluşturduk. Suriyeli gençlerle Türkiyeli gençleri, Suriyeli kadınlarla Türkiyeli kadınları, doktorları, üniversiteli hocalarını, çatışan grupları defaten bir araya getirdik. İş forumları yaptık. Sanatçıları, edebiyatçıları bir araya getirdik. Fakat kardeşlerim şunu gördük ki biz aynı coğrafyanın insanları olarak uzunca bir süre ayrı kaldığımız için aslında birbirinin eksiğini tamamlayan büyük bir ailenin çocuklarından başka bir şey olmadığımızı gördük. Suriye’de bu savaşı mazur görenler Türkiye’yi de savaşın içine çekmeye çalışıyor. Suriye’de halkın geleceğine operasyon çenek IŞID ne ise buradaki paralel yapı da onu yapmaya çalışıyor.

Gaziantep Halep’tir, Şam İstanbul’dur, Hama Ankara’dır

Şunu da konuşmamız lazım. Savaştan sonra nasıl bir Suriye öngörüyoruz. Savaşın içinde bunu yapmazsak başka bir zalime maruz kalırız. Bunun için bu tür ortamları sıklaştırmamız gerekir. Bu konuda bizlere her ne is düşüyorsa sizin bir kardeşiniz olarak destek olmaya hazırız. Kültürün olmadığı yerde kavga vardır çatışma vardır. Bu savaşın içerisinde Suriye kültürü yerle bir ediliyor. Bunları kayıt altına alınıp yeni nesillere taşımamız lazım. Eğer savaş sırasında Suriye kültürünü yitirirsek yeni Suriye’yi inşa etmekte zorlanırız. Şunu bilmenizi isteriz; Gaziantep Halep’tir, Şam İstanbul’dur, Hama Ankara’dır. Bu şehirlerimize düşen her bomba kendi şehirlerimize düşmüş kadar bizim yüreğimizi incitmektedir. Suriye’de ölen her çocuk bizim çocuğumuzdur, kendi evlatlarımızdır. Suriye direnişinin şu boyutu ülkemizde yeterince bilinmiyor. Bunu anlatmamız lazım. Suriye direnişinin şuanda basında yer alan bir kısım cani davranışlardan ibaret değildir. Orada bir insanlık adalet özgürlük mücadelesi veriliyor. Bunu hep beraber dünyaya anlatmamız gerekir.” dedi.